MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali, tescil ve alacak
... ile ... , ...ve ... ... Emlak aralarındaki tapu iptali, tescil ve alacak davasının reddine dair ... . Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 14.03.2011 gün ve 192/421 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde, vekil edeni ile davalılar ...ve ... Emlak Şirketi arasında 15.07.2006 tarihinde ... Köyü 1031 parsel sayılı inşaat halindeki villanın davacıya 72.000 Sterlin'e satışı konusunda anlaştıklarını, buna ilişkin sözleşmenin faks yolu ile vekil edenine ulaştırılarak, onun tarafından imzalandığını, daha sonra davalılar tarafından 1031 parseldeki villa konusunda problem çıktığı belirtilerek, davacının aynı yer 113 ada 3 parsel sayılı taşınmaza yapılacak inşa konusunda razı edilerek, sözleşme bedelinin 7200 Sterlini dışında tamamının davalılardan ... ’ın bir çalışanının hesabına transfer edildiğini, villanın tamamlanması üzerine davacının villaya yerleşerek 9000 İngiliz Sterlini tutarında faydalı masraf yaptığını, davacı villaya yerleştikten sonra taşınmazın devri için davalı ... ulaşamayınca taşınmazın birkaç el değiştirdikten sonra muvazaalı olarak davalı ...’e satılıp, aynı gün üzerine ... lehine ipotek tesis edildiğini öğrendiğini, sözleşmede taşınmazın devrinin iptal edilmesi halinde alınan bedelin yasal faizi ile birlikte geri ödeneceği ve ek olarak 5000 İngiliz Sterlini cezai şart kararlaştırıldığını belirterek, öncelikle dava konusu 113 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, terditli olarak 79.800 İngiliz Sterlini karşılığı 186.000 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılar ...ve ... Emlak Şirketi'nden tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ...vekili cevap dilekçesinde; davacı ile davalı arasında imzalanmış sözleşme ve alınan bedel bulunmadığından davanın husumet nedeni ile reddi gerektiğini, davanın esası yönünden ise taşınmazların alım satım işlemlerinin resmi şekilde yapılmadıkça geçerli olmadığını, geçerli olmayan sözleşme ile kararlaştırılan cezai şartında geçersiz olduğunu açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...vekili cevap dilekçesinde; vekil edeninin nizalı taşınmazı sözleşme ile alakası olmayan 3. kişiden satın aldığını, üzerinde herhangi bir şerh bulunmayan tapu kaydına güvenerek taşınmazı iktisap eden davalı aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Emlak Şirketi'ni temsilen dava açılan ve ticaret sicili kayıtlarından davalı şirketin temsilcisi olduğu anlaşılan ... ’a dava dilekçesi 35. maddeye göre tebliğ edilmiş, davalı temsilcisi yargılamaya katılmamış ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, tapu iptali tescil davasının satış sözleşmesinin resmi şekilde yapılmadığından, bedel isteminin ise ispatlanamadığı ve davacı tarafından yemin deliline dayanılmadığı gerekçeleriyle reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapulu taşınmazın haricen satın alma ve zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK'nun 713/1. maddesi gereğince açılan tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde geçersiz sözleşme gereğince ödenen bedel, sözleşmede kararlaştırılan cezai şart ve taşınmaza yapılan faydalı masraflardan oluşan 186.000 TL’nin (79.800 İngiliz Sterlini karşılığı) yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması isteğine ilişkindir.
Uyuşmazlık konusu ... Köyü 113 ada 3 parsel sayılı taşınmaz kadastro sonucu 1957 yılında tapuya tescil edilmiş, değişik tarihlerde el değiştirdikten sonra en son 29.12.2008 tarihinde satış yoluyla davalı ...adına tapuya tescil edilmiştir.
Tapulu taşınmazların satışı TMK'nun 706, BK'nun 213 (6098 sayılı BK'nun 237.), 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60 ve 89. maddeleri gereğince, resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmazlar ve satın alana herhangi bir hak bahşetmez. TMK'nun 706. maddesinde öngörülen resmi şekil şartı bir ispat şekli olmayıp bir geçerlilik şartıdır. Bu nedenle davacı tarafın dayandığı resmi memur önünde yapılmayan harici satış senedine değer verilemez ve buna dayalı olarak tapu iptali ve tescil isteğinde bulunulamaz. Bu bakımdan Mahkemece tapu iptali ve tescile ilişkin isteğin esastan reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Öte yandan, davacı, iptal ve tescile ilişkin isteğinin kabul edilmemesi halinde ödediği bedel, sözleşmeden dönülmesi halinde kararlaştırılan cezai şart ve taşınmaza yaptığı faydalı masraflar yönünden tazminat talebinde bulunmaktadır. Kural olarak, 10.07.1940 tarih ve 2/77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme ve 07.06.1939 tarih 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarına göre harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. Bilindiği üzere geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. Ülkemizde yaşanan ve uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyreden enflasyon nedeni ile belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Hukuken geçersiz sözleşmeler tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı göz ardı edilmemelidir. Davacının harici satış nedeniyle davalı yana bedel ödediğinin kanıtlanması halinde harici satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre tazmini gerekir. Ancak, genel kural bu olmakla birlikte eldeki davada davacı vekili, ödediği paranın yasal faizi ile birlikte tahsilini istediğinden talebi ile bağlı kalınmak gerekeceği gözden uzak tutulmamalıdır.
Somut olayda, Mahkemece, davacının tazminat isteğine yönelik davası ödediği paraları ispat edemediği ve davacının yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de; Mahkemenin ödendiği iddia edilen bedel konusunda eksik inceleme ve araştırmaya dayalı bu görüşüne katılma olanağı yoktur. Şöyle ki; Mahkemece davacı ile
davalılar arasında 15.07.2006 tarihli sözleşmenin düzenlendiği uyuşmazlık konusu değildir. Mahkeme sözleşmenin varlığını kabul etmiş, ancak, bedelin ödendiği hususunun ispatlanmadığını değerlendirmiştir. Davacı taraf, davalılardan ... ve onun çalışanı, aynı zamanda nişanlısı olduğunu iddia ettiği ... hesabına para transfer ettiğine ilişkin ödeme belgelerini ibraz etmiştir. Davacının ibraz ettiği ödeme belgeleri doğrultusunda dosyaya celp edilen ... Bankası'nın hesap ekstrelerine göre, davacı tarafından 13.07.2006 tarihinde ... adına kayıtlı ... nolu hesaba 5000 gbp, aynı hesaba 01.08.2006 tarihinde 31.000 gbp, ... Bankası ... ’a ait ... nolu hesaba 18.000 (cinsi belli değil) ve ... Bankası ... ait ... nolu hesaba da 15.02.2007 tarihinde 10.770 gbp yatırıldığı sabit olduğu halde Mahkemece, bu belgelere neden değer verilmediği tartışılmamıştır.
Kabul şekline göre de; davacı vekili dava dilekçesinde "her türlü delile" dayandığını açıkladığına göre, bunlar arasında sayılan yemin deliline de dayandığının kabulü gerekir. Kural olarak, diğer delillerle davanın ispatının mümkün olmadığı hallerde, davacıya iddiasını ispat için yemin teklif etme hakkı bulunduğunun hatırlatılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken, Mahkemece davacının yemin deliline dayanmadığından bahisle bu hakkı hatırlatılmadan eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Somut olayda, yemin deliline gidilmeden, mevcut delillerle olayın açıklığa kavuşturulması olanağı bulunmaktadır. Öncelikle mevcut deliller ile toplanacak delillerin değerlendirilmesi gerekir.
Diğer yandan davacı, ödediği bedel yanında sözleşmede kararlaştırılan cezai şart ve taşınmaza yaptığı faydalı masraf isteminde de bulunmuştur. Mahkemece, davacının bu talepleri hakkında olumlu ve olumsuz herhangi bir karar verilmemesi doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 18.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy