MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen reddine ve kısmen kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 14.10.2011 gün ve 40/67 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... ile davacı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava konusu 114 ada 3 parsel sayılı taşınmazın vekil edeninin miras bırakanı ... intikal ettiğini açıklayarak tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini savunmuştur.
Davalılara, dava dilekçesi ve duruşma günü usulüne uygun bir biçimde tebliğ edilmiş olmasına rağmen yargılama oturumlarına katılmamış ve cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 114 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının tamamı 32 pay kabul edilerek 6 payının iptali ile ... . Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 29.01.2007 tarih 2007/162-67 Esas ve Karar sayılı ... ait mirasçılık belgesi gereğince; 6 payın davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin isteğin ise reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili ile davalılardan ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; dava konusu 114 ada 3 parsel sayılı taşınmaz, 27.8.2008 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında ... adına tespit edilmiş, tespite itiraz üzerine Kadastro komisyonu tarafından verilen 23.1.2009 tarihli karar ile tespitin iptaline ve taşınmazın 1/2 payının ... ve 1/2 payının ... adına tesciline karar verilmiştir. Komisyon kararı kesinleşmekle tapuda işlem yapılmış olup, taşınmaz halen 1/2 şer paylı olarak davalılar ... ile ... ... ( ...) adlarına kayıtlı bulunmaktadır.
Davacı dava dilekçesinde ve yargılama oturumlarına geçen beyanlarında, dava konusu taşınmazın babası ... intikal ettiğini, diğer mirasçıların paylarını da devraldığını, taşınmazın münhasıran kendisine ait olduğunu açıklayarak istekte bulunmuştur. Mahkemece, dava konusu taşınmazın tapu kaydının tamamı 32 pay kabul edilerek davacının miras payı olan 6 payı esas alınarak bu miktardaki payın iptali ile davacı adına tescile karar verilmiştir. Davacı, miras payının eksik hesaplandığını, davalılardan 1/2 paya sahip ... ise taşınmazın kendi miras bırakanlarından kaldığını açıklayarak
temyiz isteğinde bulunmuşlar, taşınmazda diğer 1/2 paya sahip ... ise hükmü temyiz etmemiştir. Yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu taşınmazın ilk malikinin davacının dedesi ... olduğunu, sağlığında yaptığı taksim sonucu dava konusu taşınmazın davacının babası ... ile amcası ... düştüğünü, babası ... ölümüne dek zilyetliğinde bulundurduğunu, ... yurt dışında bulunması sebebiyle kullanamadığını, mirasçılar arasında taksim yapılıp yapılmadığını bilmediklerini, ancak bu yerin ... ve ... mirasçılarına ait olduğunu bildiklerini açıklamışlardır.
Dosya arasında bulunan nüfus kaydına göre miras bırakanlar ... 11.1.2007 tarihinde, ... 25.7.1975 tarihinde ölmüşlerdir. Miras bırakanların davacıdan başka mirasçıları da bulunmaktadır. Davalılar mirasçılardan değildir. Davacı, ... mirasçılarının paylarını devraldığını ileri sürmüş, ancak ispat edememiştir. 25.7.1975 tarihinde ölen diğer miras bırakanın bu yeri hiç kullanmadığını onun da payının kendisi tarafından kullanıldığını açıklamış, taksimle veya satın alarak iktisap ettiğini kanıtlayamamıştır. Şu halde gerek davacının, gerekse yapılan keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarına göre miras bırakanların terekesi paylaşılmadığına göre, ölüm tarihine göre terekesi elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabidir. TMK.nun 701. maddesinde; "Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti elbirliği mülkiyetidir." şeklinde tanımlanmıştır. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli payları olmayıp hakları taşınmazın tamamı üzerine yayılmış olup terekenin tamamını kapsar. Aynı kanunun 702. maddesinde topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oybirliği ile karar vermeleri gerektiği belirtilmiştir. Dava açmakta tasarrufi bir işlem olduğuna göre, mirasçılardan birisinin kendi payını ileri sürerek dava açması mümkün değildir. Başka bir anlatımla bir yada birkaç mirasçının elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi bir taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Mirasçılardan birinin kendi payı hakkında açtığı dava diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına da dava açılmadığından terekeye temsilci tayini suretiyle (TMK.640.mad) veya diğer mirasçıların olurlarının alınması suretiyle de davaya devam edilemez. Mirasçılar arasında terekedeki hak ve borçları kapsayan ortaklık söz konusudur, mirasçılar terekeye elbirliği ile sahip olurlar ve bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Bir mirasçının taşınmaz üzerinde sürdürdüğü zilyetlik elbirliği mülkiyeti hükümlerine göre murisin diğer mirasçıları adına da sürdürülmüş sayılır. Yukarıda açıklanan kanun hükümleri uyarınca, mirasçılardan biri olan davacının terekeye dahil bir mal için üçüncü kişilere karşı tek başlarına dava açma sıfat ve yetkisi bulunmadığından davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken bu husus gözden kaçırılarak işin esasına girilmek suretiyle yazılı gerekçe ile davacının miras payı oranında davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Bu açıklamalar karşısında davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Ne var ki, dava konusu taşınmazın 1/2'şer paylı olarak davalılar ... ile ... adlarına kayıtlı olup davalılardan ... hükmü temyiz etmemiştir. Bu bakımdan davalı ...'e ait payı bakımından da dava koşulu eksik ise de temyiz edenin sıfatına göre davalı ...'a ait 1/2 payına yönelik Mahkeme hükmü bozma sebebi yapılmamış sadece hataya değinilmekle yetinilmiştir.
Hal böyle olunca, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, davalı ...'ın temyiz itirazları ise yerinde olduğundan kabulü ile hükmün davalı ...
Şenocak'a ait 1/2 payı yönünden açıklanan nedenlerle ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21,15 TL peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 82,30 TL peşin harcın da istek halinde davalı ... iadesine, 10.6.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy