MAHKEMESİ : Ankara 15. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/03/2013
NUMARASI : 2012/1017-2013/256
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, Ankara 31. İcra Müdürlüğü’nün 2009/15427 sayılı takip dosyasında yapılan 15.10.2012 günlü haciz işleminin davacının ikametgahında yapıldığını, üçüncü kişinin oğlu olan borçlunun eşinden boşanma aşamasındayken sadece kişisel eşyalarını alarak davacının ikametgahına yerleştiğini, hacze konu menkullerin üçüncü kişiye ait olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulüyle haczin kaldırılmasına, kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haczin gerçekleştirildiği adresin borçlunun mernis adresi olduğunu, davacının borçlu ile birlikte ikamet ettiklerini beyanları ile doğruladığını, davacının davasını ispat etmesi gerektiğini, sunulan kira sözleşmesinin ve faturaların ispata yeterli olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, boşanma aşamasında babasının ikametine taşındığını mahcuzların davacıya ait olduğunu belirtmiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: haciz adresinin borçlunun oturduğu adres olarak bildirildiği, ispat külfeti altında olan üçüncü kişinin sunduğu belgelerin mülkiyeti ispata yeterli belgeler olmadığı, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ; hüküm davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, dava konusu takibin dayanağı borçla ilgili olarak, borçlu tarafından alacaklı aleyhine Ankara 18.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/284 Esas sayılı dosyası ile borçlu olmadığı iddiası ile menfi tespit davası açıldığı, davanın kabulü ile davacının borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, ancak ilamın kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Bu davanın sonucunun görülmekte olan istihkak davasının sonucunu etkileyeceği açıktır.
Bu durumda, Ankara 18.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/284 Esas sayılı menfi tespit dosyasının bekletici mesele yapılarak, yargılama sonucunda verilecek kararın kesinleşmesinden sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy