MAHKEMESİ : İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 22/10/2012
NUMARASI : 2011/11-2012/494
N.. B.. ve müşterekleri ile Hazine ve E.. K.. aralarındaki tescil davasının kabulüne dair İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 22.10.2012 gün ve 11/494 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, sınırları dava dilekçesinde yazılı ve tespit krokisine göre 7961 m2 olarak belirlenen, kadastro çalışmalarında tespit harici bırakılan yerin 100 yılı aşkın süreden beri aralıksız- nizasız vekil edenlerinin zilyetlikleri altında olduğunu açıklayarak bu kısmın vekil edenleri adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın Devlet'in hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, zilyetlik veya imar-ihya ile kazanılabilen yerlerden olmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Diğer davalı E.. Köyü Tüzelkişiliği'ne dava dilekçesi yöntemine uygun olarak tebliğ edilmesine karşın oturumlara katılmamış ve cevap vermemiştir.
Mahkemece, zilyetlikle kazanma koşulları davacılar yararına gerçekleştiğinden bahisle davanın kabulüne, 7961 m2 miktarlı taşınmazın davacılar adına (davacı N.. Boz için 3/7, B.. K.. 2/7, M.. K.. 1/7, İbrahim Ergeçmiş 1/7 olarak) tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki hükümden sonra 12.11.2012 tarihinde kabul edilerek, 06.12.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun'un 1. maddesinin 1 ve 3. bentleri uyarınca, İzmir il mülki sınırları Büyükşehir Belediye sınırı olarak belirlenmiş, köylerin tüzel kişilikleri kaldırılarak bağlı bulunduğu ilçenin mahallesi haline dönüştürülmüştür. Hal böyle olunca; davalı E.. Köyünün Tüzel Kişiliği sona ermiş, Bornova Belediye Başkanlığı ve İzmir Büyükşehir Belediyesine bağlanmıştır. Taraf teşkili, dava koşulu olup yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gereken, kamu düzenine ilişkin hususlardandır (HMK. 114, 115 m). Öyle ise yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde davada ilgili Bornova Belediye Başkanlığı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na TMK'nun 713/3. maddesi uyarınca husumet yöneltilmesi, yargılamaya geldikleri takdirde savunma ve delillerinin tespiti, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Bundan ayrı, dava konusu taşınmazın, hangi tarihte ve hangi nedenle tespit harici bırakıldığı Kadatro Müdürlüğünden sorulmamış, aynı şekilde dava konusu yere ilişkin 1/1000 ölçekli uygulama imar planı veya 1/5000 ölçekli nazım imar planlarının mevcut olup olmadığı, mevcut ise hangi tarihte kesinleştikleri ilgili Bornova Belediye Başkanlığı ve İzmir Büyükşehir Başkanlığı'ndan sorularak belirlenmemiştir. Bu halde, taşınmazın tapulu yerlerden olup olmadığı Tapu Müdürlüğü'nden, hangi nedenle tescil harici bırakıldığı Kadastro Müdürlüğü'nden sorulmalı, taşınmaza ilişkin teknik bilirkişi tarafından düzenlenen kroki eklenerek Bornova Belediyesi'nden ve İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden uygulama veya nazım imar planları kapsamında kalıp kalmadığı sorularak imar durumu netleştirilmelidir.
Bu usuli eksiklerin tamamlanmasından sonra taşınmazın iktisabının mümkün olduğunun görülmesi halinde taşınmazın niteliğinin belirlenmesi için hava fotoğraflarından yararlanılmalıdır. Zira bir yerin niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır.
Hal böyle olunca; dava tarihinden geriye doğru en az 20-30 yıl öncesine ait (1981-1991 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, aynı yıllar arasında düzenlenmiş fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise İl Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulması, yeniden yapılacak keşifte jeodezi ve fotogrametri uzmanı veya harita mühendisi aracılığıyla açıklanan hava fotoğrafları, Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilecek paftaların birlikte uygulanması, öncelikle çekişme konusu taşınmazın yerinin hava fotoğrafında gösterilmesi hava fotoğraflarının çekildikleri, Kadastro Müdürlüğü'nden gelen paftaların ise, düzenlendikleri (1981-1991 yılları arasında düzenlenen paftalar olacak) tarihlere göre dava konusu taşınmaz bölümlerinin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı veya ne nitelikte bulundukları konusunda tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın kullanım süresinin ve ne zaman kullanılmaya başlandığının belirlenmesine çalışılmalı, tanık ve yerel bilirkişi sözleri uzman bilirkişilerin raporuyla denetlenmeli, taşınmazların imar ihyasına başlandığı tarih ile üzerinde tarımsal amaçlı zilyetliğin başlangıç tarihi ayrı ayrı belirlenmeye çalışılmalı, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığı hesaplanmalı, daha önce götürülmeyen başka bir uzman bilirkişi ziraat mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenerek ve yukarıdaki açıklamalarda gözönünde tutularak, gerekçeli, denetime açık, karşılaştırmalı rapor istenmeli bundan sonra kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmesinin mümkün olup olmadığı değerlendirilmeli, bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunması halinde bu çelişkinin HMK'nun 261. maddesi uyarınca giderilmesine çalışılmalı, HMK'nun 290/2. maddesi gereğince birlikte keşfe götürülecek uzman bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan panoramik fotoğrafları çektirilerek Mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulmalı, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca ulaşılması gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 23.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy