MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptali ve Tescil, Tazminat
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil, tazminat davasının kısmen kabul ve kısmen reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 25.06.2014 gün ve 424/337 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı ... vekili taraflarından süresinde istenilmiş ise de duruşma isteğinin değerden reddine karar verilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, vekil edeninin dava konusu 136 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 170 m2'sini 15.05.2000 tarihli senet ile Şah İsmail Keskin'den satın aldığını, taşınmaz üzerine bina yaptığını ancak sonrasında taşınmazın davalılara satıldığını açıklayarak, senet ile satılan 170 m2'nin vekil edeni adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde vekil edeninin yaptığı binanın ve satılan 170 m2 arsanın bedeli olarak 50.000 TL'nin yasal faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., dava dilekçesinde belirtildiği üzere taşınmazı davacıya sattığını, davalı ..., dava konusu taşınmazı ...'den satın aldığını ve üzerinde davacıya ait evin bulunduğunu bildiğini açıklamışlar, davalı ... ise gerekli incelemeleri yaparak taşınmazı satın aldığını, davacının taşınmazda hakkı bulunmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacının iyi niyetli olduğu ancak davalı ...'ın taşınmaz üzerinde davacının evi ve arsası bulunduğunu bilerek satın aldığı ve kötü niyetli olduğu, mevcut imar durumu nedeni ile davacının evinin ve bahçesinin bulunduğu arsanın dava konusu 136 ada 1 parselden ifrazının mümkün olmadığı gerekçeleriyle, davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine, davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile dava konusu 170 m2'lik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline ilişkin talebin reddine, davacı tarafından yapılan ev ve arsa için tespit edilen 39.847,06 TL'nin yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ve davalı ... vekili taraflarından temyiz edilmiştir.
1-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre; davacı vekilinin tapu iptali ve tescil talebinin reddine ilişkin kurulan hükme yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davacı vekilinin, davaya dayanak olarak sunduğu 15.05.2000 tarihli "Satış senedi" başlıklı senette, 136 ada 1 parselde kayıtlı bulunan arsadan krokide belirtilen 170 m2 kısmının davacı ... 'a, ..., ... ve ... tarafından 500.000.00 TL'ye satıldığı, paranın nakten alındığı, üzerine ev yapmasına rıza gösterileceğinin belirtildiği, dava dilekçesinde üzerine yapılan binanın ve satılan 170 m2 arsanın bedelinin fer'ileriyle birlikte tahsiline karar verilmesinin istendiği anlaşılmıştır.
Dava konusu taşınmazın, yukarıda bahsi geçen satış sözleşmesinden sonra önce davalı ...'ya, ... tarafında da davalı ...'a devredildiği anlaşılmıştır. Mahkemece; davalı ...'ın dava konusu taşınmazı satın alırken davacıya ait arsa ve evi bildiği, bu nedenle kötü niyetli olduğu gerekçeleriyle, bina ve arsa bedelinin davalı ...'dan tahsiline karar verilmiş ise de; bilindiği üzere, harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. 10.07.1940 tarih 1939/2 Esas ve 1940/77 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararına göre “Haricen yapılan (tapu memuru huzurunda yapılmayan) taşınmaz mal satışından dönüldüğünde, satış bedelini geri vermeyen taraf, parası geri verilinceye kadar yararlandığı ürünleri ödemek ve ecrimisil vermekle yükümlü değildir.” Şu halde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararına göre geçersiz sözleşmelerde, akdin geçersizliği sebebiyle her iki taraf verdiğini geri alabilir.
Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi, denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. Ülkemizde yaşanan ve uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyreden enflasyon nedeni ile belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Hukuken geçersiz sözleşmeler tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı gözardı edilmemelidir.
Somut olaya gelince; 15.05.2000 tarihli "Satış senedi" başlıklı senette, satıcı olarak görünen ...'in davada davalı olarak yer aldığı, davacının harici satış nedeniyle davalı ...'e bedel ödediğinin kanıtlanması halinde harici satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesi ve yukarıda açıklanan ilkeler gereğince davalı ...'den tazmini gerekir. Senette yer alan bedelin, uyarlama ve denkleştirici adelet kuralları ile 10.07.1940 tarih ve 1939/2 C, 1940/77 ve 07.06.1939 tarih, 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı YİBK kararlarının kapsamları ve Tefe-Üfe endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlara, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek dava tarihine kadar ulaştığı değerin saptanması, bu konuda uzman bilirkişilerden bir hukukçu, bir serbest muhasebeci yada mali müşavir ve bir bankacıdan rapor alınması gereklidir.
Buna göre, tarafların bildirdiği tüm deliller toplanarak söz konusu bedellerin ödendiğinin kanıtlanması halinde; dosyanın bir hukukçu, bir mali müşavir veya muhasebeci ve bir bankacıdan oluşturulacak üçlü bilirkişi kuruluna tevdi edilmesi, denkleştirici adalet kuralları da göz önünde bulundurularak harici satış senedindeki bedelin uyarlanma suretiyle dava tarihinde vardığı değerin belirlenmesinin istenmesi, bu konuda gerekçeli, karşılaştırmalı, tarafların ve Yargıtay’ın denetimine elverişli rapor alınması, ödenen bedelin dava tarihindeki uyarlanmış güncel değerinin davalı ...'den tahsiline karar verilmesi gerekir. Mahkemece, yazılı gerekçelerle alacak istemi yönünden davalı ...'dan tahsiline karar verilmesi açıklanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararlarına ve açıklanan ilkelere aykırı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün bedel istemine ilişkin bölümünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazlarının 1. bentte yazılı sebeplerle yerinde görülmediğinden REDDİNE, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya, 680,50 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'e iadesine, 17.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy