MAHKEMESİ : Ödemiş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 16/05/2012
NUMARASI : 2006/355-2012/295
Ö.. Ö.. ile S.. C.. ve müşterekleri aralarındaki miras taksim sözleşmesi nedeni ile tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Ödemiş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 16.05.2012 gün ve 355/295 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 31.08.2006 havale tarihli dava dilekçesi ile; tarafların 28.12.1991 tarihinde vefat eden miras bırakan A.. C..'un mirasçıları olduğunu, davacı ile davalılar arasında 10.05.1999 tarihinde akdedilen yazılı miras taksim sözleşmesi ile Ödemiş İlçesi, Gölcük Beldesi .... parsel sayılı taşınmazın tamamının davacıya verildiğini beyan ederek, Ödemiş İlçesi Gölcük Beldesi ...parsel sayılı taşınmazın muris adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan M.. C.., M.. C.. ve Ü.. U.. mahkemeye sundukları 13.12.2006 havale tarihli dilekçeleri ile miras taksim sözleşmesinin içeriğinin doğru olduğunu, altındaki imzaların kendilerine ait olduğunu, davayı kabul ettiklerini beyan etmişlerdir.
Davalılardan S.. C.. mahkemeye sunduğu 29.12.2006 havale tarihli cevap dilekçesiyle; M.. C..'un cezai ehliyetinin olmadığından yazılı taksim sözleşmesinin geçerli olmadığını, zira yazılı taksim sözleşmesinin şarta bağlandığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Davalılardan kısıtlı M.. C.. vasisi E.. K.. adına çıkartılan davetiyenin usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olmasına rağmen, vasi duruşmalara katılmamış ve herhangi bir beyanda bulunmadığı gibi kendisini vekille de temsil ettirmemiştir.
Mahkemece, davalı M.. C..'un davanın dayanağı olan yazılı miras taksim sözleşmesinin akit tarihi olan 10.05.1999 tarihinde fiil ehliyetine haiz olmadığı, bu suretle davacı iyi niyetli olsa dahi yazılı miras taksim sözleşmesini geçerli olmayacağı, her ne kadar davalılar M.. C.., M.. C.., Ü.. U.., maddi vakayı ikrar ile davayı kabul etmişler ise de, dava konusu taşınmaza davacı ile davalıların arasında iştirak halinde mülkiyet hükümlerine göre malik olduklarından, iştirakçilerden biri veya birkaçının tek başına davayı kabul etmesinin hukuken geçerli sonuç doğurmayacağından davanın reddine
karar verilmesi gerektiğini, her ne kadar davacı vekili 15.05.2012 havale tarihli dilekçesi ile davaya dayanak olan belgeyi miras taksim sözleşmesi olarak değil, pay devri sözleşmesi olarak nitelendirilmesi gerektiğini beyan etmiş ise de mahkemece davacı vekilinin beyanına itibar olunmadığı, dava açıkça miras taksim sözleşmesine dayalı olarak açıldığını, davacı vekilinin dava açıldıktan sonra talebine talep eklemesi mümkün olmadığından ve bir an, sözleşmenin davalı M.. C..'un hukuki ehliyete haiz olmaması nedeniyle diğer davalılar açısından miras payı devrine ilişkin sözleşme olarak kabul edilse dahi, sözleşmenin 7.maddesinde yer alan O.. Köyü ... parsel sayılı taşınmazın tapu kayıt malikinin tarafların murisi evveli R.. Ç.. olduğu, tapu kayıt malikinin taraflar dışındaki mirasçıları ile tarafların, hisselerini Salahattin, Mustafa ve Cengiz'e temlikinin sağlanmadığı, yine G.. .. parsel sayılı taşınmazda muris dışındaki diğer tapu kayıt maliklerin sözleşmenin 8.maddesi gereğince davalılar S... M.. ve C..'e temliki sağlamadığı böylelikle davacının sözleşmeyi pay temliki olarak nitelendirerek, dava dışı .. ve .... parsel sayılı taşınmazların davalılar şarta bağlı kılınan Salahattin, Mustafa ve Cengiz'e devrini sağlamadan sözleşmenin ifasını istenmesinin sözleşmeye bağlılık ve dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı kabul edildiğinden yine bu bağlamda davalılar M.. C.., M.. C.. ve Ü.. U..'ın 13.12.2006 havale tarihli dilekçelerindeki beyanlarının pay temliki olarak nitelendirilmesini kayıtsız şartsız olarak kabul ettikleri şeklinde yorumlanamayacağından davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki miras taksim sözleşmesinden kaynaklanan dava konusu 483 parsel sayılı taşınmazın tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir. Dava konusu .. parsel sayılı taşınmaz 1790 m2 alanlı olup tarla niteliği ile 01.11.1958 tarihli tesis kadastrosu ile tam pay olarak A.. C.. adına kayıtlıdır.
Davacı Ö.. Ö.. vekilinin davaya dayanak yaptığı 10.05.1999 tarihli rızai taksim sözleşmesi, tapu kayıt maliki muris A.. C..'un tüm mirasçıları katılarak imzalanmıştır. Bu sözleşme geçerli olup tarafları bağlar. Ancak bu sözleşmenin yapıldığı 10.05.1999 tarihinde mirasçılardan M.. C..'un, fiil ehliyetine haiz olmadığı “Psikotik bozukluk” denilen akıl hastası olduğu, olayları kavrayıp sağlıklı sonuçlara ulaşma imkanı olmadığı Adli Tıp Kurumunun 19.06.1989 tarih ve 89/2016 numaralı heyet raporu ile belirlenmiştir. Söz konusu bu rapor yine Adli Tıp Kurumu 4.İhtisas Dairesinin 16.04.2012 tarihli raporu ile teyit edilmiştir. Söz konusu bu sözleşme M.. C.. açısından bağlayıcılığı olmadığından geçerli değildir. Bu durumda 10.05.1999 tarihli rızai taksim sözleşmesi muris A.. C..'un tüm mirasçıları katılarak yapılmış olsa bile M.. C..'un akıl hastası olması nedeni ile TMK.’nun 677 ve devamı maddeleri uyarınca miras taksim sözleşmesi olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Ancak söz konusu 10.05.1999 tarihli rızai taksim sözleşmesinin katılan mirasçılar bakımından miras payının devri niteliğinde olduğu ve miras paylarının devri bakımdan geçerli olduğunun kabul edilmesi gerektiği açıktır. Bu açıdan bakıldığında Mahkemenin gerekçesi yerinde değildir. Sözleşmenin kapsamı itibariyle dava konusu yapılan .. nolu parsel yönünden miras payının devri sözleşmesi niteliğinde olduğu, tapulu taşınmaz bakımından miras payının devrinin sadece yazılı yapılması yeterli bulunduğu, tarafların aynı murisin mirasçıları olduğu dosya kapsamı ile belirlendiğinden ve davacının aynı zamanda sözleşmenin tarafı olduğu anlaşıldığından, sözleşmede miras paylarını devrettikleri anlaşılan davalılardan akıl hastası M.. C.. haricindeki diğer davalıların miras paylarının devri sözleşmesi olarak kabul edilmesi gerekir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK'nun 388/4 (HMK. 297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 03.11.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Miras paylaşma taksim sözleşmesi miras ortaklığına dahil tüm mirasçıların katılımı (oybirliği) ile düzenlenir ve geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır (TMK. m.576; eMK 611). Yazılı paylaşma sözleşmesi borçlandırıcı nitelikte bir işlemdir. Paylaşma sözleşmesi TMK'nun 5. maddesinde (eMK. m. 5) yapılan yollama çerçevesinde, Borçlar Hukuku'nda yer alan geçersizlik sebeplerinden birinin bulunması durumunda geçersiz olacaktır. Bu genel atıf dışında, TMK. 680. Madde (eMK. M.615) hükmüyle de özel olarak aynı geçersizlik durumu yinelenmiştir. Bu kapsamda sözleşmeyi imzalayan mirasçılardan birinin ehliyetsiz olması (TMK.md.9; e MK.md.9); miras paylaşım sözleşmesini geçersiz hale getirir.
Somut uyuşmazlıkta sözleşmeyi imzalayan mirasçılardan M.. C..'un imza sırasında hukuki işlem ehliyetinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
O halde, davaya konu edilen miras paylaşma sözleşmesi geçerli olmayıp hukuki sonuç doğurmaz. Sözleşmenin yapısı incelendiğinde, ikiden fazla mirasçı olduğundan geçersiz miras paylaşım sözleşmesinin tahvil (conversion) suretiyle "miras payının devri sözleşmesi (TMK. md. 677, eMK.md.612) olarak geçerli tutmak mümkün değildir. Bu nedenle mahkemenin, davayı reddeden kararı isabetlidir. Açıkladığım sebeplerle mahkeme kararının onanması gerektiğini düşünüyor değerli çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. 03.11.2014
Full & Egal Universal Law Academy