MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı
Songül Aktaş ile ... aralarındaki katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... 1. Aile Mahkemesi'nden verilen 27.09.2012 gün ve 1075/773 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, evlilik birliği içinde edinilerek davalı eş adına tescil edilen 5332 ada 1 parselde 2 numaralı bağımsız bölüm,... plakalı araç ve ev eşyalarının edinilmiş mal olduğunu açıklayarak, mal rejiminin tasfiyesi ile öncelikle taşınmazın ve aracın ½ paylarının vekil edeni adına tescilini, eşyaların da yarısının vekil edenine aynen teslimini; olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak yarı değerlerinin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesi 85.000 TL'den harçlandırılmıştır.
Davalı vekili, boşanma davasının kesinleşmediğini, vekil edeninin devlet hastanesinde müdür yardımcısı olduğunu, nizalı taşınmazın davalıya babası tarafından bağışlanan bağın ve Etikent’teki taşınmazlarının satışı, davacıya ait emekli ikramiyesinin bir bölümü, yanısıra yakınlarına borçlanılmak ve banka kredisi kullanılmak suretiyle satın alındığını, vekil edeninin katkısının daha fazla olduğunu; davaya konu araca sahip olunmadığını, ev eşyalarının da talep edilen değerin altında olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle uyuşmazlık konusu taşınmaz bakımından 25.625,68 TL ev eşyaları bakımından 1.845 TL. toplamı 27.470,68 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; fazla talebin ve araca ilişkin davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 1985 yılında evlenmiş, 20.7.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulü ve 15.12.2011 tarihinde kesinleşmesiyle evlilik birliği son bulmuştur. Dava konusu mesken nitelikli 5332 ada 1 parselde 120/2400 arsa paylı 2 numaralı bağımsız bölüm 24.08.2005
tarihinde kat irtifakı tesisi nedeniyle davalı adına tescil edilmiş olup, tapu kaydına 01.03.2006 tarihinde ipotek şerhi verilmiştir. Uyuşmazlık konusu aracın ise 3. kişi adına trafik siciline kayıtlı bulunduğu belirlenmiştir.
TMK.nun 179.maddesine göre mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır. Taraflar arasında başka bir mal rejimi seçildiği ileri sürülmediğine göre, evlenme tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı MK.nun 170. maddesi uyarınca “mal ayrılığı”, bu tarihten eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise 4721 sayılı TMK.nun 202. maddesi hükmü uyarınca yasal “edinilmiş mallara katılma” rejimi geçerlidir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, temyiz incelemesine konu davanın yargılama aşamasında taraflar arasında görülen boşanma davası kabul edilerek kesinleştiğine, davaya konu araç davalı adına kayıtlı bulunmadığına, aracın trafik siciline kaydedilmeksizin satın alındığı iddiası davacı tarafça kanıtlanamadığına, mahallinde keşif yapılarak niza konusu ev eşyalarının değeri belirlendiğine ve yarı değerinin davalıdan tahsiline karar verildiğine, temyiz edenin sıfatına göre dava konusu araca ve ev eşyalarına ilişkin temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır. Davacı vekilinin araca ve ev eşyalarına dair temyiz itirazlarının reddiyle bunlara ilişkin hüküm bölümünün ONANMASINA.
Davacı vekilinin hükmün taşınmaza yönelik bölümüne dair temyiz itirazlarına gelince; kural olarak, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi sonunda ortaya çıkan artık değere katılma veya değer artış payı hakkı ayni bir hak olmayıp, alacak hakkıdır. İstek uyuşmazlık konusu taşınmazın ½ hissesine ilişkin tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili olmadığı takdirde ½ değerinin tahsiline ilişkindir. Eşler arasındaki mal rejimi TMK.nun 225/2. maddesine göre boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona ermiştir. TMK.nun 222/3. Fıkrası hükmüne göre bir eşin evlilik birliği içinde edindiği tüm malları, aksi kanıtlanıncaya kadar edinilmiş mal kabul edilir. Belirtilen maddede getirilen edinilmiş mal karinesine rağmen bu malın edinilmiş mal olmayıp, kişisel mal olduğunu veya kişisel mal grubundan katkı yapıldığını iddia eden eş bunu kanıtlamakla yükümlüdür. Somut olayda, dosya kapsamına, tanık beyanlarına ve aksi ispat edilemediğine göre nizalı taşınmazın edinilmiş mal olduğunun, davacının emekli ikramiyesinin nizalı taşınmazın alımına sarfedildiğinin ve tarafların uyumlu beyanları gereğince dava konusu taşınmazın alımında banka kredisi kullanıldığının kabulü gerekir. Anlaşmazlığa konu meskenin dosya arasında bulunan tapu kaydına göre davalı adına kat irtifakı kurulması yoluyla tescili 24.8.2005 ise de, davalı asıl katıldığı 2.2.2010 tarihli yargılama oturumunda niza konusu taşınmazın 2002 yılında satın alındığını bildirmiştir. Yukarıda da belirtildiği davaya konu bağımsız bölümün alımında banka kredisi kullanıldığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Ne var ki, dava konusu taşınmazın alımında kullanıldığı bildirilen krediye ilişkin belgeler ilgili bankadan getirtilmemiştir. Mahkemece, yapılacak iş, nizalı taşınmazın bildirilen alım tarihi ile kayıt tarihi arasındaki farklılık üzerinde durulması, tapu kaydı üzerine konulmuş bulunan ipotek şerhinin nizalı taşınmazın alımına kullanıldığı iddia olunan krediye ilişkin olup olmadığının değerlendirilmesi, nizalı taşınmazın alımına kullanılan kredinin tespitiyle ilgili bankadan kredi dökümünün getirtilmesi, söz konusu kredinin meskenin alımında kullanıldığının belirlenmesi halinde, eşler orasında mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihinden önce ödenen kredi taksit miktarı ile aynı tarihten sonraya kalan taksit sayısının saptanması, mal rejiminin sona erdiği tarihten önce ödenen taksitlerin edinilmiş maldan sonra ödenenlerin ise davalının kişisel malından karşılandığının kabulüyle, kişisel maldan ödenen teksitlerin edinilmiş malın borcu (faizi) olarak hesaptan düşürülmesi (TMK' m. 230/2). Dava konusu taşınmazın alımına Milli ... Bakanlığı'na bağlı memur olarak çalışırken emekli
olan davacının ikramiyesinin de katıldığı belirlendiğine göre emeklilik tarihi itibariyle TMK.nun 219. maddesine göre emekli ikramiyesi edinilmiş mallardan ise de, ödenen ikramiyenin ömür boyu irat şeklinde bağlanmış olması halinde mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değerinin hesaplanması ve emekli ikramiyesinin TMK'nun 228. maddesi gözönünde bulundurularak kalan yaşam süresi bakımından PMF tablosuyla birlikte hesaplanacak kısmının davacının kişisel malı olduğunun kabulü ile hesaplamada düşürülmesi gerektiğinin nazara alınması peşin ödeme nedeniyle uygulamada sapma göstermeyen, doktirince kabul edilen iskonta oranlarının gösterilmesi, (TMK.nun m. 219/2. fık. 2. Bent), dava konusu taşınmazın boşanma dava tarihi itibariyle belirlenen değerinden, boşanma dava tarihi itibariyle varsa kalan ana para kredi borcunun düşülmesi gerektiğinin de gözden kaçırılmaması, dava konusu taşınmazın sürüm değerinin tespitiyle dosyanın gerektiği takdirde uzman bilirkişiye tevdiiyle TMK.nun 219/2, 227, 228, 231 ve 236. maddeleri de gözönünde tutulmak suretiyle davacının alacağının tespitidir.
Kabule göre de; dosya kapsamına uygun bulunmayan hesap bilirkişinin raporuna itibar edilmemiş olması isabetli ise de, hükme esas alınan hesaplamada davalı tarafından sunulan kredi borcu dökümüne itibarla, boşanma dava tarihi itibariyle mevcut kredi borcunun faiz yüküyle birlikte düşülerek sonuca gidilmesi doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle ve temyiz edenin sıfatına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmayan hükmün taşınmaza ilişkin belirlenen alacak yönünden 6100 sayılı HMK'nun geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, yine 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla HUMK'nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,15 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 10.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy