MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Borçlu vekili, müvekkilinin çiftçilik yaptığından tarlasının ve haline münasip evinin haczedilemeyeceğini ileri sürerek, hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılamada, borçlunun haline münasip evinin haczedilemeyeceği gerekçesiyle ev üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş olup, borçlunun 405 numaralı parsel üzerinde bulunan tarlasına yönelik şikayeti için ise, borçlunun taşınmaz üzerinde 3/44 hissesinin bulunduğu, taşınmazın yarıya yakın kısmında zirai faaliyet yapılmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmesi üzerine hüküm, borçlu vekilince temyiz edilmiştir.
İİK'nun 82/1. maddesinin 4. bendi uyarınca; “Borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazi” haczedilemez. Borçlunun bu maddeden yararlanabilmesi için asıl uğraşının çiftçilik olması gerekir. Yani geçimini çiftçilik ile temin etmelidir. Bunun için borçlunun bizzat kendisinin ziraat yapması zorunlu olmayıp tarım arazisini ortakçıya (yarıcıya) vermek suretiyle işletmesi halinde de bu madde uyarınca haczedilmezlik şikâyetinde bulunabilir. Asıl işi çiftçilik olan borçlunun yan gelir elde etmek amacıyla yan işler yapması çiftçilik sıfatını ortadan kaldırmadığı gibi örneğin çiftçi olan borçlunun, emekli maaşı alması da çiftçilik vasfını ortadan kaldırmaz. Şikayetinin çiftçi olması halinde borçlunun kendisi ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazinin miktarı, haczedilen, haczedilmeyen tüm taşınmazları keşif ve bilirkişi incelemesi ile belirlenmeli ve borçlunun elde ettiği ek gelirler de dikkate alınarak hesaplama yapılmalıdır. Burada sözü edilen aile tabirinden ise, borçlunun kanunen geçindirmekle yükümlü bulunduğu kimseler, borçlu ile birlikte oturmamasına karşılık borçlunun kendilerine nafaka yükümlülüğü bulunan kişiler anlaşılmalıdır.
Somut olayda, borçlunun çiftçilik dışında düzenli gelir getiren işinin bulunmadığı, taşınmazdan elde ettiği gelirin yıllık 327,27 TL olduğu belirlenmiş olup, bu miktarın
borçlunun geçimine yetmeyeceği, geçimini temin edecek başka taşınmazlarının da bulunmadığı nazara alınarak, şikayet konusu 405 parselde borçlunun hissesi üzerindeki haczin de kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.