MAHKEMESİ: Ankara 16. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 18/06/2014
NUMARASI: 2014/914-2014/649
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Borçlu vekili İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; takibe konu olan Ankara 9 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/177 esas, 2014/202 karar ve 29.04.2014 tarihli ilamının HMK 367/2.maddesi gereceğince taşınmazın aynına ilişkin olduğundan kesinleşmeden takibe konulamayacağını belirterek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dava türü olarak tapu iptal ve tescil yazılmış ise de, kararın hikaye bölümünde "davalı E.. Ü..'in diğer davalı ile birlikte dairesinin bedelinden davacıya müştereken-müteselsilen sorumlu olduğu, E.. Ü..'in taşınmazı 28/3/2013 tarihinde 3. kişiye devretmiş olduğu, hüküm bölümünde davanın kabulü ile 132.223,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faize ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine" şeklinde hüküm kurulduğu, taşınmazın aynına ilişkin herhangi bir hüküm kurulmadığı, bu sebeple kararın infazı için kesinleşmesi gerekmediği, gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiş, hüküm borçlu vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK'na eklenen "Geçici madde 3" atfı ile uygulanması gereken HUMK'nun 443/4. maddesi (6100 sayılı HMK'nun 367/2. maddesi) gereğince gayrimenkule ve buna ilişkin ayni haklara dair hükümler kesinleşmedikçe icra edilemez, buna yönelik şikayetler de kamu düzenine ilişkin olup süresiz şikayete konu edilebilir.
Somut olayda takip dayanağı ilamda davacı vekili, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği, müvekkilinin edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, işin bedeli karşılığı müvekkiline 43189 ada 3 parselde ve 9. kat 38 numaralı dairenin davalılardan Selek İnş. Ltd.Şti. tarafından devir edileceğinin sözleşmede kararlaştırıldığını, ancak müvekkiline teslim edilen dairenin halen ferağının verilmediğini, dairenin arsa sahibi diğer davalı E.. Ü.. adına kayıtlı olduğunu, müvekkili tarafından keşide edilen ihtarnameye karşın daire tapusunun devir edilmediğini, bakiye borcun da ödenmediğini, müvekkilinin yedinde olan dairenin tüm giderlerini karşılamaya devam ettiğini ileri sürerek, 38 numaralı dairenin tapusunun iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini,ancak daha sonra davalıların kötü niyetli olarak ve mal kaçırmak amacıyla taşınmazı üçüncü kişiye devretmelerinden dolayı taşınmaz bedeli olan 132.223,50 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Sonuç olarak; takip dayanağı ilamda her ne kadar taşınmazın bedeline hükmedilmiş ise de; Mahkemece tapu iptali tescil talebi, bir başka anlatımla, taşınmazın aynı tartışıldığından, uyuşmazlığın özünde ayni hakka ilişkin mülkiyet ihtilafı bulunmakla bu ilam kesinleşmeden infaz edilemez. Bu durumda Mahkemece, anılan sebebe dayalı şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle şikayetin reddi yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK 297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 27.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.