MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
... ve müşkerekleri ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen ... sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, ... parsel sayılı taşınmazın 2/12 payının tapuda ...adına, 2/12 payının ... kızı ...adına, 2/12 payının ... kızı ...adına, 2/12 payının ... kızı ...adına, 2/12 payının ... kızı ...adına, 1/12 payının Resul oğlu ...adına, 1/12 payının ise davacıların murisi ... oğlu ...adına kayıtlı olduğunu, taşınmazın tamamının 80-90 yıldan beri davacıların ve murislerinin zilyetliğinde olduğunu, kayıt malikleri ...ve ..'in kim olduklarının bilinmediğini, bilinse bile ölümlerinin üzerinden 20 yıldan fazla bir süre geçtiğini açıklayarak bu kişiler adına kayıtlı payların iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuş, kayıt maliklerinden ... oğlu ..'in davaya dahil edilen mirasçıları davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, paylarının iptali istenen kayıt maliklerinin bilinen kişiler oldukları, TMK'nun 713/2. maddesindeki''... maliki 20 yıl önce ölmüş...'' sözcüklerinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği, dolayısıyla yürürlükte bulunmayan bir yasa maddesine dayanılamayacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. TMK'nun 713. maddesinin 1. fıkrasında; “ tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir ” denilmiştir.
.//..
Aynı maddenin 2. fıkrasında ise; “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” amir hükmüne yer verilmiştir.
Görüldüğü gibi TMK'nun 713. maddesinin 2. fıkrasına dayalı olarak açılan davaların başarıya ulaşması; bu fıkrada belirtilen koşullar yanında aynı zamanda 713/1. fıkrasındaki koşulların da gerçekleşmiş bulunmasına bağlıdır. Çünkü 2. fıkrada; “aynı koşullar altında…” denilmek suretiyle aynı maddenin 1. fıkrasına atıfta bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle 1. fıkradaki koşulların araştırılıp belirlenmesi zorunludur.
TMK'nun 713/2. maddesindeki ölüm nedeni Anayasa Mahkemesi'nin 17.03.2011 tarih, 2009/58 Esas, 2011/52 sayılı Kararının 27.03.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan ilamı ile iptal edilmişse de; Dairenin sapma göstermeyen uygulamalarında, Anayasa Mahkemesi'nce yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararın verildiği, 17.02.2011 tarihine kadar hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, yani malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğu kabul edilmektedir.
TMK'nın 713/2. maddesinde birbirinden ayrı üç hal yer almaktadır. Bunlar; ölüm, gaiplik ve tapu kütüğünden malikinin kim olduğunun anlaşılamaması sebepleridir. Davacı taraf, dava dilekçesinde olayları açıklamış, TMK'nun 713/2. maddesindeki üç halden '' maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan '' ve '' ölüm '' sebeplerine dayanmıştır.
Bilindiği üzere ve kural olarak; 4721 sayılı TMK'nun 713/2. maddesindeki az yukarıda sayılan sebepler birbirinden ayrı ispat koşulları olan dava nedenleridir. Davacı taraf bu sebeplerden bir ya da bir kaçına dayanarak iptal ve tescil davası açtığı taktirde; hakimin davacı tarafa süre ve imkan vererek yazılı olan bu sebeplerden hangisine dayandığını açıklattırması (HMK m.31) gerekir. Tapu iptali ve tescile konu edilen paylar paylı mülkiyet hükümlerine tapi olup, davacı tarafın hangi pay için hangi hukuki sebebe dayandığı açıklattırılıp buna göre taraf teşkilinin sağlanması, TMK'nun 713/2. maddesindeki maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan sebebine dayanılması halinde kadastro sırasında revizyon gören dayanak tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren getirtilerek davacıların bildirdiği diğer delillerin toplanıp, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi; aynı maddedeki ölüm sebebine dayanılması halinde ise, taraf teşkili sağlandıktan sonra Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararına ilişkin Dairenin yukarıda izah edilen istikrar kazanan uygulaması da gözetilerek davacıların delillerinin toplanması ve gerçekleşecek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece, bu yolda bir işlem yapılmadan, TMK'nın 713/2 maddesindeki koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy