MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, ... 27. İcra Müdürlüğü’nün 2012/24682 sayılı Takip dosyasında yapılan 28.11.2012 günlü hacze konu menkullerin davacı ... Ortaklığı'na ait olduğunu, ortak şirketler arasında noterde düzenlenmiş 28.10.2011 tarihli Ortak ... Sözleşmesi'nin bulunduğunu, haczin ... Ortaklığı'nın yüklenicisi olduğu hastane inşaatında yapıldığını, ortağın şahsi alacaklısının adi ortaklığın mallarını haczedemeyeceğini belirterek yasaya aykırı olarak yapılan haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
1-Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda: eski BK’nun 534, yeni TBK’nun 638. maddesi uyarınca adi ortaklık mallarının ortağın borcu nedeni ile haczine engel olan bir düzenlemenin bulunmadığı gerekçesi ile şikâyetin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 33. (1086 sayılı HUMK’nun 76.) maddesi uyarınca Türk hukukunu re’sen uygulamakla yükümlü olan hâkim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup, onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir.
Bu ilke ışığında, dava dilekçesi içeriğindeki anlatımdan ve talep sonucundan uyuşmazlığın, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkına dayalı olarak ileri sürdüğü “istihkak iddiasına” ilişkin olduğunun kabulü gerekir.
İstihkak davaları İİK’nun 97/11. maddesi uyarınca genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulüne tabidir. Dava, 6100 sayılı HMK’nun yürürlüğe girmesinden sonra açılmıştır. Anılan Kanun’un 320/1. maddesi ile basit yargılama usulüne tabi davalarda, mümkün olan hallerde taraflar duruşmaya davet edilmeden dosya üzerinden karar verilmesi olanağı getirilmiştir.
Ne var ki anılan hükmün uygulanabilmesi için tarafların dilekçeleri ile ekinde sundukları delillerin karar verilmesi için yeterli olması, böylece iddia ve savunma haklarının kısıtlanmaması gerekir. Böyle bir uygulama, Anayasa’nın 36. maddesi ile teminat altına alınan ve 18.05.1954 tarihinde ana metnini imzalayıp, 25.09.1989 tarih, 89/14563 sayılı kararnameyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı yetkisini tanıyan Ülkemizde de geçerlilik kazanmış bulunan AİHS’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da bir gereğidir.
Somut olayda davalı alacaklı tarafa dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilip cevap vererek delillerini sunma olanağı dahi tanınmadan karar verilmiştir.
İcra takip dosyası içeriğine göre alacaklı vekilinin 21.12.2012 tarihli talebi ile dava konusu haciz kaldırılmış olduğundan dava konusuz kalmıştır.
Konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, yargılama giderleri ile maktu karar ve ilam harcı ile nispi vekâlet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesi, bunun için de tarafların delillerinin toplanması gerekir.
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan dosya üzerinden yapılan inceleme ile yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
2-Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
Davacı üçüncü kişi vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 06.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy