MAHKEMESİ : Çameli Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/09/2012
NUMARASI : 2011/200-2012/200
H.. Y.. ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Çameli Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 26.09.2012 gün ve 200/200 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde; Çameli ilçesi, Arıkaya köyünde bulunan, 275 ada sayılı parselin davacıya ait olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın tespitinin yapıldığını, ancak malik hanesinin boş bırakıldığını açıklayarak taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, davacı lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu 275 ada parsel sayılı taşınmazın "tarla" vasfıyla davacı adına tespit ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; özellikle Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü'nün dosyada mevcut cevabi yazılarından; uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan kadastro çalışmaları sırasında 275 ada nolu parselin sınırlandırılmasının yapılarak parsel numarası verildiği, ancak, her nasılsa tespit tutanağının düzenlenmediği ve askı ilanına alınmayarak tescilinin de yapılmadığı, dolayısıyla dava konusu taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede kadastro işleminin hangi tarihte yapıldığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılamamaktadır. Genel mahkemelerde açılan davalarda, kural olarak, taraflarca getirilme ilkesi (HMK'nun 25 md) geçerli olup, hakim kendiliğinden delil toplayamaz. Hakimin, kanunun öngördüğü istisnalar dışında kendiliğinden araştırma ve inceleme yapma, tapu kaydının ya da kadastro tutanağının malik hanesini doldurma yetki ve görevi bulunmamaktadır. Kadastro Mahkemelerinde ise bunun tam aksine re'sen (kendiliğinden) araştırma ve inceleme ilkesi geçerlidir. Mülga 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 54. maddesi ve meri 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30.maddesinde malikin kim olduğunun Kadastro Mahkemesi tarafından saptanıp tespit tutanağındaki malik hanesinin doldurulacağı öngörülmüştür. Yukarıda da açıklandığı üzere dava konusu 275 ada sayılı parselin kadastro tutanağında malik hanesi doldurulmamış ve taşınmaz hakkında sicil oluşturulmamıştır.
Hal böyle olunca, 275 ada sayılı parselin kadastro tutanağında malik hanesi boş olup taşınmaz hakkında sicil oluşmadığına göre Kadastro Mahkemesi'nce, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30. maddesi gözönünde tutularak gerekli araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra malikinin belirlenmesi ve malik hanesinin doldurulması zorunludur. Öyle ise Mahkemece uyuşmazlık hakkında görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının görevli ve yetkili Kadastro Mahkemesine gönderilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'un Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 26.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy