MAHKEMESİ: Bakırköy 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 04/04/2013
NUMARASI: 2011/1684-2013/448
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, Bakırköy 5. İcra Müdürlüğü'nün 2010/15207 Esas sayılı takip dosyası ile davalı borçlu R.. A.. ve davacı borçlu hakkında icra takibi yapıldığını, Kadıköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/108 Esas sayılı dosyası üzerinden davacı hakkında iflas erteleme davasının devam ettiğini ve tedbir kararı bulunduğunu, davacının işyerinde 03/10/2011 tarihinde haciz işlemi gerçekleştirildiğini, mülkiyeti davacıya ait olan iki adet bilgisayar takımı, bir adet fotokopi makinası, bir adet yazıcı, bir adet düz ekran ana bilgisayar takımı, bir adet E.. marka yazıcı ve bir adet kesintisiz güç kaynağının haczedildiğini, davacı hakkında ihtiyati tedbir kararı bulunmasına rağmen malların haczedildiğini, takip borçlusu R.. A..'nin adres değişikliğinin ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını, haciz ve muhafaza işlemlerinin uygulandığı adresin takip borçlularına ait olmayıp davacıya ait olduğunu, hacze konu edilen eşyaların davacıya ait olduğunun faturalarla da belgelendirildiğini iddia ederek 03/10/2011 tarihli işlemle haczedilerek muhafaza altına alınan eşyaların davacıya aidiyetinin tesbiti ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı M... F.. vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı R.. A.. davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacı borçlu Şirket ile davalı borçlu şirket arasında organik bağ bulunduğu, davacının davasının kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 33. maddesi uyarınca Türk Hukuku'nu resen uygulamakla yükümlü olan hâkim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup, onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. 04.06.1958 tarih, 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda da kabul edildiği gibi, taraflarca ileri sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak mahkemeye ait olup hakim, olaya uyan ilgili yasa ve yasa maddelerini re’sen gözetmek, bulmak ve uygulamak zorundadır. Mahkemece, davacının talebi istihkak davası biçiminde görülerek incelenmiş ve bu hali ile karara bağlanmıştır. Oysaki gerek davaya dayanak olan Bakırköy 5. İcra Müdürlüğü'nün 2010/15207 Esas sayılı takip dosyasında takip borçluları olarak hem davacı Şirketin hem de davalı Rofalt AŞ'nin gösterilmiş olması, gerekse talimat icra dairesince tanzim edilen 03.10.2011 tarihli haciz tutanağında borçlu olarak her iki şirketin de gösterilmiş olması ve haczin bu iki şirkete karşı uygulanmış olması dikkate alındığında ve yukarıda anılan ilke ışığında; dava dilekçesi içeriğindeki anlatımdan, takip dosyasındaki bilgi ve belgeler ile talep sonucundan uyuşmazlığın, iflas ertelemesi kararı nedeniyle haczin kaldırılmasına yönelik şikayet olduğunun kabulü gerekir.
Somut olayda, temyize konu davanın davacısı R.. A.. tarafından açılan ve Kadıköy (kapatılan) 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/108 Esas sayılı davada, 21.05.2010 tarihinde verilen ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ilişkin müteferrik kararda “davacı şirket hakkında yapılmış ve daha sonra yapılacak İİK'nun 206/1 de yazılı alacaklar için yapılan takipler ve rehinli takipler haricindeki tüm icra ve iflas takipleri, satış ve muhafaza işlemleri gibi tedbir uygulamalarının ihtiyati tedbiren durdurulması” kararının verildiği, bu tedbir devam ederken Mahkemece 28.12.2011 tarihinde verilen 2011/938 Karar sayılı kararla davacı R.. AŞ'nin iflasının bir yıl süre ile ertelenmesine karar verildiği, asli müdahillerin temyizi üzerine kararın Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nce bozulduğu ve 2013/850 Esas numarası üzerinden yapılan yargılama sonucunda ise 06.11.2013 tarihinde iflasın ertelenmesi talebinin reddi ile davacı şirketin iflasına karar verildiği, dosyanın Yargıtay incelemesi aşamasında olduğu, tüm bu bilgiler ışığında ihtiyati tedbir kararının kaldırıldığına ilişkin bir kararın bulunmaması sebebiyle 21.05.2010 tarihinde verilen ihtiyati tedbirin halen geçerli olduğu sonucuna varılmıştır.
Somut olayda haczin yapıldığı tarih 03.09.2011 tarihi olup, bu tarih iflas erteleme davası içinde verilen ihtiyati tedbir kararından sonraki tarihe isabet etmekte ve bu süre içinde kalmaktadır. Bu doğrultuda, haciz tarihi itibariyle borçlunun (davacının) mallarının haczi mümkün değildir. Anılan nedenlerle temyize konu davada haczin kaldırılmasına ilişkin karar vermek gerekirken, talep istihkak davası olarak nitelendirilip bu yönde araştırmaya gidilerek yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy