MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı, Katılma alacağı
... ile ... aralarındaki katkı payı alacağı, katılma alacağı davasına ilişkin mahkemece verilen asıl davanın kısmen kabul birleşen davanın reddine dair Tokat Aile Mahkemesi'nden verilen 06.05.2014 gün ve 654/267 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı-davacı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı-davalı ... vekili, evlilik birliği içerisinde edinilen dava dilekçesinde belirtmiş olduğu davalı-davacı adına kayıtlı yedi adet araç, bir adet motorsiklet ile iki adet taşınmaz yönünden mal rejiminin tasfiyesini talep etmiş, birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı-davacı ... vekili, birleşen dava dilekçesinde evlilik birliği içerisinde edinilen davacı-davalı adına kayıtlı bir adet taşınmazla ilgili olarak mal rejiminin tasfiyesini talep etmiş, asıl dava yönünden davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulü ile 247.524,66 TL'nin karar tarihinden itibaren faiziyle davalı-davacıdan tahsiline, birleşen dava yönünden katkının ispatlanamadığı ve taşınmazın tamamının bedelinin davalı-davacı tarafından ödenerek, davacı-davalı kadın adına tapuda tescil edildiği iddiasıyla birlikte katkı alacağı istenmesinin bağıştan rucü olarak değerlendirilebileceği ancak bu hususta açılmış bir davanında bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde kısmen kabul edilen asıl dava ve redddedilen birleşen dava yönünden davalı-davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar, 22.07.1991 tarihinde evlenmiş; 16.10.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 15.01.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden taraflar arasında evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı-davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı-davacı vekilinin asıl dava yonünden diğer temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, dava konusu edilen yedi adet araç, bir adet motosiklet yönünden 71.524,66 TL katılma alacağına hükmedilmiş ise de, dosyadaki bilirkişi raporlarının incelenmesinden alacak miktarında maddi hata yapıldığı anlaşılmaktadır. Davaya konu motorlu araçlar yönünden 11.04.2012 tarihli galerici bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda toplam değerin 299.600,00 TL olduğunun belirlendiği, hükme esas alınan 16.04.2014 tarihli hesap bilirkişi raporunda bu tespit edilen değerden borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin yarısı olan 71.524,66 TL'nin katılma alacağı olduğu belirlenmiştir. Ancak değere ilişkin rapor incelendiğinde maddi hata yapıldığı, gerçekte belirlenen değerler toplamının 299.600,00 TL olmayıp 294.600,00 TL olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, doğru toplam değerden borçlar çıktıktan sonra oluşacak artık değerin yarısı olan 69.024,66 TL katılma alacağı yerine fazla katılma alacağına hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Davalı-davacı vekilinin birleşen dava yonünden diğer temyiz itirazlarına gelince; İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı alacağı isteğine ilişkindir. Tasfiyeye konu 6 nolu mesken eşler arasında mal ayrılığı rejiminin gçerli olduğu 25.10.1999 tarihinde davacı-davalı eş adına satış yolu ile edinilmiş ve davacı-davalı kadın adına tescil edilmiştir.
Mahkemece, birleşen davanın reddine karar verilmiş ise de gerekçe dosya kapsamına uygun değildir. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve tarafların dava ile ilgili açıklamaları gözönüne alındığında taşınmazın edinme tarihinde tarafların sekiz yıllık evli oldukları, davacı-davalının SSK İl Müdürlüğü'nde memur olarak, davalı-davacının ise kendine ait alimunyum ve plastik doğrama işletmesi olduğu, her iki tarafında çalışarak gelir elde ettiği, buradan hareketle de davalı-davacının taşınmazın edinilmesinde katkısının olduğunun kabulü gerekmektedir. Ne var ki dosya kapsamında eşlerin taşınmazın edinilmesine katkı oranlarını belirleyecek yeterli veri olmadığı da anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece yapılması gereken iş; TMK 4. ve TBK 50. madde uyarınca, hukuk ve hakkaniyete uygun bir katkı oranı takdir edilmesi, belirlenecek bu oranın taşınmazın tespit edilecek dava tarihindeki değeri ile çarpılması suretiyle katkı payının tespiti ile, talep miktarı da gözetilerek gerçekleşecek sonuca göre bir karar verilmesi olmalıdır. Mahkemenin birleştirilen davanın reddine ilişkin kararı bu sebeple isabetsiz olmuş; hükmün bu yönden de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) ve (3) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı-davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) bentte gösterilen nedenle reddine ve 4.227,15 TL peşin harcın istek halinde davalı-davacı ...'e iadesine 24.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy