MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Zilyetliğin Korunması
... ve müşterekleri ile ... aralarındaki zilyetliğin korunması davasının reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 28.03.2014 gün ve 467/332 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, tapuda dava dışı kişiler adına kayıtlı bulunan 673 parsel sayılı taşınmazın davacıların zilyetliğinde olduğunu, bitişikteki 674 parsel sayılı taşınmazın ise tapuda davalı adına kayıtlı olduğunu, ancak davalının, 673 parsel sayılı taşınmazda bulunan ağaçları kesmek ve duvar yapmak suretiyle tecavüzde bulunduğunu açıklayarak davalının elatmasının önlenmesine, taşınmazın eski hale getirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davalının 673 parsel sayılı taşınmaza bir tecavüzünün bulunmadığını, bu taşınmazın davacıların zilyetliğinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının 673 parsel sayılı taşınmaza bir tecavüzünün bulunmadığı, davacıların iddia ettikleri yerin davalıya ait 674 parsel sayılı taşınmazın sınırları içerisinde kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan teknik bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Söz konusu rapor incelendiğinde; dava konusu 673 parsel sayılı taşınmaz ile tapuda davalı adına kayıtlı olduğu belirtilen 674 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kadastral paftanın getirtilmediği, grafik olan paftanın teknik bilirkişi tarafından sayısallaştırılarak krokide gösterildiği ve buna göre 674 parsel sayılı taşınmazdan dava konusu 673 parsel sayılı taşınmaza bir tecavüzün olmadığı yönünde rapor hazırlandığı anlaşılmaktadır. Kadastral pafta getirtilip dava konusu taşınmaza fiilen uygulanmadan, grafik olan paftanın teknik bilirkişi tarafından sayısallaştırılması suretiyle oluşturulan paftanın krokiye aktarılması ve bu şekilde oluşturulan paftanın taşınmaza uygulanması doğru değildir. Ayrıca, tapuda davalı adına kayıtlı olduğu belirtilen 674 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı da dosyada bulunmamaktadır. Usulüne uygun şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamışt
O halde mahkemece yapılacak iş; dava konusu 673 parsel sayılı taşınmaz ile tapuda davalı adına kayıtlı olduğu belirtilen 674 parsel sayılı taşınmazı birlikte gösterecek şekilde bu taşınmazlara ilişkin kadastral paftanın ve 674 parselin tapu kaydının getirtilerek yeniden dava konusu taşınmazda keşif yapılması, davacıların iddia ettiği ağaçların ve zeminde var olduğu keşfen saptanan duvarın da kroki üzerinde gösterilmesi ve ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir. Bu hususlar gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacılar vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulü ile, usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III maddesi uyarınca Yargıtay Daire ilamına karşı karar düzeltme yolunun kapalı olduğuna ve 25,20 TL peşin harcın temyiz eden davacılara iadesine, 15.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy