........
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Takip dayanağı....... 2005/699 Esas 2011/ 598 Karar sayılı ilamı başlığında, dosya ile birleşen aynı mahkemenin 2006/224 Esas sayılı dosyası davacılarının ....mirasçıları olduğu, hüküm bölümü 2. kısmında ise bu davaya ilişkin olarak; ''belirlenen 62.000,00 TL alacağın 33.956,61 TL asıl kira alacağının ve 28.237,24 TL işlemiş faiz alacağından asıl alacağa birleşik dava tarihinden itibaren değişen ve değişecek olan reeskont faiz oranları uygulanmak suretiyle hesaplanacak faiziyle birlikte davalılardan alınıp tarafların ortak olduğu tasfiye halindeki ....... ödenmesine ,.....924,30 TL harç ve 6.830,00 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine '' şeklinde hüküm kurulmuştur. Birleşen dava davacıları vekilince bu ilama dayalı olarak davalılar aleyhinde; 13.000,00 TL alacak, 6.830,00 TL ilam vekalet ücreti ve 924 ,00 TL yargı giderinin tahsili amacıyla ilamların icrası yolu ile takip başlatılmış, borçlular (davalılar) vekilince, talep edilen 13.000,00 TL yönünden ilama aykırı talep bulunduğu gerekçesiyle itiraz edilmiştir. Mahkemece talep kabul edilerek 13.000,00 TL yönünden icra emrinin iptaline karar verilmiş, alacaklılar vekilince temyizi üzerine, Dairemizce, ilam hüküm fıkrası gözden kaçırılarak maddi hata sonucu, bu miktar alacak isteminin ilama aykırı olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak şikayetin reddine karar vermiştir. Borçlular vekilince bu son hüküm temyiz edilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
.......
Hemen belirtelim ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesi'nce verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır:
Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Benzer şekilde; uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi’nce iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (HGK. nun 21.01.2004 gün, 2004/10-44 E, 19 K.).
Bu sayılanların dışında ayrıca; görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü-6. Baskı, cilt 5, 2001).
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün ve 2006/4-519-527; 31.05.2006 gün ve 2006/10-307-337; 10.05.2006 gün ve 2006/4-230-288; 03.12.2008 gün ve 2008/10-730-732; 27.05.2009 gün ve 2009/21-168-218 sayılı ilamları).
Somut olayda Dairemiz'ce ilamın hüküm kısmındaki ''62.000,00 TL alacağın tarafların ortak olduğu tasfiye halindeki.........ödenmesine'' ilişkin hüküm gözden kaçırılarak, ilam başlığında davacıların ..., ... ve ... olarak gösterilmiş olmaları ve davalılarca ödemenin bu şahıslara yapılacağı yönündeki maddi hataya dayalı kabul ile bozma kararı oluşturulmuştur.
O halde Mahkemece, 13.000,00 TL alacak yönünden ilam davacıları lehine kurulmuş bir eda hükmü bulunmadığı, bu alacağın tahsilini kendi adlarına talep edemeyecekleri, Mahkemenin ilk kararı doğrultusunda hüküm kurulması gerektiği nazara alınarak yeniden hüküm tesisi amacıyla kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Borçlular vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca
......
HUMK'nun 388/4 (HMK. m. 297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 04.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.....