(1086 S. K. m. 443) (6100 S. K. Geç. m. 3)
Dava: Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra, işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Borçlu vekili şikayetinde; her ne kadar ıslah ile tazminata dönüştürülmüş olsa bile takibe konu kararın gayrimenkulün aynına ilişkin tapu iptali ve tescil davası olduğunu ve kararın kesinleşmemesi nedeniyle takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
HMKnun Geçici 3. maddesi gereğince uygulanması gereken HUMKnun 443/4 (HMKnun 367/2.) maddesi gereğince gayrimenkule ve buna ilişkin ayni haklara dair hükümler kesinleşmedikçe icra edilemez. Bu nedenle aynı ilamda yazılı eklentilerin de infazının istenebilmesi için ilamın kesinleşmesi zorunludur. Buna karşılık, gayrimenkulün aynına ilişkin olmayan (gayrimenkul üzerindeki kişisel şahsi haklara ilişkin olan) ilamların icraya konulabilmesi için bunların kesinleşmelerine gerek yoktur. Yani bu ilamlar kesinleşmeden icraya konulabilir.
Takibe dayanak olan Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.03.2013 tarih ve 2009/697 Esas, 2013/187 Karar sayılı ilamı incelendiğinde, davanın önce tapu iptal tescil ve alacak davası olarak açıldığı, daha sonra ıslah ile tescil olmaz ise pay alacağının talep edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece tapu iptal ve tescil koşulları oluşmadığından alacağa karar verilmiştir. Bu haliyle ilama konu davada tartışılan husus taşınmazın aynı olup, davacının talebi taşınmaz aynından kaynaklı alacak talebidir. Bu nedenle söz konusu ilam kesinleşmeden takibe konulamaz.
O halde mahkemece, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİKnun 366 ve 6100 sayılı HMKnun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMKnun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMKnun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİKnun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 23.06.2014 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy