MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 06.03.2013 gün ve 193/79 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, dava konusu 588 ada 5 parsel sayılı taşınmazın murisinden intikal ettiğini, 30 yılı aşkın süredir zilyetliğinde bulundurduğunu, taşınmazı ağaç dikerek düzenlediğini açıkayarak davalı adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu taşınmazın müvekkili adına tapuda kayıtlı olduğunu, taşınmazın bir kısmına davacı, diğer kısmına ise davacının kardeşi tarafından müdahalede bulunulduğunu, bu nedenle davalı müvekkili tarafından davacı ve kardeşine karşı müdahalenin men'i davası açıldığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının iddia ettiği taşınmazın daha önce ....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2000/339 Esas sayılı dosyasında verilen karar ile iş bu dava dosyası davalısı adına tescil edildiği, Kadastro Kanunu'nun 4/8 maddesi gereğince kesinleşmiş mahkeme kararına itiraz edilemeyeceği, kesin hüküm nedeniyle davanın subut bulmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak kesin hükümden sözedilebilmesi için HMK'nun 303. (HUMK. m. 237) maddesine göre, davaların taraflarının, konusunun ve hukuki sebebinin aynı olması gerekir. Öte yandan kesin hüküm kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir.
Somut olaya gelince; Mahkemece eldeki uyuşmazlık bakımından kesin hüküm olarak kabul edilen ....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2000/339 Esas, 2001/252 Karar sayılı ilamı incelendiğinde; davacı ...'nın, yasal hasım olan davalılar Maliye Hazinesi, Kavurma Köyü Muhtarlığı ve Belediye Başkanlığına karşı husumet yönelttiği, dava dilekçesinde hudutlarını belirttiği taşınmazın 40 yılı aşkın süreden beri aralıksız, nizasız, zilyetliğinde bulunduğu, fakat bu yerin tapulama çalışmalarında tescil harici bırakıldığını açıklayarak adına tescilini talep ettiği; mahkemece, davanın kabulüne karar verildiği ve
-//-
2014/14440-16348 -2-
kararın Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 27.11.2001 tarih, 2001/ 8709 Esas- 8488 Karar sayılı ilamı ile onanması neticesinde 20.02.2002 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Görülmekte olan davada ise davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine açtığı davada dava konusu yapılan taşınmazın kendi murisinden intikal ettiğini iddia ederek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir. Görüldüğü üzere, her iki davanın tarafları ve hukuki sebebi aynı değildir. Öyle ise mahkemece açıklanan hususlar gözetilmeksizin davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Hal böyle olunca tarafların iddia ve savunmalarının araştırılması ve tüm delillerinin toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL'nin davacıya iadesine 18.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy