MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Davacı alacaklı vekili; 09.01.2014 tarihinde borçlunun ... Bankası'ndaki hak ve alacaklarının haczi için davalı Bankaya haciz ihbarnamesi gönderildiğini, davalı Banka'nın borçlunun banka nezdinde hesabı bulunduğunu, ancak hesaptaki paranın rehin sözleşmesi gereğince kıdem tazminatı fon hesabında tutulduğunu, dosyaya ödeme yapılamayacağını bildirdiğini açıklayarak davalı bankanın istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3.şahıs ... Bankası AŞ. vekili, müvekkil banka ile borçlu şirket arasında güvenlik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede bankanın rehin hakkının açıkça yazıldığını ve imzalandığını, mevduat hesap sözleşmelerinin içeriğinin de rehin hakkını kapsadığını, bu hesabın güvenlik hizmeti veren işçilerin kıdem tazminatını korumaya yönelik olduğunu ve bu paranın bankada saklanmak zorunda olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı borçlu, usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine karşın duruşmalara katılmamış, cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere, davalı banka ile davalı borçlu şirket arasında imzalanan hizmet sözleşmesine göre Özel Güvenlik Şirketi mensubu özel güvenlik görevlilerinin bankada çalıştıkları her ay için hesaplanacak kıdem tazminatı paylarının firma adına banka nezdinde açılacak kıdem tazminatı fon hesabına yatırılması yönünde karar alındığı, dava konusu hesaptaki paranın borçlu şirkete değil, bu şirket adına, bankaya özel güvenlik hizmeti veren çalışanlara ait olduğu ve bankanın özel güvenlik görevlilerine borçlu şirket tarafından sonradan ödenmemesi ihtimali bulunan işçi alacaklarından, kendisine rücu edilmesi muhtemel meblağlar açısından bu hesaplar üzerinde rehin hakkı bulunduğu borçlunun borcu nedeniyle haczinin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK'nun 99. maddesi uyarınca açtığı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
-//-
Somut olayda davalı Banka, İcra Müdürlüğü'nce gönderilen haciz yazısına; borçlunun banka nezdinde üç ayrı hesabının bulunduğu, borçlu firma ile imzalanan genel kredi sözleşmesinin rehin ve mahsuba ilişkin hükümleri gereği banka ve firma arasında rehin hakkı olduğu, ayrıca banka ile firma arasında imzalanan Özel Güvenlik Hizmet Alım Sözleşmesi 20.maddesine göre özel güvenlik şirket mensubu görevlilerin bankada çalıştığı her ay için hesaplanacak kıdem tazminatı paylarının firma adına Banka'da açılacak kıdem tazminat fonuna yatırıldığı, yazılı rehin sözleşmesi yerine geçmek üzere bu hesabın açılış tarihinde banka lehine hesaba rehin şerhi işleneceği, bu nedenle borçlu şirket adına açılan kıdem tazminatı fonu hesabının banka lehine rehinli olduğunu belirterek itiraz etmiştir. Davalı Banka ile borçlu arasında yapılan 16.2.2009 tarihli Hizmet Sözleşmesi'nin 20. maddesi; "Özel güvenlik görevlilerinin bankada çalıştığı her ay için hesaplanacak kıdem tazminat paylarının firma adına Banka nezdinde açılacak kıdem tazminat fonu hesabına yatırılır. Yazılı rehin sözleşmesi yerine geçmek üzere bu hesabın açılış tarihinde bankamız lehine rehin tesis edilir, hesaba rehin şerhi işlenir, '' hükmünü içermektedir. Anılan hüküm gereğince, Banka ile borçlu arasında haciz tarihinden önce yapılmış 16.2.2009 tarihli Hizmet Sözleşmesi bulunduğundan, bu sözleşme ve özellikle sözleşmenin 20.maddesi gözönünde tutularak sözleşmede belirtilen fon hesabının sözleşmeye uygun kullanılıp kullanılmadığı, cari başka bir işlem yapılıp yapılmadığı, ayrıca bankanın yasal sorumluluk miktarı kadar riski bulunduğundan, davalı Bankanın toplam riskinin tam olarak belirlenebilmesi amacı ile bankacı, mali müşavir ve iş hukukundan anlayan hesap uzmanı bilirkişilerinden, Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 12.5.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy