MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Muhdesatın Tespiti
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki muhdesatın tespiti davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 05.02.2014 gün ve 164/26 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... 101 Ada 39 parsel üzerindeki evin her türlü masrafının karşılanarak kendisi tarafından yapıldığını ileri sürerek, muhdesatın adına tespitini istemiştir.
Davalılardan ... davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, ... köyü 101 ada 39 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki evin davacı tarafından 29.254,13 TL harcanmak suretiyle yenilendiğinin tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan yalnızca ... tarafından temyiz edilmiştir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK m.684/1 ). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 ) . 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m. 1er ), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıkmanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyeti istenemez.
Tespit davası kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK m. 106/2 ) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davasının açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davasının açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her
aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir ( HMK m,114/l-h, 115).
Somut olaya gelince; müşterek muris Kahraman Şan adına ahşap iki katlı ev ve bahçesi niteleği ile tapudu kayıtlı bulunan 101 ada 39 parsel üzerindeki dava konusu evin muris Kahraman Şan tarafından inşa edildiği, davacının bu evle ilgili birtakım iyileştirmelerde bulunduğu kabul edilerek yazılı şekilde davacı tarafından 29.254,13 TL harcanmak suretiyle evin yenilendiğinin tespitine karar verilmiş ise de, davacının evle ilgili yapmış olduğu tadilat, tamirat, iyileştirmelerin muhdesat meydana getirme niteliğinde olmadığı, ancak eda davası niteliğinde sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasına konu edilebileceğinin, eda davası açılabilecek iken tespit davası da açılamayacağı dikkate alınarak davanın reddi yerine kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davalı ... yönünden 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, ve 499,60 TL peşin harcın temyiz eden davalı ...'a iadesine, 02.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.