MAHKEMESİ : Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 30/05/2013
NUMARASI : 2011/249-2013/294
T.. A.. ve H.. A.. aralarındaki miras payından kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 30.05.2013 gün ve 249/294 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, 01.06.2011 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Hatay, A. İ., K. Köyü, N. A. mevkiinde bulunan 655 parsel sayılı taşınmazın tapuda İ. C. kızı, Seyyuf adına 1933 yılında kadastro yoluyla tescil edilmiş olduğunu, dava konusu taşınmazın kendisine babasının anasının annesinden kaldığını, mirasçılar arasında haricen yapılan paylaşım sonucunda kendisine isabet ettiğini, dava konusu tapunun 1936 yılından beri işleme tabi tutulmadığını, TMK'nun 713/2.maddesindeki “ tapu kayıtlarının hukuki değerini yitirmesi” hukuksal nedenine dayalı olarak iptal ve tescil istemiştir.
Davalı Belediye Başkanlığı'na dava dilekçesi yöntemine uygun olarak tebliğ edilmiş; duruşmalara katılmamış ve yanıt vermemiştir.
Davalı Hazine vekili, 29.09.2011 havale tarihli dilekçede; davacının iddialarının hukuki dayanağının bulunmadığını, bu yerin kayyımla idare edilmesi gerektiğini ve son mirasçı olarak Hazine adına tescili gerektiğinden davacının davasının reddine karar verilmesini savunmuştur.
Öteki davalı kişiler tebligata rağmen yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece; mahallinde yapılan keşif, bilirkişi beyanları, uzman bilirkişilerin raporları, Hatay 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/567 Esas sayılı dava dosyası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: tapu kayıt maliki İ. C. kızı Seyyuf'un 1933 yılında öldüğü, dava konusu yerin 30 yıldan fazla süreyle davacı tarafından aralıksız ve nizasız olarak kullanıldığı, aslında tapu kayıt maliki İ. C. kızı Seyyuf'un davacının nenesi olduğu, Belediye hopörlöründen üç defa ilan yapıldığı, Antakya yerel gazetesinden ilanın yapıldığı, 3 aylık sürenin beklendiği, hak iddia eden olmadığından ve MK'nun 713.maddesinde belirlenen yasal şartlar oluştuğundan, dava konusu yerin de devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmayıp özel mülkiyete konu olabilecek ve imar-ihya edilmiş bir gayrimenkul olduğu anlaşılmakla davacı davasını ispat ettiğinden davanın kabulüne, dava konusu Hatay, Merkez, K. K., 655 parsel sayılı taşınmazın İ. C. kızı Seyyuf adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; dava konusu 655 parsel sayılı taşınmazın 1380 m2 olarak ağaçlı tarla niteliğiyle, İ. C. kızı Seyyuf adına, tam mülkiyet üzere 23.01.1933 tarihinde kadastro yoluyla tescil edildiği, tapunun o tarihten itibaren dava tarihine kadar tedavül görmediği anlaşılmıştır. Mahallinde keşif yapılmıştır. Dinlenen yerel bilirkişiler özetle: Dava konusu yeri uzun zamandan beri davacının kullandığını, kayıt maliki Seyyuf ile akrabalığının olup olmadığını bilemediklerini, ancak, davacının babasının ninesi olabileceğini söylemişlerdir. Davacı tanıkları ise dava konusu yerin önceden davacının babası Nurettin tarafından kullanıldığını, Nurettin'e miras yoluyla geçtiğini, kayıt maliki İ. C.kızı Seyyuf'un davacının nenesi olduğunu söylemişlerdir. Keşiften görevli uzman bilirkişiler müşterek düzenledikleri raporlarında dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığını açıklamışlardır. Hatay 2.Noterliğinde düzenlenen 15.11.2012 tarih ve 19108 ve 19109 yevmiye numaralı mirasçılık belgelerinin onaylı sureti dosya içindedir. Hatay 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/567 Esasında kayıtlı dosyasının 27.12.2011 günlü 2 nolu oturumda incelendiği, Hazine tarafından hasımsız olarak kayyım atanmasına ilişkin dava dosyası olduğuna ilişkin duruşma zabtına bilgi aktarıldığı görülmüştür. Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık, dava dilekçesindeki açık nitelemeye göre 4721 sayılı TMK'nun 713/2.maddesindeki “ maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan” hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Bilindiği üzere ve kural olarak TMK'nun 713/2.maddesinde aynen “...aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir...”hükmünü içermektedir. Görüldüğü üzere burada birbirinden bağımsız ve ayrı iki dava sebebi bulunmaktadır. Bunların ispat koşulları da birbirinden farklıdır. Dairenin yerleşmiş içtihatlarına göre her bir sebep için ayrı bir dava açılması zorunludur. Bir davanın içerisinde öteki hukuki sebep incelenemez. Öte yandan TMK'nun 713/2.maddesindeki sebeplere dayalı olarak açılan davanın ön koşulu aynı kanunun 713/1.maddesindeki yirmi yıllık sürenin aralıksız ve davasız geçmesi koşuluna bağlıdır. Bir başka anlatımla,TMK'nun 713/2.maddesindeki sebeplere dayalı olarak açılan davalarda 713/1.maddesindeki koşul haricinde 713/3., 4., 5., 6. ve 7. maddelerindeki koşullar aranmaz.
Öte yandan, dava dilekçesindeki açık talep ve buna uygun olarak yapılan araştırma ve inceleme ile özellikle keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ile davacı tanıklarının yeminli anlatımlarına göre tapu kayıt maliki İ. C. kızı Seyyuf'un davacının (davacının babasının) nenesi olduğu ve miras yoluyla davacının babasına ondan da davacıya kaldığı söylenmiştir. Öyle ise TMK'nun 713/2.maddesindeki “maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan” kişi değildir. Aksine, İ. C. kızı Seyyuf'un davacının üst miras bırakanları olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, tapu kayıt maliki bilinen ve davacının üst murisi olduğuna göre davanın reddi gerekirken hukuki müessesenin tavsifinde, TMK'nun 713/2.maddesindeki sebeplere dayalı davalardan aynı maddenin 3,4,5 ve 6. maddelerindeki koşulların gereksiz olarak yerine getirilmesi de doğru olmamıştır. Gerekçede yazılı olduğu üzere “ölüm” sebebi ise dava sebebi değiştirilerek incelenemez. Kaldı ki, davanın açılış tarihi itibariyle yasa maddesindeki ölüm sebebi Anayasa Mahkemesi'nin 17.03.2011 gün ve 2009/58 Esas-2011/52 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Artık, 4721 sayılı TMK'nun 713/2.maddesindeki ölüm sebebi yasa maddesinden çıkarılmıştır. Buna dayalı olarak açılan davaların reddi gerekeceği kuşkusuzdur. Olmayan bir yasa maddesi için mahkemenin gerekçe göstermesi de isabetsizdir. İçtihatların takibinde noksanlıktır.
Hal böyle olunca, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı olduğu üzere kabul kararı verilmesi isabetsizdir. Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerindedir. Kabulüyle yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 29.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy