MAHKEMESİ : İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/12/2013
NUMARASI : 2012/1164-2013/1070
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Davalı Halk Bankası haciz kararının tebliği üzerine, 28.03.2012 tarihli yazısı ile borçluların belirtilen hesaplardaki bakiye miktarları bildirilerek, adı geçen borçluların aynı zamanda bankalarının kredili müşterileri olduğu,borçlular ile Bankaları arasında akdedilen genel kredi sözleşmeleri hükümleri çerçevesinde, kanunlar kapsamında borçluların doğmuş ve doğacak her türlü hak ve alacakları, mevduat, POS ve bloke hesapları üzerinde öncelikle, Bankalarının rehin,takas-mahsup ve hapis hakkı mevcut olduğu ve belirtilen hesaplar ile bu hesaplarda bulunan paraların bankalarına rehinli olduğu, İİK'nın 99. maddesinde öngörülen prosedür işletilmeden hacizli meblağın icra dosyasına gönderilmesinin hukuken mümkün bulunmadığı bildirilmiştir. Alacaklı vekili tarafından, üçüncü kişi Bankanın istihkak iddasının reddine karar verilmesi isteğiyle eldeki dava açılmıştır.
Mahkemece, 31.05.2013 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak,davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine; 30.490,72 TL'lik kısım açısından üçüncü kişi Bankanın istihkak iddiasının reddine, kalan miktar yönünden ise, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı alacaklı ve davalı üçüncü kişi Banka vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Mahkemece; yazılı gerekçeyle karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye elverişli değildir. Borçlular ile üçüncü kişi Banka arasında düzenlenen Silivri 1. Noterliği'nin 28.12.2011 tarih 15892 yevmiye sayılı protokol ile taraflar arasında banka alacaklarının tahsil ve tasfiyesi kapsamında mutabakata varılmıştır. Hükme esas alınan 31.05.2013 tarihli bilirkişi raporunun 5. sayfasında, 28.03.2012 tarihinde, teminat mektubunda 251.000,00 TL ve çek taahhüt hesabında da 236.000,00 TL bakiye veren toplam 487.000,00 TL tutarındaki riskinin de taraflar arasındaki protokol şartları gereğince bloke edildiği / mevduat hesabından alınmış olması
nedeniyle risk bakiyesi arz etmediği, bununla birlikte bankanın protokole dayanmayan ve borçlu firmalardan tahsil etmediği (protokol için gereken) damga vergisi alacağı bulunduğu, bedeli bankalarca 29.12.2011 tarihinde geçici hesaplardan ödendiği ve henüz tahsil edilmeyen 739.385,81 TL tutarındaki damga vergisinden kaynaklanan ve faiz ve eklentisi ile birlikte 879.129,73 TL olarak tespit edilen tutarın banka alacağı olarak durduğu, borçlu firmanın 28.03.2012 tarihi itibariyle davalı Banka nezdindeki mevduatının toplamının ise 909.620,45 TL olduğu bildirilmiştir. Bilirkişi raporunun aynı sayfasındaki hesap sütununda, protokol noter masrafı olan 739.383,81 TL'nin hesaptan düştüğü gösterilmiştir. Alacaklı vekili ise, bilirkişi raporuna yaptığı itirazlarda bu tutarın davalı Banka tarafından tahsil edildiğini savunarak, buna ilişkin hesap hareket örneğini dosyaya ibraz etmiştir. Davalı Banka vekili ise, Banka tarafından ödenen 739.383,81 TL damga vergisinin henüz borçlulardan tahsil edilmediğini bildirmiştir. Ne var ki, Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik, somut itirazlar konusunda, bu itirazları denetime olanak verecek şekilde karşılayan ek rapor alınmadan, eksik araştırma ile hüküm kurulmuştur.
Bu durumda, tarafların hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik itirazlarını denetime olanak verecek şekilde karşılayan, ek bilirkişi raporu alınarak, sonuca gidilmesi için, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Hüküm başlığında, davacı adının davaya dayanak icra takibindeki alacağı temlik alan ve eldeki davayı takip eden M.. Ş.. yazılması gerektiği halde, A.. H.. yazılması, mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün, maddi hata olarak kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı ve davalı üçüncü kişi banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 19.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy