MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesat Aidiyetinin Tespiti
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 04.06.2014 gün ve 150/236 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Köyünde kain 128 ada 1 parselin müvekkil ile davalılar adına hisseli olarak tapuda tescilli olduğunu, söz konusu taşınmazın müvekkilin babası olan Haşanın ölümü üzerine intikal ettiğini, ayrıca müvekkilinin dava dışı mirasçılardan hisse satın aldığını ve böylece taşınmazın büyük hissedarı olduğunu, müvekkilin davalı olan kardeşleri ile arasının iyi olmasına dayanarak ve dava konusu parseli gerek murisin sağlığı gerekse de ölümünden sonra da uzun süreden beri kullanmasından dolayı dava konusu taşınmaz üzerinde 2006 yılında inşaata başladığını, zaman içinde kısım kısım inşaatın devam ettirildiğini ancak davalıların inşaatın durdurulması için ... İl Özel İdare Müdürlüğü’ne başvurduklarını bu başvuru neticesinde müvekkilinden davalı kardeşlerin muvafakatinin sağlanmasının istendiğini ancak bunun sağlanamaması üzerine müvekkilin ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/326 Esas sayılı dava dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açtığını söz konusu bu davada yapılan keşifte dava konusu binanın değerinin 17.952,00 TL olarak belirlendiğini ve davalıların muhdesatın müvekkili tarafından yaptırıldığını kabul etmediklerini bu nedenlerle taşınmaz üzerindeki muhdesatın müvekkile ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmişir.
Davalılar cevap dilekçelerinde dava konusu taşınmaz üzerine yapılan inşa işinde davacının iyiniyetli olmadığını, dava konusu taşınmaz üzerinde baba evinin var olduğunu ve davacının bu evi tahrip etmek suretiyle inşa işine giriştiğini ve sadece yapıyı değişime uğratarak yenileme çalışması yapmış olduğunu, dava konusu edilen yapının birinci katının duvarlarının dahi halen eski Karataş duvarlardan oluştuğunu bu nedenle taşınmaz üzerindeki muhdesatın mülkiyetinin davacıya ait olmadığını muris babaları Hasan’a ait olduğunu, davacının muhdesat üzerinde bir kısım masrafta bulunmuş olmasının davacıya yalnızca şahsi hak vereceğini ayni bir hak vermeyeceğini, davacının davalıların rızasını almaksızın inşa işine giriştiği hususlarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, taşınmaz ve üzerindeki muhdesatın(evin) taraflara müşterek muristen intikal etmiş olduğu ve evin davacı tarafından bir kısmının yıkılarak aynı temel ve bodrum üzerine inşaata devam edildiği, muristen kalan evin üzerine sadece bir kat atıldığı ve diğer mirasçıların bu yapıya rızalarının olmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yerinde olmayan temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Toplanan delillerden, bir kısım davalıların beyanlarından ve yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarından anlaşılacağı üzere tarafların ortak miras bırakanından kalan eski metruk, tek katlı evin temellerinin sağlamlaştırılarak ve kullanılarak üstüne yeni bir kat meydana getirildiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin de kabulü bu yöndedir. Şu durumda dava konusu binanın belirtilen üst katının davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, mahkemece isteğin tamamıyla reddi doğru görülmemiş hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün HUMK'nun 428.maddesi uyarınca yukarıda 2.bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, davacının diğer temyiz itirazlarının ise yukarıda 1 nolu bentte gösterilen sebeple reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 02.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy