MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil, tapu iptali ve tescil
... ile ..., Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil, tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... (...) Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 03.08.2011 gün ve 279/589 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde; 201 ada 21 sayılı parselin kadastro çalışmaları sırasında vekil edeni adına tespit ve tescil edildiğini, 216 ada 7 sayılı parselin ise, davalı ... adına tapuya bağlandığını, davacı ile davalı ... taşınmazı arasında yol bulunmadığı, taşınmazlar bitişik olduğu halde kadastro çalışmaları sırasında yol bırakıldığını, bundan ayrı vekil edeninin 21 sayılı parsel ile birlikte paftada bırakılan yol ve ondan sonra gelen taşınmazının bir bölümünün davalıya ait 216 ada 7 sayılı parselle birlikte tespit ve tescil edildiğini, yine 216 ada 7 sayılı parselin kuzeyinde patika yolun devamı olması gerektiği halde bu yolun davalı ...’nin parseli içerisinde bırakıldığını açıklayarak vekil edeninin 21 sayılı parselle kullandığı ve paftada yol olarak bırakılan bölüm ile davalı ...’nin 7 nolu parseli içerisinde kalan bölüme ilişkin davalının tapu kaydının iptali ile yol ile birlikte vekil edeni adına 21 sayılı parselle birleştirilmek suretiyle tapuya kayıt ve tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde ayrı parsel olarak iptal ve tescile karar verilmesine, patika yolun devamı olan kısmın ise davalının 216 ada 7 sayılı parselinden terkinine paftada patika yol olarak bırakılmasına ve dava konusu yapılan bu taşınmazlar üzerinde bulunan muhtesatların yıktırılmasına veya ortadan kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili 25.10.2010 tarihli cevap dilekçesinde, ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2006/347 Esas sayılı dosyanın eldeki dava bakımından kesin hüküm teşkil edeceğini, 42 seneden beri taşınmazın vekil edeni tarafından kullanıldığını, davacıyla bir ilgisinin bulunmadığını açıklayarak haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı Hazine temsilcisi 06.07.2010 tarihli yargılama oturumunda, davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, Davalı Köy Tüzel Kişiliğine dava dilekçesi yöntemine uygun bir biçiminde tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamış ve davaya cevapta vermemiştir.
Mahkemece, ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 2006/347 Esas ve 2008/26 karar sayılı meni müdahale dosyasının eldeki dava dosyası bakımından kesin hüküm oluşturduğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 201 ada 21 sayılı parselin kuzeyinden geçen patika yolun devamı olan patika yolun davalının tapu kaydından iptali ile yol olarak terkinine, paftada patika yol olarak bırakılmasına ve davacının 21 sayılı parselle birlikte kullandığı davacı ve davalı taşınmazı arasında kalan yol ile ondan sonra gelen ve davalının taşınmazı içerisinde kalan davacıya ait taşınmaz bölümü bakımından davalının tapu kaydının iptaliyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, isteklerin tümü bakımından kesinleşen meni müdahale davası kararı kesin hüküm oluşturmayacağı gibi, kesin hüküm oluşturacak bölüm bakımından da (patika yol için) duraksama söz konusudur. Teknik bilirkişi İsa Apaydın ve arkadaşlarının dosyaya sunduğu 07.04.2011 (08.04.2011 havale) tarihli rapor ekinde sunulan yerel bilirkişi, davacı tanıkları ile davalı tanıklarının beyanlarına göre çizilip dosya arasına konulan krokilere göre, 201 ada 21 sayılı parsel ile 216 ada 7 sayılı parsel arasında kalan ve yerel bilirkişiye göre çizilen krokide 21-1 ile gösterilen 5,12 ile aynı krokide teleferik kulübesinin kuzeyinden geçen 7-2 ile saptanan 24,09 ve davacı tanıklarının beyanlarına göre düzenlenen krokide 216 ada 7 sayılı parsel içerisinde A harfiyle işaretlenen 12,38 m²'lik yerlerin davacı tarafından dava konusu yapılan yerler olduğu anlaşılmaktadır. 21-1 ve 7 parsel içerisinde A harfiyle gösterilen yerleri davacının kendi parseli ile birlikte kullanıp kullanmadığı konusunda anılan yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının yetersiz olduğu ve beyanlar arasındaki çelişki de giderilmediğinden sonuca ulaşmak açısından duraksama yaratmaktadır.
Mahkemece, kesin hüküm teşkil ettiği kabul edilen ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 07.03.2008 tarihinde kesinleşen 04.02.2008 tarih ve 2006/347 esas 2008/26 Karar sayılı dosyanın konusu, “… teleferik kulübesinin bitişiğinde ve kuzey tarafından geçen bu dosyanın kararına esas alınan teknik bilirkişi ... ve arkadaşı tarafından düzenlenen 07.08.2007 tarihli krokide kırmızı harfle gösterilen patika yoldan davacı ...’ün de yararlandığı gerekçesiyle davalı tarafından bu yola ve tel örgü geçirdiği yere yapılan bölüme ilişkin olarak müdahalenin önlenmesi isteğidir…” aynı krokiye göre tel örgü elektrik binasının kuzeyinden geçmekte olup, yol ise aynı binanın kuzey tarafından ve bitişiğinde aynı zamanda doğu tarafından geçmektedir. Yol ve davacının taşınmazı içerisinde kalan kısımların dava konusu yapılmadığı ve bunlar açısından kesin hükmün oluşmayacağı açıktır. Kesin hükümden sözetmek için her iki davanın tarafları, hukuki sebepleri ve dava konusu yapılan yerlerin aynı olması gerekir. O halde, paftada yol olarak bırakılan 21-1 ve 7 sayılı parsel içerisinde A harfiyle gösterilen yerler bakımından davacının aralıksız çekişmesiz malik sıfatı ile 20 yıllık zilyetliğinin olup olmadığının araştırılıp belirlenmesi gerekmektedir. Bu yönde, TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki koşulların araştırılıp belirlenmesi zorunludur.
Bundan ayrı, yerel bilirkişi beyanına göre çizilen krokide gösterilen patika yolun devamı ile davalı tanıklarının beyanlarına göre, çizilen patika yolun devamı bakımından yerlerin farklı olduğu, birinde yolun teleferik binasının bitişiğinde diğerinde ise biraz daha kuzeyinden geçtiği göz önünde tutularak yeniden yerinde keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK.nun 243,244 ve 259. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların keşif yerinde dinlenilmeleri dava konusu yapılan patika yol ile tescil, iptal ve tescile konu yapılan yerler bakımından yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarına başvurulması, davacının terkinini istediği yolun meni müdahaleye konu yapılan ve teleferik binasının bitişiğinden geçen o krokide kırmızıyla taralı patika yol mu olduğu, yoksa davalı tanıklarının beyanlarına göre çizilen krokide gösterilen ve az önce açıklanan yolun biraz daha kuzeyinden geçen patika yol mu olduğu konularının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak saptanması,
beyanlar arasındaki ayrılığın HMK.nun 261. maddesi gereğince giderilmesi, kadim nitelikte bulunan patika yolun genişliği ile davacının ileri sürdüğü patika yolun devamı olan ve davalı ...’nin 7 sayılı parseli içerisinde bırakılan patika yolun uzunluğunun ve genişliğinin aynı olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması, teknik bilirkişiyle meni müdahale davasına esas alınan krokinin de keşifte uygulanması, meni müdahale ile yapılan yol ile eldeki dava dosyasına göre alternatifli çizilen krokilere göre belirlenen yolun güzergahı ve gerekse genişliği bakımından aynı olup olmadığı konusunun tespit edilmesi, patika yol bakımından kesin hüküm oluşup oluşmadığının belirlenmesi, teknik bilirkişiden meni müdahalede esas alınan kroki ile keşifte çizilecek krokinin çakıştırılması, ayrı renkler yada harflerle kroki üzerinde yerlerin işaretlenmesi, metrekarelerinin hesaplanmasının istenmesi, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu meni müdahale kararının kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK. nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 27.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy