MAHKEMESİ : Pazar (Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 09/04/2009
NUMARASI : 2008/448-2009/146
Hazine ile Mustafa Kazım Kanoğlu aralarındaki tapu iptali ve terkin davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair Pazar (Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 09.04.2009 gün ve 448/146 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı Hazine temsilcisi, mülkiyeti davalıya ait olan 159 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının 3621 sayılı Kıyı Kanunu'na göre kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığını belirterek dava konusu taşınmazın kıyıda kalan kısmının tapu kaydının iptali ile terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; dava konusu taşınmazın Ardeşen Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1959/87- 171 Esas, Karar sayılı ilamı ile davalı adına tapuya tescil edildiğini, anılan davada Hazine'nin de taraf olduğunu açıklayarak kesin hüküm nedeni ile davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamından sonra ''Davanın kısmen kabulü ile ile, harita bilirkişisinin 01.04.2009 havale tarihli rapor ve krokisinde kırmızı renkkle gösterilen kıyı kenar çizgisinin içerisinde kalan kısmın yine aynı rapor ve krokide C harfı ile gösterilen 8,20 m2 lik kısım hariç olmak üzere toplam 18,51 m2 yüz ölçümlü alanın davalı adına olan tapusunun iptali ile niteliği gereği bu kısmın tapudan terkinine , C harfi ile gösterilen kısım yönünden ise talebin kesin hüküm nedeniyle reddine....'' karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın, kısmen kabulüne dair önceki hüküm taraf vekillerinin ayrı ayrı temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 26.6.2008 tarih ve 2008/6400 E.- 8052 K. sayılı ilamı ile özet olarak “...tescil hükmünün davada taraf olan Hazine'yi de bağlayacağı kuşkusuzdur. Ancak, mahkemece yapılan uygulamada uzman bilirkişi raporu ve krokisinden (A) ile gösterilen bölümün kıyı-kenar çizgisi içerisinde (B) ile işaretli bölümün ise kıyı-kenar çizgisi dışında kaldığı anılan tescil ilamının dayanağı krokinin fenni sıhhate haiz olmayıp ancak şeklen yararlanabileceği binanın zeminde oturduğu alanın 65.37 m2 miktarında bulunduğu görülmektedir. Sözü edilen tescil ilamında bina ve binanın oturduğu alanın tesciline karar verildiğine göre bu kapsamın tarafları bağlayacağı tartışmasızdır. Hal böyle olunca, mahkemece 1959/87 Esas-171 Karar sayılı ilamında sözü edilen binanın dava tarihindeki gerçek konumu ile kullanım tarzı itibariyle kapsaması gereken alanın gözetilmesi, bunun dışında kalan kısımlar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, anılan husus göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir....” gereğine işaret edilmek suretiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulması kararı verildikten sonra, yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; 03.02.2009 havale tarihli bilirkişi raporunda ; dava konusu parselin (A ) ile işaretlenen 52,04 m2 lik bölümünün kıyıda kaldığı, 42,12 m2 lik kısmının ise denizel etki alanı dışında bulunduğu, taşınmaz üzerinde yer alan 65,37 m2 yüzölçümlü 3 katlı yağma kargir binanın 26,71 m2 lik kısmının kıyıya tecavüzlü durumda olduğu rapor edilmiştir. Keşifte hazır bulunan teknik bilirkişi İ.. E.. tarafından tanzim edilen 21.11.2005 tarihli rapor ve rapora ekli krokide ise,dava konusu taşınmazın kadastral tapu kaydına dayanak teşkil eden 20.12.1960 tarih 12 sıra nolu tapu kaydının yüzölçümünün 37,50 m2,ancak kadastral tapu kaydının yüzölçümünün 94,16 m2 olduğu, parsel üzerinde iki katlı kargir bina bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca Mahkemece, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 26.6.2008 tarih ve 2008/6400 E.- 8052 K. sayılı bozma ilamı doğrultusunda teknik bilirkişi A.. G..'ten 1.4.2009 havale tarihli ek bilirkişi raporu alınmıştır. Anılan raporda, keşifte mahalli bilirkişilerin beyanından dava konusu parsel üzerinde bulunan ahşap yapının 1980-1985 yılları arasında yıkılarak mevcut binanın inşa edildiği, bu itibarla 1959/ 87-171 Esas, Karar sayılı mahkeme ilamında belirtilen taşınmazın tarif ve yer göstermelere dayanılarak kadastro haritası üzerinde işaretlendiği, buna göre 1959/ 87-171 Esas, Karar sayılı mahkeme ilamı ile ekli krokide gösterilen taşınmazın 37,50 m2 olduğu,binanın taşınmazı tamamen kapsadığı, söz konusu taşınmazın rapora ekli krokide ( C) harfi ile gösterilen 8,20 m2 lik kısmının kıyıda kaldığı rapor edilmiş, mahkemece de 1.4.2009 tarihli ek teknik bilirkişi raporu hükme esas alınarak C harfi ile gösterilen 8,20 m2 lik kısım hariç olmak üzere dava konusu taşınmazın kıyıda kalan 18,51 m2 lik kısmının tapu kaydının iptali ile tapudan terkinine, C harfi ile gösterilen kısım yönünden ise kesin hüküm nedeni ile reddine karar verilmiştir. Ne var ki; 03.02.2009 havale tarihli bilirkişi raporunda ; dava konusu parselin 52,04 m2 lik bölümünün kıyıda kaldığı belirlendiğine, 1.4.2009 havale tarihli ek teknik bilirkişi raporuna göre de 1959/ 87-171 Esas, Karar sayılı mahkeme ilamında sözü edilen binanın kapsadığı alan nazara alınarak taşınmazın 8,20 m2 lik kısmının kıyıda kaldığına, bu kısım açısından kesin hüküm söz konusu olduğuna, bunun dışında kalan 43, 84 m2 ( 52,04- 8,02;=43,84) lik alan yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken 18,51 m2 lik kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 3402 sayılı Kanunun 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına 14.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy