MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Men-i Müdahale
... ve ... aralarındaki men-i müdahale davasının kabulüne dair ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 22.12.2011 gün ve 372/695 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını gösterdiği taşınmazı babası... ve kardeşi olan davalı ...’ın 1971 yılında ...’dan satın aldıklarını, 15.08.1989 yılında altı kardeşin bir araya gelerek, dava konusu taşınmazı taksim ettiklerini, ancak davalının o tarihten beri kendisine isabet eden bölümün alt kısmını işgal ettiğini açıklayarak, davalının nizalı taşınmazda ki fuzuli işgalinin önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri 1974 yılında babası ile birlikte yarı yarıya kullanmak üzere satın aldıklarını, kuzey kısmını kendisinin kullandığını, babaları öldükten sonra 1989 yılında onun kullandığı bölümü taksim ettiklerini, uyuşmazlık konusu taşınmazın babalarından miras yoluyla intikal eden yer olmadığını, bu yerin satın alındığı tarihten itibaren kendisinin kullanımında olduğunu açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, ispat edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, bilirkişi...nün 20.11.2011 tarihli raporu ve krokisinde belirtilen 60.34 m2 lik kısma davalının müdahalesinin menine karar verilmesi üzerine hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Keşif sonrası verilen rapordaki açıklamalara göre, dava konusu taşınmaz, 2010 yılında 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesine göre yapılan kullanım kadastrosu sırasında 2/B blok parselinin içinde sınırlandırılan, eylemli orman vasfı ile ağaçlık olarak 27.07.2010 tarihinde Hazine adına tespit gören, tutanağa itiraz edilmemesi nedeniyle 07.09.2010 tarihinde kesinleşerek, Hazine adına tapu oluşan 134 ada 3 parselde yer almaktadır. Dava konusu taşınmazdaki bu belirlemeler dikkate alındığında, dava, TMK’nun 683. maddesi kapsamında mülkiyet hakkına dayanan meni müdahale davası değil, zilyetliğin korunmasına ilişkindir. Bu tür davalarda dava değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Mahkemece, davanın bu kapsamda değerlendirilip, çözülmesi ve HMK’nun 4/c maddesi uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin
esasının incelenmesi doğru değildir. Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 148,50 TL peşin harcın istek halinde davalıya iadesine 27.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.