MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Davacı 3.kişi vekili; borçlu şirketin borcundan dolayı müvekkili şirkete ait malların haczedildiğini haciz sırasında, işyerinin müvekkili şirkete ait olduğu demirbaş ve diğer menkullerin borçlu şirketten satın alındığının şirket çalışanı tarafından beyan edildiğini, satın alınan mallara ilişkin borçlu şirkete tahsilat makbuzu ile ödeme yaptıklarını, istihkak iddialarının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili; davanın yetkisiz yerde açıldığını, haciz mahallinde borçluya ait evrakların bulunduğunu, davacının devir almaya dair beyanlarının gerçek olmadığını, davanın reddi ile davacı aleyhine % 20'den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, işyerinin borçlu şirket tarafından davacı 3.kişi şirkete 13.12.2012 tarihinde borcun doğumundan sonra devredildiği haciz mahallinde borçlu şirket yetkilisi ...'a ait sipariş fişi ve borçlu şirket amblemli baskılı şeker kolileri bulunduğu, bunun ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğu, borçlu şirket yetkilisi ...'ın, haciz mahallinde olmasına rağmen, davacı şirketi temsilen haciz mahallinde kimsenin bulunmamasının da devrin muvazaalı yapıldığına karine teşkil ettiği, delil olarak tahsilat makbuzlarına dayanılmış ise de işbu tahsilat makbuzlarının icra takibine konu borcun doğumundan sonra tanzim edildiği, ayrıca tahsilat makbuzlarının, taraflar arasında her zaman düzenlenmesi mümkün belgelerden olduğu, gerekçesiyle davanın reddine, alacaklı yararına tazminata hükmolunabilmesi için, İİK'nun 97/13. maddesi uyarınca, takibin ertelenmesine karar verilmiş olması gerektiği, dosya kapsamına göre takibin ertelenmesine karar verilmediği ayrıca davacı tarafın kötü niyetli olduğunun ispat edilemediği anlaşıldığından davalı alacaklı tarafın tazminata ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Hüküm davalı alacaklı vekili tarafından tazminata ilişkin olarak temyiz edilmiştir.
Dava, İİK'nun 96. vd. maddelerine dayalı olarak 3.kişinin açtığı istihkak talebine ilişkindir.
İİK'nun 97/13. maddesi hükmüne göre istihak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın %20'den aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunacağı kurala bağlanmıştır.
Somut olayda yargılama esnasında, 05/06/2013 tarihli ara karar ile davaya konu menkullerin satışının tedbiren durdurulmasına karar verildiği, bu ara kararın mahcuzlar yönünden takibin durdurulması niteliğinde olduğu tazminat koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, davalı alacaklı şirket lehine istifası geciken miktarın, %20'den aşağı olmamak üzere, davacıdan tazminat alınmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle bu yöndeki talebin reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 11.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy