MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/12/2012
NUMARASI : 2012/653-2012/938
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı 3. kişi vekili, Kadıköy 5. İcra Müdürlüğü'nün 2010/3613 sayılı takip dosyasından, davacıya ait işyerindeki malların 13.01.2011 tarihinde haczedildiğini belirterek, İİK'nun 96. ve devamı maddeleri gereğince istihkak davasının kabulüne ve haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, usulune uygun tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi vermediği gibi duruşmalara da katılmamıştır.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; haciz adresinin borçluyla ilgisinin tespit edilemediği, haciz 3. Şahıs adresinde uygulanmış olup, İİK. 99. maddesi gereğince mülkiyet karinesinin 3. Şahıs lehine olduğu, bu yasal karinenin aksinin alacaklı tarafça hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı, haczedilen malların davacı şirkete ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davaya konu mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dava, İİK. 96. ve devamı maddeleri gereğince 3. kişi tarafından açılmış istihkak istemine ilişkindir.
İİK'nun 97/a maddesi uyarınca, bir taşınır malı elinde bulunduran kimse onun maliki sayılır. Borçlu ile üçüncü şahısların taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi mal borçlu elinde addolunur. Dava konusu haciz, aynı zamanda borçlu şirket ortaklarından olan Ali Güvenç'in huzurunda yapılmış olup, uyuşmazlık konusu malları borçlu şirket ile davacının birlikte elinde bulundurduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle, İİK'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu karinenin aksi davacı 3. kişi tarafından ispat edilmelidir. 13.01.2011 tarihli hacizde, haciz mahallinde borçlu şirket adına düzenlenmiş kira sözleşmesi ve antetli kağıt bulunmuştur. Borçlu şirket ile, istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişi şirketin faaliyet konusu da aynıdır.
13.01.2011 tarhli haciz sırasında istihkak iddia eden davacı şirketin adresinde bulunan A..G..dosyada bulunan ticaret sicil bilgilerine göre borçlu şirketin ortaklarından biridir. Öte yandan; istihkak iddia eden davacı şirketin ortağı ve müdürü olan A.K.. ile borçlu şirketin ortaklarından B.. K.. kardeştir. Ayrıca, dava dosyasında bulunan genel vekaletnamelerin incelemesinden; davalı borçlu İzosan Ltd. Şirketi'ne vekil olarak atanan avukatların aynı zamanda davacı şirketin de vekilleri olduğu görülmüştür. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, borçlu şirket ile davacı üçüncü kişi şirket arasında organik bağın bulunduğunun kabulü gerekir.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 45,45 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy