MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı
... ile ... aralarındaki katılma alacağı davasının kabulüne dair ... . Aile Mahkemesi'nden verilen 13.10.2011 gün ve 1108/1036 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili, boşanma davasına karşı dava dilekçesiyle; parası vekil edeni tarafından ödenen ve davalıda bulunan ... plaka sayılı araç yönünden müvekkiline ait katkı payının hesaplanarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesini istemiş, 22.06.2011 tarihli harçlandırılmış ıslah dilekçesiyle de talebini 7.431,50 TL artırarak, toplam 12.431,50 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, vekil edeninin ailesinin yardımı ve daha önceden davalıya ait plakasını hatırlayamadığı aracın satılarak, başka bir araç alındığını, daha sonra o aracın da satılarak dava konusu aracın satın alındığını, müvekkilinin borçları nedeniyle dava konusu aracı sattığını, davacının aracın edinilmesine katkısının bulunmadığını belirterek, davacının davasının reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu araca ilişkin değer artış payından kaynaklanan 12.431,50 TL'nin kararın kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar, 21.07.1993 tarihinde evlenmiş, 05.07.2006 tarihinde açılan boşanma davasının mahkemece kabul edilmesinden sonra, 02.04.2009 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/son maddesi gereğince boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Bu durum karşısında evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar Mülga 743 sayılı TKM'nin 170. maddesi uyarınca eşler arasında mal ayrılığı rejimi, 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı tarihe kadar 4722 sayılı Kanun'un 10. maddesi gereğince, eşler başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerinden TMK'nun 202. maddesine göre yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir.
Dosya arasında bulunan kayıt ve belgelere göre; dava konusu ... plaka sayılı 2004 model aracın, üçüncü şahıstan satın alma suretiyle 21.05.2004 tarihinde davalı adına Trafik tescil kaydının oluşturulduğu ve davalının da boşanma dava tarihinden kısa bir süre
önce yani 23.06.2006 tarihinde satışı suretiyle dava konusu aracın, davada yer almayan üçüncü şahsa devredildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece; evlilik birliği devam ederken, dava konusu araç için davalı adına çekilen taşıt kredisinin 23 aylık taksidinin davacı tarafından ödendiğinin sunduğu makbuzlardan anlaşıldığı ve bu ödemelerin toplan 24.683 TL olduğu, bu miktarın yarısı olan 12.431,50 TL'nin değer artış payı olarak istenebileceği görüşünden hareketle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır.
Eşlerden biri, diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuş ise, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur (TMK.m.227). Eşlerden birine ait edinilmiş mallar üzerinde, diğer eşin mülkiyet veya diğer bir ayni hak talebi söz konusu değildir. Yani katılma rejiminde; eşlere tanınan hak, ayni bir hak olmayıp, şahsi bir haktır. Sadece mal rejimi sona erdiğinde, eşlerin edinilmiş mallara ilişkin artık değerler üzerinde karşılıklı alacak hakkı vardır (TMK.236.m ).
Bu açıklamalara göre; araç yönünden davacı vekilinin talebi, değer artış payı ve katılma alacağı isteğine ilişkindir. Bu tür davalarda, eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK.m.219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak katılma alacağının hesaplanması ve TMK'nun 227. maddesi hükümleri uyarınca; eşlerden biri, diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuş ise, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında değer artış payı alacağının belirlenmesi gerekir. TMK'nun 222/1. maddesine göre ise, belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispatla yükümlüdür.
Mahkemece, değer artış payı alacağının hesabı için öncelikle davalının kişisel malı niteliğindeki önce edindiğini iddia ettiği araçlara ait trafik tescil ve araç satış kayıt ve belgelerinin bulundukları yerlerden getirtilerek dosya arasına konulması, diğer kşisel malla ödeme yapıldığına ait iddiaların araştırılması, davacının davalı adına çekilen araç kredisi ile ilgili kredi belgelerinin ilgili bankadan eksiksiz olarak getirtilerek dosyaya eklenmesi, kredi ödemelerine ait makbuz tarihleri 01.01.2002 tarihinden sonraki bir döneme ilişkin olduğuna göre bu ödemelerin de edinilmiş mal karşılığı olduğunun düşünülmesi, davacı taraf bu ödemelerin kişisel mal karşılığı olduğunu iddia ettiğinden, nasıl ve ne şekilde ödenen bir kişisel mal karşılığı olduğunun davacıdan açıklaması istenerek, kişisel mal mı yoksa edinilmiş mal mı olduğunun kesin olarak belirlenmesi ve eğer davacının kişisel malı karşılığı yaptığı bir ödeme ise, paranın verildiği tarihteki aracın sürüm (rayiç) değerinin saptanması, davacının katkı yaptığı tarihteki sürüm değeri ile katkıda bulunduğu miktarın toplamı gözetilerek davacının yaptığı katkının sözü edilen toplam değer içindeki oranının bulunması, bu oranın tasfiye tarihindeki sürüm değeri ile çarpılarak çıkacak miktarın değer artış payı alacağı olarak karar altına alınması (TMK. m. 227). TMK'nun 232 ve 235/1. maddelerine göre aracın tasfiye anındaki sürüm değeri, Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre tasfiye tarihi olarak; elde bulunmayan ve boşanma dava tarihinden önce satış suretiyle elde çıkarılan dava konusu aracın elden çıkarıldığı tarihin tasfiye tarihi olarak kabul edilmesi, değer artış payı hesaplanıp aracın tasfiye anında belirlenecek değerinden düşürüldükten sonra kalan artık değer bakımından TMK'nun 231 ve 236/1. madde ve fıkrası uyarınca davacının katılma alacağının saptanması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca ulaşılması gerekirken yetersiz araştırma ve hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 373,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 25.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Karşı Oy
Dosya içerisindeki bilgi, belge ve kayıtlardan dava konusu ... plaka sayılı aracın 21.05.2004 tarihinde bedeli davacı tarafından satıcı 3. kişiye ödenerek davalı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Açıklanan bu duruma göre, bedelinin taraflardan birisi tarafından ödenerek 3. kişiden satın alınıp diğeri üzerine tescil edilen gayrimenkul otomobil, gemi vs. gibi satın almalarda gizli bağışın bulunduğu açıktır. Davalı taraf bu durumu savunmasında ileri sürmese dahi kendiliğinden gözetilmesi gereken bir durumdur. Somut olayda, açıklanan biçimde gizli bağış gerçekleşmiştir. Davanın bu nedenle reddine karar verilmek üzere bozulması gerekirken diğer nedenlerle bozulması doğru olmamıştır. Bu sebeplerle sayın çoğunluğun görüşlerine katılmıyorum. Belirttiğim sebeple bozma kararı verilmesi gerektiği kanaatindeyim. 25.06.2013
Full & Egal Universal Law Academy