......
... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair...... verilen 27.09.2012 gün ve 268/232 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı dava dilekçesinde, 120 ada 11 sayılı parselin kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına ham toprak niteliğiyle tespit ve tescil edildiğini, atalarından kalan yer olduğunu açıklayarak parselin tapu kaydının iptali ile adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Hazine temsilcisi davanın reddine karar verimlisini savunmuştur.
Mahkemece, Hazinenin tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı ... 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece kazanma koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de aktif dava açma hukuki ehliyeti üzerinde durulmamıştır. Davacı dava dilekçesinde dava konusu yerin atalarından kaldığını, yargılamanın ilk oturumunda ise ailenin tek erkek çocuğu olması nedeniyle kendisi tarafından davanın açıldığını bildirmiş yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar ise dava konusu yerin......kaldığını oğlu ve davacının babas.........bu yerde tasarrufta bulunduğu ..........önce trafik kazasında öldüğünü, davacı ...’in küçük yaşta bulunduğunu ve taşımazın davacının dedesi .......’den kaldığını bildirmişlerdir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre İsmail’in öldüğü anlaşılmaktadır.
Bu nedenle öncelikle ....’e ait veraset belgesinin alınması için davacıya süre ve imkan tanınması, alındığında dosya arasına konulması, İsmail'in terekesinin ölümü ile TMK'nun 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi bulunduğundan tüm mirasçıların katılımı ile yöntemine uygun biçimde yapılmış tereke
......
paylaşımı sonrası ya da satış, bağış yoluyla dava konusu yer davacıya kalmış ise davanın bulunduğu bu hal üzere yürütülmesi ve yine davanın kabulüne karar verilmesinin düşünülmesi, şayet İsmail’in terekesi tüm mirasçıların katılımıyla yöntemine uygun biçimde paylaşıma tabi tutulmamış ve halen elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi ise, TMK'nun 702. maddesi uyarınca tasarrufi işlemlerde oybirliği arandığından davada bir tasarrufi işlem olup tüm mirasçaların katılımıyla Hazineye karşı açılması gerektiğinden ve davacının tereke tabi taşınmazlar için 3. kişilere karşı tek başına dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmelidir. Çünkü davacı taşınmazın tapu kaydının iptali ile sadece kendi adına iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Tüm mirasçılar adına tescile karar verilme yönünde bir dava ve isteği bulunmamaktadır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 18.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.......