MAHKEMESİ: Şabanözü Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 17/08/2011
NUMARASI: 2010/286-2011/221
A.. U.. ile Hazine ve Bulduk Köyü Muhtarlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Şabanözü Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 17.08.2011 gün ve 286/221 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan daha sonra İl Mera Komisyonunun 28.08.2002 tarihli mera tahsis kararı ile 111 ada 131 parsel numarası verilmek suretiyle mera niteliğiyle mera siciline kaydedilen taşınmazın Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddesi hükümleri uyarınca mera kaydının iptali ile tescili isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne, 111 ada 131 parsel sayılı taşınmazın 18.05.2011 tarihli teknik bilirkişi raporunda A, B ve C harfleri ile gösterilen 2759.44 m2'lik kısmının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm; davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro dışı bırakma işleminde, taşınmazın geometrik durumu belirlenmediğinden bir tespit işlemi değil ise de, görevlilerce bir yerin tescile tabi olmadığı saptanarak hukuksal durum belirlenmiş olduğundan yapılan bu işlem, bir kadastro işlemidir. Yargıtay’ın kararlılık kazanan uygulamalarına göre; tespit dışı bırakılan bir yerin, Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17.maddesi hükümlerine göre tapuda tescil edilebilmesi için, tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı tarihten, dava tarihine ya da tapuya kaydedilmiş ise kaydedildiği tarihe kadar 20 yıldan fazla süre ile anılan maddelerde belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir.
Somut olayda, toplanan delil ve belgelere göre; tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı 10.05.1999 tarihinden itibaren mera olarak tahsisinin yapılarak mera siciline kaydedildiği 04.11.2002 tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresi dolmamıştır. Kaldı ki İl Mera Komisyonunun kesinleşen 04.11.2002 tarihli kararına karşı açılmış bulunan herhangi bir iptal davası olmadığı gibi eldeki dava tarihi 20.11.2008 itibariyle 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 21. maddesinde belirtilen 5 yıllık hakdüşürücü süre de geçmiştir. Bu açıklamalara göre, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden söz edilemez. Açıklanan nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna 29.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy