MAHKEMESİ : Gölcük İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 21/11/2013
NUMARASI : 2012/117-2013/208
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Borçlunun, İcra Mahkemesi'ne başvurusunda, aleyhine yürütülen takipte haczedilen taşınmazı ile ilgili olarak İİK'nun 82. maddesinin 1. fıkrasının 12. bendi kapsamında meskeniyet şikayetinde bulunduğu, Mahkemece şikayetin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Borçlunun daha önce ipotek tesis ettirdiği taşınmazı hakkında sonradan haczedilmezlik şikayetinde bulunabilmesi için ipoteğin mesken kredisi, esnaf kredisi, zirai kredi gibi zorunlu olarak kurulmuş ipoteklerden olması gerekir. Zira zorunlu olarak kurulan ipoteğin meskeniyet şikayetine engel teşkil etmeyeceği ilkesi bu ipoteğin sosyal amaçlı olarak verilen kredinin teminatını oluşturmasından kaynaklanmaktadır. Bunun dışında, borçlunun serbest iradesi ile kurduğu ipotekler, adı geçenin daha sonra bu yerle ilgili olarak meskeniyet iddiasında bulunmasını engeller. Ancak, haciz tarihinde ipotek konusu borcun ödenmiş olması halinde, ipotekle yükümlü bulunmayan taşınmaz hakkında meskeniyet şikayetinde bulunulabilir. Aksi takdirde, kurulan bir ipotek borcu ödenmiş olsa dahi, bundan sonraki tüm hacizler yönünden meskeniyet şikayeti mümkün bulunmadığı gibi kabul edilemeyecek bir sonuç ortaya çıkar.
Somut olayda, taşınmaz üzerinde haciz tarihinden önce 04.08.2011 tarihli Ziraat Bankası lehine tesis edilmiş ipoteğin mevcut olduğu görülmektedir. Her ne kadar Mahkemece, borçlunun şikayetinde taşınmazı Ziraat Bankası'ndan kullandığı konut kredisi ile aldığını belirtmesi nedeniyle bankadan konut finansman sözleşme örneği getirtilmiş ise de; ipotek akit tablosu celp edilmediğinden ipoteğin mahiyeti, verilme nedeni, zorunlu ipotek olup olmadığı anlaşılamamaktadır.
Öte yandan İİK’nun 82/12. maddesi gereğince, borçlunun “haline münasip” evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki “aile” terimi, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İcra Mahkemesi'nce, borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınması için zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tespit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya verilmeli, kalanı icra dosyasında bırakılmalıdır. Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan ve ikamet için zorunlu öğeleri içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı, kendisinin yukarıda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez.
Somut olayda, 19.09.2013 tarihinde yapılan keşif sonrası düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda şikayete konu taşınmazın değeri arsasıyla birlikte 89.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Mahcuzun Uşak İli Merkez A... Mahallesin'de 299 m2 alan üzerinde 3 katlı bina olduğu dikkate alındığında taşınmaza belirlenen değer düşük olduğu gibi taşınmazın borçlunun haline münasip olduğundan da bahsedilemez. Kaldı ki, taşınmazın üzerinde 04.08.2011 tarihinde tesis edilen ipotek limiti 180.000,00 TL olup, bu durum bilirkişice belirlenen taşınmaz değerinin düşük olduğunu göstermektedir.
O halde, Mahkemece yapılacak iş; takip hukukunda asıl olanın alacaklının alacağına kavuşturulması olduğu hususu gözönünde bulundurularak, Ziraat Bankası lehine verilen ipoteğin mahiyeti tapudan sorulup belirlenmeli, zorunlu ipotek olup olmadığı tespit edilmeli, ipotek, zorunlu ipoteklerden değil ise, banka tarafından borcun devam ettiği bildirildiğinden şikayetin reddine, ipoteğin meskeniyet şikayetine engel teşkil etmeyecek nitelikte olduğunun anlaşılması halinde ise; başka bilirkişi aracılığı ile taşınmazın değeri belirlenip, bu tespitlerden sonra borçlunun haline münasip evi alabileceği miktar, mahcuzun değerinden az ise mahcuzun satılarak, borçlunun haline münasip ev alması için gerekli bedelin kendisine, artanının dosya borcuna ödenmesine, satışın borçlunun haline münasip ev alabileceği miktardan az olmamak üzere yapılmasına karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz rapora dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme hükmünün yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 11.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy