MAHKEMESİ: Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 18/12/2012
NUMARASI: 2011/664-2012/712
N.. D.. ve M.. D.. ile C.. D.. aralarındaki tespiti istemli mülkiyet davasının kabulüne dair Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 18.12.2012 gün ve 664/712 sayılı hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş ise de; duruşma talebinin değer yönünden reddine karar verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili dava dilekçesinde; tarafların kardeş olduğunu, dava konusu 7925 ada (204 ada) 11 parsel sayılı taşınmazda davalı Cevdet'in 1/2 hissesi, vekil edeni Nevzat'ın 1/4 hissesi ve vekil edeni Mursel'in 1/4 hissesi bulunduğunu, taşınmaz üzerinde zemin katı dükkan olmak üzere dört katlı kargir bina bulunduğunu, vekil edenlerinin önce taşınmazın bir bölümü üzerine eşit olarak zemin kata dükkan inşa ettiklerini, daha sonra 1. kattaki dairenin vekil edeni Mursel, 2. kattaki dairenin davalı Cevdet ve 3. kattaki dairenin vekil edeni Nevzat tarafından yaptırıldığını, taşınmazla ilgili olarak Bursa 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/1480 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, davalının bu davada taşınmaz üzerindeki binanın 1/2'sinin kendisine ait olduğunu iddia ettiğini, mülkiyetin tespiti davası açmak üzere kendilerine süre verildiğini açıklayarak taşınmaz üzerindeki dört katlı kargir binanın zemin katında bulunan dükkanda tarafların 1/3 oranında eşit hissedar olduklarının, 1. kattaki dairenin vekil edeni Mursel'e ait olduğunun, 3. kattaki dairenin vekil edeni Nevzat'a ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tarafların arsayı satın alırken ihtilafa yer bırakmayacak şekilde tapudaki hisseleri oranında satıcıya ödeme yaptıklarını, taşınmazın yapımı konusunda yaptıkları masrafların her zaman yarısını vekil edeninin diğer yarısını davacıların karşıladığını, zemin katta bulunan kahvehane olarak kullanılan dükkanın kirasının ortaklığın giderilmesi davası açılana kadar yarısının vekil edenine, yarısının da payları oranında davacılara ödenmekte olduğunu, ancak daha sonra davacıların kiracıya baskı yaparak kiranın üçe bölünmesini sağladıklarını, taşınmazın eşit şekilde paylaşılacağına dair davacıların elinde herhangi bir sözleşme bulunmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; ".....davanın kabulü ile, 204 ada, 11 parselde bulunan taşınmaz üzerindeki 4 katlı binanın; bodrum ve zemin katının 1/3'er payı olarak davacılar Nevzat ve M.. D.. ile, davalı C.. D..'a ait olduğunu, zemin üstü birinci katın davacı M.. D..'a ait olduğunu, zemin üstü ikinci katın ise, davacı C.. D..'a ait olduğunu, Zemin üstü üçüncü katın ise davacı N.. D..'a ait olduğunun tespitine,..." karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de bu karara katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; tarafların beyanlarından ve dosya içeriğinden dava konusu taşınmaz üzerindeki tespiti istenilen muhdesatın hangi tarihte yapıldığı anlaşılamamaktadır. HMK'nun 31. md. uyarınca taraflardan muhdesatın yapım tarihi sorulup belirlendikten sonra 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesindeki hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun düşünülmesine karar verilmesi gerekirken bu yön göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bundan ayrı gerek eski Medeni Kanun ve gerekse sonradan yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhtesatların mülkiyetinin arzın mülkiyetine tabi olduğu gözetildiğinde, sadece muhtesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi, mülkiyetin tespiti isteminin ise reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 3.689,10 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 24.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy