MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı 3. kişi vekili, 28/01/2014 tarihinde yapılan haczin haksız ve hukuka aykırı olduğunu iddia ederek davanın kabulü ile menkuller üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına % 20 den az olmamak üzere tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın esas takibin başlatıldığı yerde açılabileceğini, yetkili mahkemenin de Denizli Mahkemesi olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; İİK'nun 96, 97, 99. maddelerine dayalı istihkak iddialarının, asıl takibin yapıldığı icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemelerince çözümlenebileceği, bu doğrultuda mahkemenin yetkisiz olduğu gerekçesiyle davalı alacaklı vekilinin bu yöndeki yetki itirazının kabulüne, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın yetkili Denizli İcra Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava, 6100 sayılı HMK'nun yürürlüğe girdikten sonra açılmış olup bu Kanun’da 1086 sayılı HUMK’nun 512. maddesine paralel bir düzenleme getirilmemiştir. Bu durumda İİK’nun yetkiye ilişkin 4, 50. maddeleri ve 6100 sayılı HMK’nun 5, 6. maddeleri uyarınca genel yetki kuralının uygulanması gerekir. Buna göre istihkak davalarının asıl icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi ile davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılması mümkündür. HMK’nun 7/1. maddesi gereğince, davalının birden fazla olması halinde davanın, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılması mümkündür. Basit yargılama usulüne uygun yürütülen taşınır mala ilişkin istihkak davalarında Yasa'da kesin yetki kuralı öngörülmediğinden, yetki itirazı ancak ilk itiraz olarak ileri sürülebilir.
.//..
HMK'nun 19/4. madde hükmüne göre de yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir. Hakim kendiliğinden (re'sen) yetkisizlik kararı veremez.
Somut olayda ise, dava dilekçesi yetki itirazında bulunan davalı alacaklı vekiline 17.02.2014 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı alacaklı vekili tarihsiz cevap dilekçesi ile yetki itirazında bulunmuştur. 08.05.2014 tarihli duruşma tutanağının 5. paragrafında ise Mahkemece, “Davalının süresinde cevaplarını dosyaya sunmadığı görüldü.” biçiminde tespitin yapıldığı görülmektedir. Bu bilgilere göre, davalı alacaklının yetki itirazının süresinde olduğundan bahsedilemez.
Hal böyle olunca; Mahkemece, tarafların gösterdikleri deliller toplanarak uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve
25,20 TL peşin harcın temyiz edene iadesine, 17.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy