........
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili,......... 2008/8433 sayılı takip dosyasında 28.04.2011 günlü hacze konu menkullerin davacı üçüncü kişiye ait olduğunu, haciz adresinin ve mahcuzların borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, aynı mahcuzların 19.05.2009’da da haczedildiğini, ancak bununla ilgili bir bildirimde bulunulmadığı için istihkak davası açmadıklarını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, istihkak davasının yasal süresi içinde açılmadığını, sunulan delillerin istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olmadığını, istihkak iddiasının kötü niyetli olarak ileri sürüldüğünü belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, 2005 yılından itibaren herhangi bir işte çalışmadığını, haciz adresi ve mahcuzlarla ilgisinin bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: davacı üçüncü kişi ve borçlunun baba oğul olduğu, hacizde borçluya ait kartvizit ile makbuzların bulunduğu, bir kısım tanık anlatımı ile ikisinin aynı alanda faaliyet gösterdiğinin belirlendiği, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, ispat yükü altında olan üçüncü kişinin karinenin aksini kanıtlamaya elverişli delilleri sunamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu mahcuzlar aynı adreste 19.05.2009’da haczedilmiş, bununla ilgili üçüncü kişinin istihkak iddiası üzerine 28.09.2009 tarihli takibin devamı kararı verilmiş, anılan karar 21.10.2009’da üçüncü kişiye TK'nun 21. maddesi uyarınca tebliğ edilmiştir. Tebliğden itibaren 7 günlük yasal hak düşürücü süresi içinde istihkak davası açılmamıştır.
........
Bu koşullarda üçüncü kişinin aynı dava konusu mahcuzlarla ilgili istihkak iddiasından vazgeçtiğinin kabulü gerekir.
Dava konusu 16.05.2011 günlü hacizde de ilk hacze konu aynı eşyalar haczedildiğine göre eldeki davada üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddi yerinde görülmüştür.
Diğer yandan haciz tutanakları İİK’nun 8/2. maddesi gereğince aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerdendir. Haciz sırasında komşu işyeri sahibinin beyanına göre haciz adresinin borçluya ait olduğu tespit edilmiştir. Borçlu ve davacı arasında baba oğul ilişkisi de bulunmaktadır. Bu durumda İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. İspat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip olan davacı üçüncü kişinin sunduğu adi nitelikteki kira sözleşmesi, vergi levhası ve hiçbir ayırt edici özellik içermeyen faturalar karinenin aksini kanıtlamaya elverişli de kabul edilemez.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı üçüncü kişi vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle Usul ve Yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,
21.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.............