MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil
..., dahili davacılar ..., ... ... ile ..., ... ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 12.09.2012 gün ve 1106/1413 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı 29.11.2011 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; dava dışı 128 ada 61 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmalarında kendisi adına tespit ve tescil edildiğini, ancak, bu taşınmaza ait olmasına rağmen bir kısım yerin komşu 128 ada 62 parsel içerisinde kaldığını, bu durumun Sulh Hukuk Mahkemesinin ekte bulunan dosyası ile belirlendiğini, bu nedenle 128 ada 62 nolu parselden 13344,89 m2'lik kısmın iptali ile nizasız aynı ada 61 nolu parsele ilave edilerek tesciline karar verilmesini istemiştir. Ayrıca, 104 ada 22 nolu parselin kadastro çalışmalarında kendileri adına tespit gördüğünü, bu parsele ait bir kısım yerin sınırdaki 104 ada 20 nolu parsel içerisinde tespit ve tescil edildiğini, 20 nolu parselden 1353,66 m2'lik yer ile yine sınırda bulunan ve diğer davalıya ait 104 ada 21 nolu parsel içerisinde kalan 1613,21 m2'lik yerin bu parselden iptal edilerek nizasız 104 ada 22 nolu parsele ilave edilerek tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, öncelikle, zaman aşımı süresinin dolduğunu, ileri sürmüştür. Ayrıca, davacının dava konusu yerde bir hak ve tasarrufunun olmadığını açıklayarak davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir.
Davalı ... 10.05.2012 günlü 2 nolu oturumda özetle “...davacı davasında haklıdır. Uyuşmazlık kadastro teknisyenlerinin hatasından kaynaklanmaktadır. Davayı kabul ediyorum...” biçiminde beyanda bulunmuş, beyanının imzasıyla onaylamıştır. Diğer davalı ...’a dava dilekçesi usulün uygun olarak tebliğ edilmesine karşın; cevap vermemiş ve oturumlara katılmamıştır.
11.07.2012 günlü 5 nolu oturumda; mahkemece 1 nolu ara kararıyla "104 ada 22 parsel sayılı taşınmazın hisseli olduğundan diğer hissedarlar ... ... ve ...’nin davacı olarak davaya dahil edilmeleri için gelecek oturuma kadar süre verilmesine, aksi halde davanın mevcut haliyle karara çıkarılacağının hazır olan davacıya hatırlatılmasına" karar verilmiştir. Söz konusu ara kararı uyarınca; davacı, 07.08.2012 havale tarihli dilekçesiyle, adı geçenlerin davada davacı olarak dahil edilmelerine ilişkin dilekçe sunmuş ve bu kişilerin adreslerini mahkemeye bildirmiştir. Mahkemece, ... ... ... ile ...’ğe dahili davalı olarak meşruhatlı tebligat çıkarılmış, söz konusu tebligat 31.08.2012 günü aynı adreste Ayşe ... imzasına tebliğ edildiği görülmüştür.
Mahkemece, davacının davasının kabulüne, 128 ada 62 nolu parselin fen bilirkişilerinin 08.06.2012 günlü raporuna ekli krokide C harfiyle gösterilen 12970,30 m2'lik kısma ilişkin tapu kaydının iptali ile davacılara ait 128 ada 61 nolu parsele eklenmesine, dava konusu 104 ada 20 nolu parselin tapu kaydının aynı tarihli bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen 1681,70 m2'lik kısmının ve 104 ada 21 nolu parselin aynı krokide B harfiyle işaretli 2084,74 m2'lik kısmının iptal edilerek davacılara ait 104 ada 22 nolu parsele eklenmesine kararı verilmiştir.
Söz konusu karar süresi içerisinde davalı ... vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; temyiz edenin sıfatına göre, dava konusu 128 ada 62 ve 104 ada 21 parsellere ilişkin olarak inceleme yapılmamıştır. Dava konusu 104 ada 20 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kadastro tutanağının onaylı ve okunaklı fotokopisi getirtilmiştir. 201 hektar 9958, 06 m2 yüzölçümündedir. Ham toprak niteliği ile senetsizden, 13.11.2001 tarihinde ... adına tespit görmüş, itirazsız olarak 09.05.2002 tarihinde kesinleşmiştir. Mahallinde keşif yapılmıştır. Tutanak bilirkişileri ile mahalli bilirkişilerin beyanları müştereken alınmıştır. Bu kişiler ortak açıklamalarında; taşınmazın davacının babasından miras yoluyla intikal ettiğini, tarım arazisi niteliğinde olduğunu, kadastro teknisyenlerinin çizim hatası yaptığını, bu yerlerin ihtilafsız olarak en az 25 yıldan beri tarım arazisi olarak kullanıldığını söylemişlerdir. Keşfe katılan ... mühendisi 03.07.2012 havale tarihli raporunda, nizasız olan 128 ada 61 ve 104 ada 22 nolu parsellerle ilgili olarak açıklamalarda bulunmuş, dava konusu yapılan parsellerin nitelikleri, kuru ya da sulu tarım arazisi olup olmadığı, özellikle de temyize konu ... adına kayıtlı ham toprak nitelikle taşınmazın dava konusu edilen kısmı ve dava dışı olan bölümleri ile ilgili olarak kapsamlı bilimsel verilere uygun araştırma ve incelemeyi içeren bir rapor düzenlemediği belirlenmiştir. Teknik bilirkişiler dosyada mevcut ölçekli kroki ve raporlarını ibraz etmişlerdir. ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/344 Esas 2011/610 Karar sayılı davacı tarafından Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine açılmış tapu kaydının düzeltilmesine ilişkin aynı parsellere yönelik davanın 10.11.2011 tarihinde pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, kararın taraflara tebliğ edilmediği ve kesinleştirilmediği görülmüştür.
Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık, kadastro çalışmalarında davacı ile dava dışı kardeşleri ... ... ... ve ... adına verasette iştirak halinde tespiti yapılan nizasız 128 ada 61 nolu parselin senetsizden tarla niteliğiyle 8167 m2 olarak 10.10.2001 tarihinde tespitinin yapıldığı itirazsız olarak, 09.05.2002 tarihinde kesinleştiği, yine 104 ada 22 nolu parselin 2229,04 m2 olarak, tarla niteliğiyle, senetsizden, davacı ... ve kardeşleri ... ... ... ile ... adına verasette iştirak halinde 24.06.2011 tarihinde tespitinin yapıldığı itirazsız olarak 09.05.2002 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Bu durumda, davacının verasette iştirak halinde paydaşı olduğu nizasız 128 ada 61 ve 104 ada 22 nolu parsellerden gelen hak nedeniyle tek başına dava açamayacağı diğer iştirakçıların oturumda verilen ara karar uyarınca dahili davacı veya mahkemenin çıkarttığı tebligata göre dahili davalı yöntemiyle davada yer alamayacakları kuşkusuzdur. Tapu iptal ve tescil davalarını kural olarak kayıt maliki, ölmüş ise mirasçıları şirket ise yetkili şirket mümessil şirket iflas halinde iflas idaresi ve mahkemenin yetki vereceği kişi ya da kuruluşun açması gerekir. Somut olayda, 61 ve 22 nolu parseller elbirliği mülkiyet üzerine tapuda kayıtlı olduğuna göre tüm iştirakçilerin birlikte dava açması ya da olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak mümessil huzuruyla davanın takip edilmesi zorunludur. Kabule göre ise, davada yer almayan diğer iştirakçiler lehine de hüküm kurulması isabetsizdir. Ne varki, ... adına kayıtlı ve temyize konu ham toprak nitelikle taşınmaz için verilen karar, usul ve esasa aykırıdır. Şöyle ki, öncelikle yukarıda açıklandığı üzere dava koşulu tamamlanmadan işin esasına girilerek yazılı şekilde karara bağlanması isabetsizdir. Bundan ayrı, 104 ada 20 nolu parsel ham toprak nitelikle olup davacının bu yerdeki imar ihya ve zilyetlik olgusunun mahalli bilirkişi ve tanık anlatımlarıyla kanıtlanması, ve taktiri delil niteliğindeki bu bilgilerin uzman bilirkişinin (somut olayda ziraatçi bilirkişinin) bilimsel verilere uygun araştırma ve incelemeyi içeren raporuyla doğrulanması gerekir. Eldeki dava, kadastro mahkemesine açılmış itiraz davası olmadığından, tespit bilirkişilerinin dinlenmesi doğru olmamıştır. Bundan ayrı, taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıklarda tespit bilirkişilerinin ve yerel bilirkişilerin taşınmazların başında ayrı ayrı dinlenmeleri usul hükümleri gerekir. Öte yandan, temyize konu taşınmaz için dava tarihinden 20-30 yıl öncesine ait hava fotoğraflarının harita genel komutanlığından getirtilmesi, jeodezi ve fotogrametri sıfatını haiz uzman bilirkişi marifetiyle dava konusu yapılan kısmın imar ve ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, o tarihten itibaren dava tarihine kadar davacı ve davada yer almayan iştirakçiler açısından kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının soruşturulması ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yukarıda belirtilen ilke ve kurallar göz ardı edilerek ve hukuki müesseseler karıştırılarak yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Davalı ... vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 17.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy