......
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Alacaklı banka tarafından borçlu ve ipotek borçluları aleyhine tüketici kredisi sözleşmesi nedeniyle düzenlenen gayrimenkul ipoteğinin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip başlatılmış ve örnek 6 numaralı icra emri tebliğ edilmiştir. İpotek borçluları vekili, icra mahkemesine başvurusunda; borç miktarının tartışmalı olduğu,eş anlatımla belirli olmadığı için borç tutarının belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden, takibin iptalini istemiştir. Mahkemece...... 2012/11897 Esas sayılı dosyasındaki icra emrinin iptaline karar verilmiştir.
Hüküm, alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'a 4822 sayılı Yasa'nın 15. maddesi ile eklenen 10. maddesinde; “tüketici kredisi, tüketicilerin bir mal veya hizmet edinmek amacıyla kredi verenden nakit olarak aldıkları kredidir” şeklinde tanımlandıktan sonra maddede bu tür sözleşmelerin yapılma koşulları ile borcun muaccel kılınabilmesi ve temerrüt koşulları gibi farklı ve özel şartlara yer verilmiştir. Yasaya eklenen 10/A maddesinde; kredi kartı ve nakit çekim sureti ile kullanılan kredilerde 10. madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. 5582 sayılı Yasa'nın 24. maddesi ile eklenen 10/B maddesinde ise; “Konut Finansmanı Sözleşmeleri” de bu yasa kapsamında değerlendirilerek, konut finansmanı sözleşmelerinin düzenlenme koşulları, borçlunun temerrüdü durumunda finansman sağlayan bankanın yükümlülükleri, borcun muaccel kılınabilmesinin ve muacceliyet uyarısının koşulları gibi hususlar özel olarak ve ayrıca düzenlenmiştir. Açıklandığı üzere Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, kredi kartı ve “Konut Finansmanı Kredisi” gibi tüketici kredisi kullanan borçluları, diğer kredi borçlularından ayrı tutmak, tüketicinin koşullarını iyileştirmek ve kolaylaştırmak amacıyla geliştirilmiş özel bir yasa olup, bu kanun kapsamında verilen krediler nedeniyle borçluların temerrüde düşüp düşmedikleri, borcun muaccel olup olmadığı, muaccel olan borç miktarının ve faizinin, yapılan özel sözleşmelerin Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun koşullarında değerlendirilmesi gerekir.
......
Tüketici Yasası'na göre daha genel bir yasa olan İİK'nun 149. maddesi, bu özel Yasa'nın kapsamında kalmayan krediler için uygulanabilir olup, yasa koyucunun anılan kredilere açıkça Tüketici Yasası'nda yer vermiş olması da, maksadının bu yönde olduğunu ortaya koymaktadır.
Aksinin kabulü halinde tüketici kredilerinde de İİK'nun 149. maddesi koşullarında ilamlı takip yapılacak, özel yasada düzenlenen muacceliyet ve temerrüt koşulları tartışılmadan alacağın tahsili, gayrimenkulün satışı gerçekleşecek, tüketici lehine getirilen yasa maddelerine rağmen diğer kredi borçluları ile aynı koşullarda icra takibine muhatap kılınarak mağdur edilecektir. Bu durumda alacağın tüketici kredisinden kaynaklanması halinde, borçlunun temerrüde düşüp düşmediği, alacağın muaccel olup olmadığı, ne miktarının tahsil edilebilir olduğu, faiz miktar ve oranlarının tespiti, Tüketici Yasası koşullarında yargılama yapılmasını gerektirmektedir.
O halde İİK'nun 149. maddesinin tüketici kredilerinde uygulanma olanağı yoktur.
Somut olayda, “Tüketici Kredisi Sözleşmesi” kapsamında alınan ipoteğe dayalı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçilip ipotek borçlularına İİK'nun 149. maddesi kapsamında icra emri gönderilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere alacağın varlığı ve miktarı 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında yargılama yapılmasını zorunlu kıldığından; Mahkemece bu yönde bir ilam alınmadan başlatılan takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, değişik gerekçeyle icra emrinin iptaline karar verilmesiyle yetinilmesi isabetsiz ise de; temyiz edenin sıfatına göre bu durum bozma nedeni yapılmamıştır.
Alacaklı vekilinin hükmün avukatlık ücretine yönelik bölümüne ilişkin temyiz itirazlarına gelince; her ne kadar "24500 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine..." şeklinde hüküm kurulmuşsa da, vekalet ücretinin maktu olduğunun açıklanması ve hükmün niteliği göz önüne alındığında, "245.00 TL " yazılması gerekirken " 24500 TL" yazılması maddi hata olarak nitelendirilerek, yanlışlığın her zaman mahallinde düzeltilmesi mümkün bulunması nedeniyle, açıklanan bu yanlışlık bozma nedeni yapılmamıştır.
Alacaklı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden, Mahkeme kararının İİK'nun 366. ve HUMK'nun 438. maddeleri uyarınca ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 25.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
....
Full & Egal Universal Law Academy