MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVATÜRÜ: Katkı payı alacağı
... tereke temsilcisi ... ile ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının reddine dair ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 20.12.2011 gün ve 209/645 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, vekil edeninin miras bırakanı ile davalının evlilik birliği içinde edinilerek davalı adına tescil edilen dava dilekçesinde kısmen ada ve parsel numaraları, kısmen adresleri bildirilen taşınmazlar ile banka hesaplarındaki mevduatlara miras bırakanın katkıda bulunduğunu açıklayarak, 60.000 TL katkı payı alacağının yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının miras bırakanı ile vekil edeninin 1987 yılından itibaren ortak yaşamları olmadığını, katkısı bulunmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, murisin sağlığında davalı aleyhine katkı payı istekli dava açmadığı, sağ kalan eşi davacının murisin sağlığında ileri sürmediği hakka dayanarak, önceki eş davalıdan katkı payı alacağı istemesinin yasal olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Davacı tarafın miras bırakanı ... 08.07.2004 tarihinde ölmüş, geride eşi-davacı ... ile murisin ilk eşi-davalıdan olma çocukları ... ve ... mirasçı olarak kalmıştır. Muris ... ile davalı ... 1964 yılında evlenmiş, 12.08.1997'de açılan boşanma davasının kabulü ve 19.03.1998 tarihinde kesinleşmesiyle evlilik birliği son bulmuştur. ... bilahare davacı ile evlenmiş ve bu evlilik birliğinin devamı sırasında ölmüştür.Dava, davacı eş tarafından açılmış, yargılama aşamasında ... terekesine tayin edilen temsilci vasıtasıyla sürdürülmüştür. Davacı miras bırakanı tarafından katkının yapıldığı ve niza konusu mal varlığı ile mevduatın oluşturulduğu iddia edilen tarih itibariyle eşler arasında 743 sayılı MK'nun 170. maddesi uyarınca “mal ayrılığı” rejimi geçerlidir. Eşler arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/2.maddesine göre boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona ermiştir. Dava konusu mal varlığının edinildiğinin ileri sürüldüğü tarihe göre, eşler arasında 743 sayılı MK'nun 170. maddesi hükmü uyarınca mal ayrılığı rejimi geçerli olduğundan uyuşmazlık Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulmalıdır. Dava, TMK'nun 5.maddesi (743 sayılı MK'nun 5.maddesi) gereğince atıf yapılan Türk Borçlar Kanunu'nun 146 (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125.) maddesi uyarınca başka türlü hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava için öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmıştır. Mahkemece yapılacak iş, dava konusu taşınmazlara ilişkin tapu kayıtları ile banka hesap dökümlerinin (açılış tarihlerinden, eşler arasında mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar) getirtilmesi, iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin eksiksiz şekilde toplanması ve sonucuna göre esasa ilişkin bir karar verilmesidir. Hatalı değerlendirme ve yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru değildir.Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK.nun geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 03.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy