MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı
... ile ... aralarındaki katılma alacağı davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi'nden verilen 08.02.2013 gün ve 39/109 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 1994 yılında evlenen tarafların 2007 yılında boşandıklarını, evlilik birliği içinde 22 ada 1 parsel 15 numaralı mesken ile 1 numaralı dükkanın 01.01.2002 tarihinden sonra edinilerek davalı adına tescil edildiğini ve her iki taşınmazda davacının ½ yasal payı bulunduğunu açıklayarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL'nin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 08.02.2013 tarihli dilekçesiyle isteğini 47.899,83 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı, babasına ait taşınmaz üzerine diktiği 5.000 adet kavak ağacını 2005 yılının 3. ayında sattığını, elde ettiği parayı döviz ve altına çevirip saklaması için davacının kardeşine verdiğini ancak, dava konusu mesken ve dükkanın alımı sırasında bu para ve altınların kendisine iade edilmemesi nedeniyle kardeşinden almış olduğu borç ile taşınmazları satın aldığını, halen kardeşine olan borcunu ödeyemediğinden hakkında kesinleşen 106.130,44 TL'lik icra borcu bulunduğunu bildirmiş ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, edinilmiş mal niteliğindeki mesken ve taşınmaz üzerindeki toplam 47.899,83 TL'nin 10.000 TL'sinin dava tarihinden ve kalan kısmının ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar, 02.11.1994 tarihinde evlenmişler, 06.04.2007 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 04.07.2009 tarihinde kesinleşmesi üzerine boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/son maddesi gereğince boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Bu durum karşısında eşler başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerinden evlilik tarihi olan 02.11.1994 tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, ve bu tarihten boşanma davasının açıldığı 04.01.2010 tarihine kadar yasal mal rejimi olarak kabul edilen edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir.
Dava dilekçesinin içeriği ve dava konusu taşınmazların edinme tarihine göre dava 4721 sayılı TKM'nin 202 ve devamı maddelerine göre edinilmiş mal üzerindeki katılma alacağı isteğine ilişkindir. Bu tür davalarda, eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK.m.219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek taşınmazın tasfiye tarihindeki değeri dikkate alınarak (TMK. m.235/1) katılma alacağı belirlenmelidir.
.//..
2014/18672-16369 -2-
Dosya kapsamı ve taşınmazlara ait tapu sicil kayıtlarından 22 ada 1 parsel 1 numaralı dükkan niteliğindeki taşınmaz 24.04.2003 ve mesken niteliğindeki 15 numaralı taşınmaz 21.07.2005 tarihinde edinilmiştir. 4721 sayılı TMK'nun 222/son maddesi uyarınca bir eşin bütün malları aksi ispatlanıncaya kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir. Somut olay da davacı her iki taşınmazın kardeşinden alınan borç ile edinilen kişisel mal olduğunu iddia etmişse de, 1 numaralı dükkanın alım tarihi itibariyle kardeşinden borç alınması hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı ve davalı tarafından başka bir nedene dayalı kişisel mal iddiasında bulunulmadığından edinilmiş mal olarak kabulü doğru ise de, 15 numaralı meskenin alım tarihi, bu tarihten önce davalının kardeşi ...'a ait banka hesabından satıcıya yapılan havale, .... tarafından taraflar aleyhine açılan .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/328 Esas, 2008/158 Karar sayılı dosyası ve davalı ... aleyhine başlatılıp kesinleşen Iğdır İcra Müdürlüğü'nün 2008/1524 Esas sayılı takip dosyasından edinilmiş mal niteliğindeki taşınmaza ilişkin borç dikkate alındığından TMK'nun 231. maddesinin göz önünde bulundurulmadığı saptanmıştır.
Bu halde mahkemece öncelikle, 6100 sayılı HMK'nun 31. maddesi uyarınca hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında davacıdan her bir taşınmaz için ne miktarda katılma alacağı isteğinde bulunduğu açıklattırılmalı, davacı tarafından bu hususta herhangi bir açıklama yapılmaması halinde isteğinin her bir taşınmaz için eşit miktarda olduğu kabul edilmeli, keşif tarihi üzerinden geçen süre dikkate alınarak her iki taşınmaz başında inşaat mühendisi bilirkişi ve mülk bilirkişi vasıtasıyla yeniden keşif yapılıp her iki taşınmazın karar tarihine en yakın tarihteki rayiç değeri (sürüm değeri) belirlenerek, 1 numaralı dükkan yönünden denkleştirmeye tabi tutulacak alacak ve taşınmaza ilişkin borç bulunmadığından TMK 236. maddesine göre bu taşınmazın değerinin yarısına ve 15 numaralı mesken nitelikli taşınmaz yönünden davalının kardeşine olan borç miktarı düşüldükten sonra kalan miktar bulunması halinde, bu miktarın yarısına davacının talep ettiği miktar da gözetilerek karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Kabule göre de, TMK'nun 239/son maddesi uyarınca katılma alacağına tasfiye tarihi olan karar tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerekirken faizin dava ve ıslah tarihinden itibaren başlatılması da doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı görülen hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 818,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 18.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.