MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Borçlu vekili, 2942 sayılı Kanun'un Geçici 6. maddesi gereğince vekil edeni aleyhine takip başlatılamayacağını, ilamda yasal faize hükmedilmesine rağmen icra emrinde kamu alacakları için uygulanan en yüksek faiz oranının talep edildiğini, ilamdaki faiz başlangıç tarihlerine dikkat edilmediğini, 2942 sayılı Kanun'un Geçici 6/7. maddesi gereğince icra vekalet ücretinin maktu hesaplanması gerekirken icra emrinde nispi hesaplandığını ileri sürerek icra emrinin iptalini talep etmiştir. Mahkemece ilamın kesinleştiği tarihe kadar geçen dönem için ilam uyarınca yasal faiz, kesinleşme tarihinden sonraki dönem için ise 17/10/2001 tarihinde yürürlüğe giren 4709 sayılı Kanunla değişik Anayasa'nın 46/son maddesi hükmü uyarınca kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiği ve bu kapsamda hazırlanan bilirkişi raporuna göre talebin yerinde olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Takip dayanağı ilam kamulaştırmasız elatma ilamı olup, icra emrinde alacağa takip tarihinden itibaren, kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz talep edilmiştir.
Kamulaştırma bedelinin arttırılması ilamlarında olduğu gibi, kamulaştırmasız elatma ilamlarında da ilamın kesinleştiği tarihe kadar geçen dönem için ilam uyarınca yasal faiz, kesinleşme tarihinden sonraki dönem için ise, 17.10.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4709 sayılı Kanunla değişik Anayasa'nın 46/son maddesi hükmü uyarınca, kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerekir. Bu husus yani ilamın kesinleşmesinden itibaren Anayasa 46/son faizi istenebileceği Mahkemenin de kabulündedir. Ancak ilam henüz kesinleşmediği halde icra emrinde takip tarihinden itibaren, kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin talep edildiği görüldüğünden icra emrinin "ilamın kesinleşmesinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranı" şeklinde düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken bu yöndeki şikayetin reddi doğru değildir.
Ayrıca, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Hükmün Kapsamı başlıklı 297/2 maddesi "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir."hükmünü içermektedir.
Mahkemece, ilamda hüküm altına alınan alacakların asıl ve birleşen davalar yönünden istenen faiz alacağının ilama göre denetlenmesi ve 2942 sayılı Yasa'nın Geçici 6. maddesinin 11. bendi gereği haczedilmezlik şikayeti ile anılan maddenin 7. bendi gereği vekalet ücretinin maktu olması gerektiği yönündeki şikayetler hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın temyiz edene iadesine, 08.03.2016 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir.