.....
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Alacaklılar vekili tarafından.......2010/406 Esas ve 2011/487 Karar sayılı kararına dayanılarak borçlu aleyhine ilamlı icra takibi başlatılmıştır. Borçlu vekili tarafından,Yüksek Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 20.01.2012 tarih 2011/20808 Esas ve 2012/6 Karar sayılı temyiz incelemesinin sonuna kadar takibe dayanak ilamın icrasının geri bırakılmasına ilişkin kararı icra dosyasına sunulmuş, akabinde 23.11.2012 tarihinde icra dosyasına kısmi ödemede bulunulmuştur. Dayanak ilam, Yüksek Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 15.10.2012 tarih 2012/13772 Esas ve 2012/19457 Karar sayılı kararı ile onanmıştır.
Borçlu vekili, İcra Mahkemesine başvurusunda; İcra dosyasında hesaplanan 10.12.2012 tarihli dosya kapak hesabında dosya borcunun fazla hesaplandığını açıklayarak, kendilerine gönderilen borç muhtırasının iptalini istemiştir.
Mahkemece, şikayetin kabulü ile; ......2011/10645 Esas sayılı dosyasındaki 10.12.2012 tarihli borç muhtırasının 60.828,83 TL asıl alacak ve 4.799,64 TL işlemiş faiz alacağı olarak düzeltilmesine karar verilmiştir. Hüküm, alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlu tarafından, temyiz incelemesinin sonuna kadar takibe dayanak ilamın icrasının geri bırakılmasına ilişkin karar icra dosyasına sunulmuş bulunduğundan, icranın geri bırakılması kararı geçerli bulunduğu süre içerisinde icra dosyasına yatırılan paranın alacaklı tarafından tahsil edilmesi mümkün değildir. Bu durumda; alacaklı tarafça, icra dosyasına yatırılan paranın tahsil edilebilir hale gelmesine kadar, alacağa faiz istenilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, Yüksek Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 15.10.2012 tarih 2012/13772 Esas ve 2012/19457 Karar sayılı kararı ile onama kararının alacaklı vekiline tebliğ edildiği, başka bir anlatımla icra dosyasına borçlu tarafından yatırılan paranın çekilebilir hale geldiği tarihin belirlenerek, icra takip tarihinden bu tarihe kadar faiz istenilebilen alacak kalemleri yönünden faiz talep edilebileceği gözönüne alınarak karar verilmesi gerekirken, bu hususları gözardı eden bilirkişi raporu ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
.....
Kabule göre de;......2011/10645 Esas sayılı dosyasında eldeki uyuşmazlıkta kendilerine husumet yöneltilen ..., ..., ... ve ..., alacaklı sıfatına haiz olmadıklarına göre, anılan şahıslar yönünden şikayetin pasif taraf sıfatları bulunmadığından reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmamıştır.
Alacaklılar vekilinin sınırlı bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 01.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.
.....
Full & Egal Universal Law Academy