MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Mirasçılık belgesi istemi
... Belediye Başkanlığı tarafından açılan mirasçılık belgesi istemi davasının reddine dair ... 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 05.03.2013 gün ve 1529/284 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde; tapuda ... İli ... İlçesi ... Mahallesi 388 ada 20 parselde kayıtlı ve maliki ... olan taşınmaz için ... Belediyesi Encümeni tarafından 28.09.2011 tarih ve 1069 sayılı kararı ile kamulaştırma kararı alındığını, kayıt maliki ...'in 29.11.1941 tarihinde vefat ettiğini, kamulaştırma davası açabilmek için kayıt maliki ...'in veraset belgesi gerektiğini, Kamulaştırma Kanunu 7/1. maddesi gereği Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkındaki Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 25. maddesi gereği vekil edeni belediyenin kayıt malikinin veraset belgesini çıkartmaya yetkili olduğunu açıklayarak ...'in veraset belgesinin çıkartılarak verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; davacı vekilinin dosyada yetki belgesinin olmadığı, süresi içerisinde yetki belgesi ibraz edilmediği, davacıya iş bu davayı açma yetkisi verilmediği, davacının dava açma sıfatının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere ve kural olarak mirasçılık belgesi verilmesi veya iptali istemine ilişkin davaların, miras bırakanın mirasçıları, mirasçısı yoksa son mirasçı sıfatıyla ... ya da mahkemece yetki verilmek koşuluyla üçüncü kişiler tarafından açılabilmesine göre mahalli mahkemece oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve aşağıda dökümü yazılı 24,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 17.12.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava kamulaştırılan taşınmazın maliki ...’in veraset belgesini verilmesi isteğine ilişkindir.
Yerel Mahkemece; “ süresi içerisinde yetki belgesinin verilmediği ve davacının dava açma sıfatının olmadığı……..” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi ve hükmün davacı belediye vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine değerli Daire çoğunluğunca hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Davacı ... Belediye Başkanlığı vekili dava dilekçesinde, tapuda ... adına kayıtlı bulunan 388 ada 20 sayılı parselin Belediye Encümenin 28.09.2011 tarih ve 1069 sayılı kararı ile Kamulaştırıldığını, malik ...’in 29.11.1941 tarihinde öldüğünü kamulaştırma Davası açabilmek için arsa maliki ...’in veraset belgesinin çıkartılması zorunluluğu doğduğunu, Kamulaştırma Kanunu’nun 7/1. maddesi gereği ve Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkındaki Kanununun Uygulama Yönetmeliğinin 25. maddesi gereğince Belediyenin arsa malikinin veraset belgesini çıkartmaya yetkili olduğunu açıklayarak söz konusu veraset belgesinin çıkartılmasına karar verilmesini istemiştir.
Yerel Mahkemece, davacı vekilinin dosyada yetki belgesinin olmadığı verilen süre içerisinde bu yetki belgesinin sunulmadığı ve davacının dava açma sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği belirlenmiştir.
Yapılan bu açıklamalar ile dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca kamulaştırma bedeli davası açılmadan önce taşınmaz malikleriyle tarafların önce uzlaşma konusunda görüş alışverişinde bulunmaları gerektiği, bedel konusunda uzlaşma sağlanamadığı takdirde davanın açılmasının gerekli olduğu, somut olayda kayıt malikinin ölü olması nedeniyle bedel konusunda uzlaşma yönünde girişimde bulunma olanağı olmadığı gibi, ölü kişiye karşı da dava açılamaz. Ancak; genel ilke uyarınca dava kayıt malikine, kayıt maliki ölü ise mirasçılarına karşı açılır. Davacı tarafın da kamulaştırma işiyle ilgili davanın açılması için veraset belgesinin verilmesi isteğinde bulunmuştur. Alınacak veraset belgesine göre mirasçılarının bulunması halinde dava bu mirasçılara yöneltilerek açılacaktır.
Kamulaştırma Kanunu’nun 7/1. maddesi gereğince çıkartılan yönetmeliğin 25. maddesi de davacı tarafa açıkça söz konusu yetkiyi verdiği saptanmıştır. Her ne kadar çoğunluk gerekçesinde; “… mirasçılık belgesi verilmesi veya iptali istemine ilişkin davaların; miras bırakanın mirasçıları, mirasçısı yoksa son mirasçı sıfatıyla ... ya da Mahkemece yetki verilmek koşuluyla 3. kişiler tarafından açılabileceğini….” vurgulamıştır. Çoğunluğun bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır.
Her şeyden önce veraset belgesinin alınması için hukuki yararı bulunan herkesin bu davayı açması mümkündür.
HUMK’da yer almamakla birlikte Yargıtay uygulaması gereğince “hukuki yarar ilkesi” davanın açılması bakımından dava şartı olarak kabul edilmekte ve uygulanmakta idi. 6100 Sayılı HMK’nu hazırlanınca uygulamadan esinlenerek bu hukuki yarar ilkesi kanun hükmü haline getirildi. HMK’nın dava şartları başlığını taşıyan 114/1-h bendinde, “davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması", ilkesinin dava şartları arasında sayıldığı görülmektedir. Hukuki yarar ilkesinin bulunduğu durumlarda mutlaka önce bir muhakemede davanın açılması ondan sonra bu muhakemeden veraset belgesinin veya herhangi bir işin yapılması bakımından yetki alınmasına gerek olmadığı gibi önce bir şeyin icra takibine konulması belirli aşamalardan sonra icra müdüründen yetki alınması suretiyle herhangi bir davanın açılmasına da gerek bulunmamaktadır.
Davacı belediyenin veraset belgesi ile ilgili davanın açılması konusunda hukuki yararının bulunduğu göz ardı edilemez. Kaldı ki 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 7/1. maddesi gereğince çıkartılan ve az yukarıda metni açıklanan yönetmeliğin 25. maddesi zaten veraset belgesi ve diğer gerekli işlemlerin yapılması için ilgili kuruma yetki verdiği bir gerçektir.
Bu bakımdan veraset belgesinin alınması için çoğunluğun gerekçesinde açıkladığı gibi üç sebeple sınırlandırmak mümkün değildir. Bu açıkça kişi ya da kurum ve kuruluşların hak arama özgürlüğünü sınırlamak anlamına gelir. Bu nedenle bu görüşe katılmak mümkün değildir.
Saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, karar verilmesi gerekirken ONANMASI şeklinde gerçekleşen sayın çoğunluğun görüşlerine açıklanan nedenlerle katılmıyorum. 17.12.2013