MAHKEMESİ: İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 29/01/2014
NUMARASI: 2013/729-2014/49
A.. A.. ve K... F.. Finansal Hizmetler A.Ş. ve E.. Plastik Kağıt ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti. aralarındaki istihkak davasının reddine dair İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nden verilen 29.01.2014 gün ve 729/49 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18.11.2014 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden kimse gelmedi, karşı taraftan K... F.. Finansal Hizmetler A.Ş. vekili Avukat O.. B. geldi, başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, İstanbul 35. İcra Müdürlüğü’nün 2013/17470 sayılı takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğü’nün 2013/1118 Talimat sayılı dosyasında yapılan 19.07.2013 günlü hacze konu menkullerin üçüncü kişi Şirkete ait olduğunu, haciz zabtında bulunduğu iddia edilen belgelerin borçlu Şirkete ait olmadığını, borçlu ve üçüncü kişi şirketlerin adreslerinin farklı olduğunu belirterek istihkak iddialarının kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz esnasında borçlu Şirkete ait birçok evrak bulunduğunu, borçlu Şirketin ortağı ve yetkilisi İ.. A..'nun aynı zamanda üçüncü kişi Şirketin de eski ortağı olduğunu, Şirketlerin faaliyet konularının aynı olup aralarında organik ve filli bağ bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu vekili, mahcuzların borçluya ait olmadığını borçlu ve üçüncü kişi şirket arasında organik bağ olmadığını beyan etmiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: haciz adresinin borçlunun kayıtlı ve tebligat yapılan adreslerinden olmadığı, ancak işyerinde borçlu Şirket ortağı ve yetkilisi aynı zamanda davacı şirketin eski ortağı İbrahime ait kredi kartı ekstresi ve bilgisayar kayıtlarında borçlu şirkete ilişkin kayıtlara rastlandığı, aynı işkolunda faaliyet göstermeleri ve aralarında anlaşmazlık olması nedeniyle ayrıldıkları iddiasına rağmen bilgisayarda bulunan kayıtlar nedeniyle borçlu ve üçüncü kişi Şirket arasında birbirleri üzerinden iş yapmak şeklinde organik ilişkinin bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz, haciz tutanağı içeriğine göre borçlu Şirkete ait belgelerin bulunduğu adreste yapılmıştır. Bu durumda malı borçlu ve üçüncü kişinin birlikte ellerinde bulundurduklarının kabulü gerekir. İİK’nun 97/a maddesi gereğince borçlu ve üçüncü şahısların taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi mal borçlu elinde addolunur.Anılan maddede geçen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı üçüncü kişi tarafından kesin ve güçlü delille ispatlanması gerekmektedir.
Davalı üçüncü kişi ve borçlu Şirketlerin ilk kuruluşundan günümüze değin tüm ortaklarını ve hisse devirleri ile faaliyet adreslerini gösterir ticaret sicil kayıt örnekleri ile SGK kayıtları getirtilmediği için aralarında ortaklık yapısı ve aynı adreste faaliyet göstermeleri nedeni ile organik bağ bulunup bulunmadığı ya da borcun doğum tarihine göre alacaklıdan mal kaçırmak için kendi aralarında işlemler yapılıp yapılmadığı denetlenememektedir.
Mahkemece yapılması gereken iş; öncelikle, borçlu ve üçüncü kişi Şirketlerin ilk kuruluşlarından itibaren tüm ticaret sicil ve SGK kayıtlarının getirtilerek iki Şirket arasındaki organik bağı araştırmak, haciz mahallinde kolluk aracılığı ile inceleme yaptırıp, Vergi Dairesi’ndeki kayıtlar üzerinden haciz adresinde, haciz tarihinden itibaren geriye doğru kimlerin faaliyet gösterdiğini de araştırarak, toplanacak delillerin sonucuna göre muvazaanın bulunup bulunmadığını tayin etmek olmalıdır. Bu şekilde yapılan araştırmalar yeterli olmadığında, şirketlerin ticari kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi de yaptırıp sonucuna göre borcun doğum tarihinden sonra alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yapılıp yapılmadığı değerlendirilmelidir.
Muvazaanın bulunmadığı sonucuna varılırsa, bu kez üçüncü kişinin sunduğu faturaların gerçekliği, bunların mahcuzlara uygunluğu, konuları keşif ve bilirkişi incelemeleri ile tespit edilmeli, bu sırada alıcı ve satıcı firmaların ticari kayıtlarına, ödeme vb. hususlara da bakılmalı, sunulan delillerin istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Mahkemece belirtilen yönler gözetilmeksizin eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 Tl peşin harcın istek halinde davacıya iadesine
18.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy