MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Zilyetliğin Korunması
... ve müşterekleri ile ... ve müşterekleri aralarındaki zilyetliğin korunması davasının kısme kabulüne ve kısmen reddine dair....Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 27.02.2014 gün ve 382/318 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, 2010 yılında yapılan 2/B çalışmasıyla adına orman dışına çıkarılan 2056 ada 20 parsel sayılı taşınmazın davacılar tarafından 1995 yılında davalıların babası ...i'den satın alındığını ve o tarihten beri davacıların zilyetliğinde olduğunu, ancak davalıların taşınmazın kendilerine ait olduğunu iddia ederek davacıların kullanımına engel olduğunu açıklayarak davalıların elatmasının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, dava konusu taşınmazın davalıların anneleri..dan kaldığını, davalıların babasıyla bir ilgisinin bulunmadığını, iddia edildiği gibi bir satışın da gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ilk kararda davanın mülkiyet hakkına dayalı olduğu, bu nedenle davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, davacıların temyizi üzerine; Dairenin 06.12.2012 tarih 2012/5485-11887 Esas-Karar sayılı ilamıyla davanın TMK'nun 984. maddesinde açıklanan zilyetliğin korunması niteliğinde olduğu, dolayısıyla Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna işaret edilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, Dairenin göreve ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile; davalıların dava konusu 2056 ada 20 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (B) harfi ile ve sarı renkli olarak gösterilen 198,39 m2'lik kısmına yaptıkları müdahalenin menine, bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 87,71 m2'lik kısım yönünden ise davanın reddine şeklinde hüküm kurulmuştur.
Toplanan delilerden ve tüm dosya kapsamından; dava konusu 2056 ada 20 parsel sayılı taşınmazın 2010 yılında yapılan 2/B çalışmasıyla adına orman dışına çıkarıldığı, beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhine itiraz edilmesi nedeniyle işlemin henüz kesinleşmediği ve tapu kaydının oluşmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece bozma kararına uyulmuş ise de; TMK'nın 981 vd. maddeleri uyarınca tarafların gösterdiği delillere
göre tahkikatın yürütülüp tamamlanması ve gerçekleşecek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, taraflarca bildirilen deliller toplanmadan dosya kapsamına uymayan ... 2.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2009/1450 Esas-2011/175 Karar sayılı dosyasındaki tanık beyanlarına ve ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/153 Esas-2013/328 Karar sayılı dosyasına dayanılarak hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Kabule göre de; bir hüküm fıkrasında bulunması gereken hususlar HMK'nın 297.maddesinde tek tek bentler halinde sayılmıştır. Anılan maddenin ikinci fıkrasında; "hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir", amir hükmüne yer verilmiştir. Mahkeme kararlarının gerekçesinin açıklayacı nitelikte olup, bağlayıcı bir özelliğe sahip olmadıkları bir gerçektir. Tarafları bağlayan ve infaz edilmesi gereken bölüm hüküm fıkralarıdır. Bu nedenle hak ve yükümlülüklerin infazda duraksama yaratmayacak şekilde hüküm fıkralasında bulunması gerekir. Anılan yasal düzenleme gözetilmeksizin hüküm fıkrasında gerekçeye ait sözler tekrarlanmak suretiyle infaza elverişli olmayan şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır. Eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davalılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III maddesi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolunun kapalı olduğuna ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 29.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.