MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, 25.09.2012 tarihinde yapılan hacze konu menkullerin borçluya ait olduğunu, davalı üçüncü kişi şirketin borçlu ile organik bağ içinde bulunduğunu belirterek davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, borçlu şirket ile müvekkil şirket arasında bağ bulunmadığını, ispat yükünün alacaklı tarafa düştüğünü belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, verilen ilk kararın Dairece araştırmaya yönelik bozulması üzerine, bozmaya uyularak, bozma doğrultusunda yapılan yargılama ve yazışmalar neticesinde, borçlu ve 3. kişi davalının aynı adreste birlikte çalıştıkları veya faaliyet gösterdiklerine dair delil elde edilmediği, bu hali ile muvazaa tespit edilemediğinden ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı olarak açtığı 3. kişinin istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bozmanın gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Zira, uyulan 01.07.2013 tarihli bozma ilamında; davalı 3. kişi şirket ile davalı borçlu şirket arasındaki organik bağın, borçlu ve üçüncü kişinin aynı adreste birlikte faaliyet gösterip göstermediğinin ya da haciz adresinde öncesinde borçluların çalışıp çalışmadığının tereddütsüz şekilde belirlenebilmesi için, borçlu ve üçüncü kişi şirketlerin ilk kuruluşundan itibaren tüm ticaret sicil kayıtlarının getirtilmesi, haciz mahallinde kolluk aracılığı ile inceleme yaptırılması, Vergi Dairesi’ndeki kayıtlar üzerinden, haciz adresinde, haciz tarihinden itibaren geriye doğru kimlerin faaliyet gösterdiğinin araştırılması istenmiştir. Ne var ki, Mahkemece, borçlu ve 3. kişi şirketlere dair tüm ticari sicil kayıtlarının istenmesi yerine, yalnızca 3. kişi şirketin adresleri, ortakları vs. araştırılarak bilgi verilmesinin istenmesi ile yetinilmiştir. Bundan ayrı, Vergi Dairesi haciz tarihinden itibaren geriye doğru kimlerin haciz mahallinde faaliyet gösterdiğine ilişkin bilgi ve belgeleri göndermemiş, 02.04.2014 tarihli yoklama fişi düzenlenmiştir. Mahkemece, bu şekilde yapılan araştırmalar yeterli olmadığından, ayrıca davacının dayanak olarak sunduğu faturalar borcun doğumundan sonraya ilişkin olduğundan, şirketlerin ticari defterleri ve vergi dosyaları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olduğu gibi bozma ilamında, üçüncü kişinin, istihkak iddiasında bulunurken, İİK’nun 96/1. maddesi gereğince mülkiyet, rehin vb. haklardan birisine dayanabileceği, adi kira ilişkisinden kaynaklanan şahsi hakların alacaklıya karşı ileri sürülemeyeceği, bu nedenle, hüküm kurulurken üçüncü kişinin mülkiyet hakkına dayandığı mahcuzlar yönünden işin esasına girilerek, diğerleri yönünden taraf sıfatının bulunmadığının gözetilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen Mahkemece, hacze konu mahcuzlar arasında fark gözetilmeksizin davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, taraflarca, İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve temyiz edenden harç alınmasına mahal olmadığına,16.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.