MAHKEMESİ: Pozantı Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 01/02/2012
NUMARASI: 2004/1999-2012/26
Ş.. B.. ile Hazine ve H.. Y.. aralarındaki tapu iptali ve tescil olmazsa tazminat davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Pozantı Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 01.02.2012 gün ve 1999/26 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı H.. Y.. vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, dava dilekçesinde .... ada 7 ve 8 nolu parsellerin kadastro çalışmalarında ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, davalılardan H.. Y..'ın bu taşınmazları kadimden beri tarla olarak kullandığını, henüz 10 yıllık dava açma süresinin dolmadığını belirterek kendisine satarak, zilyetliğini de devrettiğini,harici satış senedinin son çek ödenince düzenleneceğini söylediğini, davacının satış bedeli olarak davalı Hilmi'ye 6.000,00 TL nakit para ile R.. A..'a ait 1000,00 TL'lik 4 adet çek ve 500,00 TL ile 260,00 TL'lik çekler olmak üzere toplam 10.760,00 TL ödediğini, Hazine'nin taşınmaz üzerine yaptığı inşaata ilşikin yıkım kararı alması nedeniyle dava açmak zorunda kaldığını açıklayarak, dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, tescil mümkün olmadığı taktirde taşınmazların ve üzerindeki yapıların değerinin tespit edilerek, davalı Hilmi'den tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi davanın reddini savunmuştur.
Davalı Hilmi'ye usulüne uygun duruşma gününü bildirir davetiye tebliğine rağmen yargılamalara katılmamış ve davaya cevapta vermemiştir.
Mahkemece, davacının tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, terditli talebi olan alacak bakımından çekle ödendiği isbat edilen 4.000,00 TL'nin hesap bilirkişisinin uyarlama sonucu belirlediği 4.081,01 TL'nin davalı Hilmi'den tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine, hüküm, davalı H.. Y.. tarafından temyiz edilmiştir.
Kural Olarak, 10.07.1940 tarih ve 2/77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme ve 07.06.1939 tarih, 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarına göre harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. Bilindiği üzere geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine
dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. Ülkemizde yaşanan ve uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyreden enflasyon nedeni ile belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Hukuken geçersiz sözleşmeler tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı göz ardı edilmemelidir. Davacının harici satış nedeniyle davalı yana bedel ödediğinin kanıtlanması halinde harici satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre tazmini gerekir.
Somut olayda, Mahkemece, davacının tazminat isteğine yönelik davasının kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; Mahkemenin ödendiği iddia edilen bedel konusunda eksik inceleme ve araştırmaya dayalı bu görüşüne katılma olanağı yoktur. Şöyle ki; TMK'nun 6. maddesi hükmüne göre kural olarak herkes iddiasını ispat etmek zorundadır. Eksiklikten dosya arasına getirtilen kısmi ödeme iddiasına konu çeklerin önlü arkalı onaylı fotokopileri ile bankaya ödeme amacıyla kim tarafından ibraz edildiği hususlarında Deniz Banktan gelen yazı cevaplarından; tüm çeklerin keşidecisinin R.. A.. olduğu, bu çeklerden bankaca temin edilen 4199377, 4199378, 4199379 nolu çeklerin hamiline düzenlendiği, ilk cirantanın davacı Ş.. B.. olduğu, ancak sonraki cirantalar arasında davalı Hilmi'nin bulunmadığı ve Hilmi tarafından çeklerin bankadan tahsil edilmediği, 4199380 nolu çek suretinin ise bankaca temin edilememekle birlikte çek bedelinin dava dışı Serkan Kurt tarafından tahsil edildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, Mahkemece, davacının anılan çeklerle davalıya ödemede bulunduğu iddiasının ispatlanamaması nedeniyle davanın, bedel (4.081,01 TL) yönünden tümden reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle kısmen kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı H.. Y..'ın temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 363,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı H.. Y..'a iadesine, 04.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.