MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
1- 3. kişi vekili, davayı maktu harç yatırarak şikayet istemli olarak açmıştır. Başvuru dilekçesinde; 25.06.2012 tarihinde müvekkiline ait menkullerin haczedilerek muhafaza altına alınıp yediemin deposuna götürüldüğünü, yapılan işlemin hukuka ve yasalara aykırı olduğunu, 3. kişinin adresinde yapılan hacizlerde, 3. kişinin istihkak iddiasında bulunması halinde kesinlikle muhafaza işlemi yapılamayacağını, icra memurunun muhafaza işlemini durdurması ve istihkak davası açması için alacaklıya süre vermesi gerektiğini, bu nedenle Kuşadası İcra Müdürlüğü'nün haciz ve muhafaza işleminin ivedilikle kaldırılmasına ve yediemine bırakılmış malların müvekkiline iadesine karar verilmesini talep etmiş; 19.03.2013 tarihli ilk oturumda, ''Bizim iddiamız İcra Müdürlüğü'nün işleminin İİK'nun 88. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle şikayet niteliğindedir, hacze gelinen yer müvekkilin adresi olduğu için icra müdürünün sadece haciz işlemini yapıp, muhafaza işlemini yapmaması gerektiği konusundaki şikayetimizdir'' şeklinde talebini bir kez daha açık bir şekilde dile getirmiştir. Esasen davalı alacaklı vekili de, 06.12.2014 havale tarihli dilekçesinde, talebin istihkak iddiası olmayıp, memur muamelesini şikayet olduğunu belirterek, bu doğrultuda savunmada bulunmuş, 3. kişi vekili hükmün temyizine yönelik dilekçesinde de, taleplerinin maktu harç ile açılmış icra memurunun işleminin şikayet olduğunu vurgulamıştır.
Mahkemece, açılan davanın 3. kişinin istihkak iddiasına ilişkin olduğu, davacı tarafından ibraz edilen faturadaki mallar ile haczedilen mallar birbirine benzerlik gösterdiğinden tam olarak tespitinin mümkün olmadığı, mali müşavir bilirkişiden alınan rapora göre malları teslim alanlar ve teslim edenler belli olmadığı gibi faturanın da tabi olduğu kanunlara uygun olmadığının belirtildiği, haczin borçlunun dükkanında yapıldığı, davacıya ait dükkan ile borçluya ait dükkanların birbiri ile geçiş şeklinde bağlantılı olduğu, davacının haciz esnasında borçluya ait bir kısım malların emanet olduğunu, bir kısmını ise satın aldığını bildirdiği, fatura tarihlerinin takibin kesinleşmesinden sonra olduğu, tarihlerin
./.
haciz tarihine yakın olduğu, davacının istihkak iddiasında samimi olmadığı, bu bilgilere göre davacı ile borçlu arasındaki işlemin muvazaalı olarak tanzim edildiği, alacaklıdan mal kaçırma amacına yönelik hareket edildiği izleniminin oluştuğu, haczin borçlu adına kayıtlı işyeri adresinde yapıldığı, bu haliyle mülkiyet karinesinin borçlu dolayısı ile davalı alacaklı lehine olduğu, hacizden kısa bir süre önce yapılan devirlerin muvazaalı olarak yapıldığının kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 26. maddesi uyarınca hâkim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlıdır. H.M.K'nun 33. maddesine göre ise, olayların hukuksal açıdan değerlendirilmesi ve nitelendirilmesi hakime aittir. Bu ilkeler ışığında, yukarıda da ayrıntılı olarak anlatıldığı üzere dava dilekçesi içeriğindeki anlatımdan ve davacı vekilinin duruşmadaki beyanından uyuşmazlığın, memur muamelesini şikayet niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Şikayetçi 3. kişi vekili maktu harç yatırmak suretiyle İcra Mahkemesi'nden, İcra Müdürlüğü'nün, mahcuzları muhafaza altına almasına yönelik işleminin iptalini, İİK'nun 16. maddesi uyarınca şikayet yoluyla istemiştir. Mahkemece, şikayetçinin istemi yanlış nitelendirilerek, ortada bir istihkak davası olmadığı halde yukarıda yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve Yasaya aykırı olup, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.