MAHKEMESİ : İzmir 2. Aile Mahkemesi
TARİHİ : 05/06/2012
NUMARASI : 2010/1231-2012/469
S.. A.. ile C.. A.. aralarındaki alacak davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair İzmir 2. Aile Mahkemesi'nden verilen 05.06.2012 gün ve 1231/469 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Seher vekili, tarafların evlilik birliği içinde davalı adına satın alınan 35 S ..... plakalı servis aracının alımında davacının da kendisine düğünde takılan ziynetlerin satılarak elde edilen bedel ile katkıda bulunduğunu açıklayarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere aracın yarı bedelinin dava tarihinden geçerli yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, dava dilekçesinde değeri 10.000 TL olarak göstermiş, 09.05.2012 tarihli harcını da tamamladığı dilekçesi ile talep miktarını 24.556,50 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı Cemal vekili, davacının takılarını bozdurarak bedelini kendi adına açtırdığı banka hesabına aktardığını, katkıda bulunmadığını, yine altın setini satarak estetik ameliyat yaptırdığını, davalı adına alınan aracın, evlilik öncesi 2000 yılında alınan aracın 2004 yılında ve en son 2008 yılında yenilendiğini, davalının kişisel malı olduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının gerek ziynetlerin satımından gelen miktarla katkıda bulunduğu gerekse bakiye miktar üzerinde de katılma alacağı olduğu gerekçesi ile davacının davasının kısmen kabulüne, 10.000 TL'nin dava tarihinden, 8.871 TL'nin ise 09.05.2012 ıslah tarihinden geçerli yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 05.07.2002 tarihinde evlenmişler, 31.08.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 31.08.2010 tarihinde kesinleşmesi üzerine boşanmışlardır. TMK.nun 225/2. maddesi uyarınca mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Bu durum karşısında eşler başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerinden, evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM'nin 170. maddesi uyarınca eşler arasında mal ayrılığı, bu tarihten boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi (TMK.m.202, 4722 s. K. m.10) geçerlidir.
Dava konusu 2008 model servis aracı niteliğindeki citroen araç 07.02.2008 tarihinde davalı adına satın alınmış olup, alım tarihi itibarıyla taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olması, davacının aracın alımında ziynet eşyaları ile katkıda bulunduğunu iddia ettiği de dikkate alındığında, davacının talebi değer artış payı ve katılma alacağı niteliğindedir.
Bu tür davalarda, eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK.m.219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak katılma alacağının hesaplanması gerekir. TMK'nun 227. maddesi hükümleri uyarınca; eşlerden biri, diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuş ise, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında değer artış payı alacağının belirlenmesi gerekir. Yine bu davalarda, TMK'nun 239/2. maddesi uyarınca karar tarihinden geçerli olarak faize hükmedilmesi gerekmektedir
Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre, davacının çalışmadığı ve geliri olmadığı, davalının ise çalışarak gelir elde ettiği, dava konusu 35 S 90279 plakalı citroen marka aracın 07.02.2008 tarihinde evlilik birliğinin devam ettiği sırada tamamı mal rejiminin devamı sürecinde ödenen 20.700 TL kredi de kullanılarak toplam 39.700 TL'ye davalı adına satın alındığı, ancak bu aracın servis aracı niteliğinde olup, plaka aynı kalmakla birlikte getirtilen belgelerden ilk önce evlilik birliği kurulmadan önce 1996 model pejo aracın 17.04.2000 tarihinde alınarak Aralık 2003 yılında satıldığı, ikinci araç olarak aynı tarihte 2004 model pejo aracın alındığı ve bu aracın da Şubat 2008 yılında satılarak son olarak dava konusu 2008 model citroen aracın edinildiği, Mahkeme tarafından davacı tanıklarının beyanlarında ziynetlerin satılarak katkıda bulunulduğunun ifade edildiği açıklanarak katkı kabul edilmiş ise de bu hususta herhangi bir tanık beyanı olmadığı, ziynetlerle ilgili sunulan resimlerin tek başına katkıyı göstermediği, davalının savunmasında bildirdiği davacıya ait banka hesaplarına ait ekstreler, davalının savunmasında bildirilen önceki araçlarla ilgili tescillere ilişkin kayıtlar da birlikte düşünüldüğünde davacının araç alımlarında ziynetlerle katkıda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı, ancak davalı lehine önceki araçlardan dolayı denkleştirme yapılması gerektiği kabul edilmelidir. Mahkemece hatalı değerlendirme ve eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Davalı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerindedir.
Açıklanan duruma göre Mahkemece yapılması gereken iş; 35 S 90279 plakanın ticari plaka olduğundan, davalı adına alınan servis aracı niteliğindeki tüm araçlar aynı plakaya kaydedildiklerinden, bu plaka sabit kalmak kaydı ile araçların marka ve modelleri değiştiğinden, evlilik birliği öncesinde ilk alınan 1996 model pejo aracın davalının kişisel malı olduğu kabul edilmelidir. Davalının bu kişisel malı satılarak üzerine de davalının çalışarak elde ettiği gelirler eklenerek ikinci olarak alınan 2004 model aracın alım bedelinin ne kadarının ilk aracın satışından karşılandığı belirlenmelidir. (birinci aracın satım bedelinin, ikinci aracın alım tarihindeki bedeline oranlanarak bulunacaktır). Belirlenen bu oran davalı lehine yapılacak denkleştirmeye esas alınmalıdır. İkinci aracın satılmasından gelen miktar ve üzerine de yine davalının çalışarak elde ettiği geliri ile alınan son araç yani dava konusu citroen marka aracın alım tarihindeki (07.02.2008) değerinin içinde, ne kadarlık kısmın ilk araç sebebiyle davalı lehine denkleştirmeye esas miktar olduğu bulunmalıdır (oranlama ile yapılacaktır). Bulunacak bu oran ile dava konusu aracın bozma sonrası karar tarihine en yakın tarihte tespit edilecek piyasa sürüm değeri ile çarpılması sonucu çıkacak davalı lehine kişisel mal olduğu gözetilmeli ve aracın toplam değerinden bu miktar düşülerek, katılma alacağı hesabına esas alınacak artık değer hesaplanmalıdır. (TMK m.231) Neticede artık değerin yarısı oranında davacının katılma alacağı (TMK m.236) belirlenerek, davacı lehine bozma sonrası karar tarihinden geçerli olmak üzere hüküm altına alınmalı, hüküm kurulurken taraflar lehine usuli kazanılmış haklar da gözardı edilmemelidir. Bu hesaplama ve denkleştirmeler yapılırken, konusunda uzman bilirkişilerden araçların değerleri, denkleştirmeye esas oran ve artık değerin tayinin de Yargıtay denetimine esas rapor alınmalıdır. Açıklanan usul ve esaslara uyulmaması bozmayı gerektirmektedir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle usul ve kanuna aykırı görülen hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, yine 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 280,25 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 21.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy