MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
... ile ... ve müşterekleri arasındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 29.04.2014 gün ve 15/178 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 2193 parsel sayılı taşınmazın tapuda davalıların murisi Hulusi Genç adına kayıtlı olduğunu, kayıt malikinin 1988 yılında öldüğünü, taşınmazın 1989 yılından beri vekil edeninin zilyetliğinde olduğunu, TMK'nın 713/2 maddesi gereğince tapu kaydının hukuki değerini yitirdiğini açıklayarak tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davacının taşınmazı birkaç yıl kiracı olarak kullandığını, davacı lehine TMK'nın 713/2 maddesindeki kazanma koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının belli sürelerle dava konusu taşınmazı kullandığı, ancak dava dışı kişilerin de taşınmazı kullandığı ve davacının zilyetliğinin kesintiye uğradığı, davacının malik sıfatıyla kesintisiz olarak 20 yıllık zilyetliğinin bulunmadığı, ayrıca TMK'nın 713/2. fıkrasında yer alan; “ ölmüş ” ibaresinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği, yürürlükte olmayan yasa maddesine dayanılarak hak iddiasında bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesi, mahkemenin kabulü ve tüm dosya kapsamına göne dava; TMK'nın 713/2. fıkrasında yer alan; “ … maliki 20 yıl önce ölmüş …” hukuki sebebine dayalı olarak TMK'nın 713/1-2. fıkraları gereğince açılan tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nın 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. TMK'nın 713. maddesinin 1.fıkrasında; “tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir ” denilmiştir.
Aynı maddenin 2.fıkrasında ise; “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” amir hükmüne yer verilmiştir. TMK'nın 713/2. maddesinde yer alan üç halden biri olan “... ölmüş...” ibaresi, “Anayasa Mahkemesi'nin 17.03.2011 tarih ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiş ise de; Dairenin sapma göstermeyen uygulamalarında, Anayasa Mahkemesi'nce yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararın verildiği 17.02.2011 tarihine kadar hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğu kabul edilmektedir.
Somut olaya gelince; davacının dava konusu taşınmazda malik sıfatıyla kesintisiz olarak 20 yıllık zilyetliğinin bulunmadığı, dolayısıyla davacı lehine kazanma koşullarının oluşmadığı tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Yukarıda izah edildiği üzere diğer koşulların varlığı halinde Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı kazanmaya engel değildir. Ancak mahkemenin ret kararı sonucu itibarıyla doğru olduğundan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olmadığından reddiyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince ONANMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.