MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Katılma alacağı ve değer artış payı alacağı
... ile ... aralarındaki katılma alacağı ve değer artış payı alacağı davasının reddine dair ... . Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 27.01.2012 gün ve 340/58 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekilleri tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 2005 yılında evlendiklerini, evlilik birliği içerisinde alınan 1972 ada 1 parsel üzerindeki 20 nolu bölüm ile 1969 ada 4 parselin alınması amacıyla davalıya 130.000 EU verildiğini, o tarihte ... Komutanlığı'ndan izin alınması gerektiğinden taşınmazın zorunlu olarak davalı adına tescil edildiğini açıklayarak vekil edeni tarafından ödenen paranın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın yersiz açıldığını, aynı konuda davacının annesi tarafından ... Mahkemesi'ne açılan davanın reddine karar verildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar, 17.10.2005 tarihinde evlenmişler 2007 yılında açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin ... Mahkemesi kararının 11.11.2008 tarihinde, tanıma kararının 25.11.2010 tarihinde kesinleşmesi üzerine boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/son maddesi gereğince boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Bu durum karşısında, eşler başka bir mal rejimi seçtiklerini ileri sürmediklerinden, eşler arasında boşanma davasının açıldığı tarihe kadar 4722 sayılı Kanunun 10. maddesi gereğince, TMK'nun 202. maddesine göre edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir.
Dava 1972 ada 1 parsel 22.04.2004 tarihinde evlilik birliğinden önce imar yoluyla, davaya konu 1969 ada 4 parsel 28.10.2005 tarihinde satış yoluyla davalı ... adına tescil edilmiş, ilk taşınmaz 31.07.2007 tarihinde ikinci taşınmaz ise 13.07.2006 tarihinde satış yoluyla dava dışı kişilere devredilmiştir.
Dosya kapsamı ve dava dilekçesindeki açıklamalara göre; davacı vekillerinin talebi taşınmazlar üzerindeki değer artış payı ve katılma alacağı isteğine ilişkindir. Bu tür davalarda, eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK.m.219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak katılma alacağının hesaplanması ve TMK'nun 227.maddesi hükümleri uyarınca; eşlerden birinin, diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuş ise, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında değer artış payı alacağının belirlenmesi gerekir.
Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, dava konusu taşınmazlardan 1972 ada 1 parselin 22.04.2004 tarihinde imar yoluyla davalı ... adına tescil edildiğine, evlilik birliği içerisinde edinilen taşınmazlardan olduğu davacı tarafça kanıtlanamadığına göre anılan bu parsel yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak; dava, değer artış payı ve katılma alacağına ilişkin olup bu davaların çözüm yeri 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesi gereğince Aile Mahkemeleridir. Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde ise Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir. Görev, kamu düzenine ilişkin olmakla yargılamanın her aşamasında kendiliğinden göz önünde bulundurulur. Taraflar, arasındaki değer artış payı ve katılma alacağı davası Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görülerek sonuçlandırılmıştır. Bu açıklamalar karşısında mahkemece, niteliği dikkate alınarak davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, yazılı şekilde Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatı ile yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Bundan ayrı; 1969 ada 4 parsel yönünden davanın yazılı gerekçelerle reddine karar verilmiş ise de ulaşılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Dava konusu bu parsel, evlilik birliği içerisinde ve yasal edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 28.10.2005 tarihinde satın alınarak davalı adına tescil edilmiştir. Dava konusu taşınmazın edinilmiş mal niteliğinde olduğu anlaşıldığına göre edinilmiş malın (TMK'nun 219.m.) değerinden varsa bu mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK'nun 231.m.) yarısının (TMK'nun 236/1.m.) davacının katılma alacağı hakkı olduğu hesaplanarak hüküm kurulması gerekmektedir. TMK'nun 219.maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği mal varlığı değerleri edinilmiş maldır. TMK'nun 222/1. maddesine göre ise, belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispatla yükümlüdür. 1969 ada 4 parsel, evlilik birliği içerisinde satın alındığına göre, davacı kişisel mal varlığı ile taşınmazın edinilmesine katkıda bulunduğunu (TMK'nun 227 ) kanıtlayamamış olsa bile yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde yasal olarak 1/2 oranında katılma alacağı (TMK.nun 236/1.m) hakkına sahiptir. Mahkemece görev hususu ile yukarıda açıklanan bu nedenler göz önünde tutulmadan yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru ve yerinde olmamıştır.
Davacı vekillerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 10.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.